Süreç uzadıkça ümitler azalıyordu Bir yandan da taraftarlar “Her birimiz birer, ikişer forma alsak kulüp transferi karşılayabilir mi?” hesapları yapıyordu. Türkiye’nin her yerinde çocuklar Osimhen formalarıyla sokaklarda dolaşıyor, siyah maskelerini takıp takıp çıkarıyorlardı.

31 Temmuz gecesi, 2025-26 sezonunun kaderi de değişti. İtalyan gazetesi Corriere dello Sport’un deyimiyle “Solo il Gala”, “Sadece Galatasaray” diyen Nijeryalı santrafor 75 milyon avro bonservis bedeli karşılığında Napoli’den Sarı-Kırmızılılar’a transfer oldu. Bu aynı zamanda Türkiye spor tarihinin bonservis rekoruydu. Osimhen, Suudi Arabistan’da alacağı maaştan daha azına İstanbul’da kalmayı kabul etti. O günden bu yana da performansı hiç hız kesmedi. GQ Türkiye olarak bizler de, yıldız futbolcuyu yılın en başarılı insanları listesine almakta tereddüt etmedik. Milyonlarca çocuğa ilham veren Osimhen, az konuşup kendisini sahada yansıtmayı tercih edenlerden… O nedenle de sorularımıza verdiği cevapların satır aralarına siz de dikkat edin isteriz. Nijerya’da yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen ve yardımsever kişiliğiyle tanınan Osimhen’in hayatı bir romanı andırıyor. Bizse onunla Türkiye’de yaşadığı hayatı, taraftarla kurduğu diyaloğu, bu topraklara dair hislerini konuştuk.
Türkiye’ye daha önce gelmemiş bir arkadaşına, Türk taraftarların sana olan sevgisini nasıl anlatırsın?
Bazı futbolcu arkadaşlarıma atmosferi anlatmaya çalıştım. Onlar İstanbul’da maç izlemedi. Bizim oynadığımız karşılaşmaları televizyondan izledi. Oysa Seyrantepe’de olmak çok farklı… Atmosferi tarif etmek için doğru kelimeyi bulmaya çok uğraştım. Çünkü dürüst olmak gerekirse; buraya gelmediyseniz, taraftarların kulüpleri için ne kadar deli olabileceklerini anlayamazsınız. Bunu sadece Galatasaray’da oynadığım için söylemiyorum. Tüm samimiyetimle, atmosfer anlamında, size gösterdikleri sevgi anlamında onlar dünyanın en iyi taraftarları… Taraftarların birçoğuyla bizzat tanıştım. Dünyanın neresine gidersem gideyim onlarla bir araya geliyorum. Bana göre onlardan iyisi yok. Burada daha önce bulunmamış bir futbolcuya onları anlatmak istersem sadece şunu söylerim: Çok fazla konuşmak istemiyorum, gel de stadyumdaki heyecanlı atmosferi kendin gör.
Türkiye’de sokağa çıkıp geçen sezonun en iyi oyuncusunun kim olduğunu sorarsak, sadece Galatasaray taraftarları değil tüm kulüplerin taraftarlarının çoğu senin adını söyler. Bu sana nasıl hissettiriyor?
Bu bana tamamlanmışlık hissi veriyor. Galatasaray gibi bir kulübe geldim ve işime dört elle sarıldım. Ama aynı zamanda kendimle gurur duyuyorum. Yine takım arkadaşlarıma, teknik direktörümüze, tüm teknik kadroya ve başkanımıza teşekkür etmem gerekiyor. Çünkü onlar bana en iyi performansımı gösterebileceğim, bana güvendikleri, ailemin de mutlu olduğu bir ortam hazırladı.
Kızım Galatasaray’a benden bile daha bağlı, diyebilirim. Bunun sebebinin kulübün; sevgi, kuvvet ve forma için mücadele etmeniz gerekliliği üzerine inşa edilmesi olduğunu düşünüyorum. Benim için buna tanıklık etmek çok güzel. Ama aynı zamanda geçen yılın en iyi oyuncusuysam, ödül tüm takım arkadaşlarıma da gitmeli. Asistleriyle, yüreklendirmeleriyle bunu gerçekleştirmemi sağladılar.
ZOR BİR HAYATIN ARDINDAN GELEN BAŞARI
Osimhen, Nijerya’nın 15 milyonluk ticari başkenti Lagos’ta dünyaya geldi. Yoksul bir semt olan Olusosun’da büyüdü. Büyüdüğü ev, şehrin çöplüğünün yanı başındaydı. Çok küçük yaşta annesini kaybetti. Onu babası ve ağabeyi yetiştirdi. Küçük Victor’un ilk futbol ayakkabısı Olusosun çöplüğündendi. Lagos trafiğinde su ve atıştırmalıklar sattı. İnşaatta işçi olarak çalıştı. Küçükken idolü bir Afrika efsanesi, Fildişi Sahili ve Chelsea’nin yıldızı Didier Drogba’ydı. Kader ikisinin de yolunu İstanbul’a, Galatasaray’a çıkaracaktı. Çok çalışan Osimhen, kendi deyimiyle “Tanrı’nın da yardımıyla” başardı. 2015 yılında Şili’de düzenlenen 17 Yaş Altı Dünya Kupası’nda, turnuvanın en büyük yıldızı oldu. Bugünkü Osimhen’in tüm parıltısını henüz 17 yaşındayken gösteren genç yıldız, 7 maçta 10 gol attı. Koçu Amuneke onunla ilgili “Bence çocukluğunda yaşadığı zorluklar işine yaradı. Her zaman başarmak isteyen biri. Kaybetmeyi hiç sevmez” diyecekti. Artık başta Arsenal olmak üzere önde gelen Avrupa ekipleri onun peşindeydi. Ama Osimhen ailesinin seçimi Wolfsburg oldu. Tercihte, Alman ekibinin sahip olduğu sakin ortam ve genç yetenekleri geliştirme kapasitesi etkili oldu. Tüm umutlara rağmen Osimhen’in Bundesliga macerası istendiği gibi gitmedi. Sakatlıklar ilk sezonunda performansını sekteye uğrattı. Forma giydiği 14 maçta gol atamadı. Kulüp yetkilileri onu fit ve yeterince iyi olmamakla suçladı. Wolfsburg’dan Belçika’nın Charleroi ekibine kiralandı. Yaşanırken acı veren bazı olaylar, insanın geleceğine iyi etki eder. Bu da onlardandı.
Galatasaray’da olduğum sürece, her zaman forma için savaşacağım, taraftarlar için savaşacağım. Her şeyimi vereceğim.
Avrupa kıtasındaki ilk büyük performansını burada sergiledi. Attığı 20 gol onu Fransa’ya, Lille’e taşıdı. Fransa’da da aynı performansı tekrarlayınca yolu Çizme’ye çıktı. Napoli, Osimhen için Lille’e 60 milyon avro ödedi. Wolfsburg yönetimi o zaman yanlış karar verdiklerini anladı ve pişman oldu. Ama artık çok geçti. Victor, Lille’den sonra Napoli’ye transfer olduğunda şanssızlıklar peşini bırakmadı. Çok sevdiği babasını COVID-19 nedeniyle kaybetti. Babasının cenazesinde kendisi de aynı hastalığa yakalandı. 2021 yılında tüm kariyerini etkileyecek bir sakatlık yaşadı. Şu an Fenerbahçe’de oynayan, o dönem Milan forması giyen stoper Škriniar’la kafa kafaya çarpışan Osimhen’in çenesine 18 vida, yüzüne 6 plaka takıldı. İşte bu sakatlığın travması nedeniyle, Victor hâlâ maske takıyor. İtalya’da 3. sezonuna geldiğinde tüm sakatlıklar ve şanssızlıklar geride kalmıştı. Kariyerinin zirvesine çıktığı sezonda, Mertens’in de forma giydiği Napoli’yi 33 yıl aradan sonra şampiyonluğa taşıdı. 26 golle Serie A’da gol kralı olurken, Maradona’nın posterlerinin yanına Osimhen resimleri eklenmişti. Sonraki sezon, ne Napoli’nin ne de Victor’un istediği gibi geçti. Göreve gelen yeni teknik direktör Conte’nin tercihi, onunla çalışmak değildi. İtalyan teknik adamla yaşadığı sorunlar Victor’un İstanbul’a çıkan yolunun taşlarını döşeyecekti. Conte’nin ona hissettirdiği sevgisizlikten doğan ihtiyacı, Galatasaray taraftarı giderecekti.

“BASKI SÖZ KONUSUYSA HEP ÜSTE ÇIKARIM”
Kuşkusuz Osimhen’in geçen yılki başarısında takım arkadaşlarıyla, kulüple ve yönetimle olan uyumu büyük rol oynadı. Bu sezon da Şampiyonlar Ligi’nde oynadığı tüm maçlara damga vuran Osimhen, bir yandan da ligin gol kralı adaylarından. Yani Nijeryalı yıldız, bu sezon daha da göz önünde… Hedeflerinin sonu olmayan Osimhen’in Türkiye kariyerine baktığımızda şunu söylemek çok mümkün: Sevilmeyi seviyor.
Galatasaray tarihinin en pahalı transferisin. Bu sende baskı yaratabilirdi ama performansına baktığımızda bunun böyle olmadığını görüyoruz. Bunu nasıl başardın?
Baskı altında olmaya alışkın olduğumu düşünüyorum. Baskı altında kalmak söz konusu olduğunda hep üste çıkarım. Ama tabii ki burada olmak istediğim için de böyle oluyor. Hem başkana, hem yönetime, hem de tüm antrenörlere teşekkür etmeliyim. En önemlisi de, beni isteyen taraftara şükran borçluyum. Benim de kalpten bir şekilde onları istediğimi biliyorlar. Geçen yıl kiralık olarak geldiğimde neyim var, neyim yoksa verdim ve bu sene de durum aynı… Galatasaray’da olduğum sürece, her zaman forma için savaşacağım, taraftarlar için savaşacağım. Her şeyimi vereceğim. Bu benim için büyük bir keyif.
Kazandıktan sonra, bunu çabucak unutmalı ve bir sonraki maça odaklanmalısınız. Bence bu, büyük kulüp mentalitesi.
BAŞARI FORMÜLÜ: ADANMIŞLIK, ÖLÇÜLÜLÜK VE UNUTABİLME
Victor Osimhen’e, hayata dair sorularımız da var. Ama o, verdiği cevaplarda yaşamında tüm önceliğinin kariyeri ve futbol olduğunu anlatıyor. En sevdiği Türk yemeğini soruyoruz. Yanıtı teklemeden mantı. Hatta, söyleşiden daha bir gün önce yediğini belirtiyor. En sevdiği semti sorduğumuzda verdiği yanıt beni şaşırtıyor. Bebek, Arnavutköy, Yeniköy gibi Boğaz semtlerini veya Nişantaşı gibi bir yanıtı beklerken, Kemerburgaz diyor. Aklımdan “Nasıl yani?” diye geçirirken “Çünkü antrenman sahamıza çok yakın” diyerek yine hayatını özetliyor. Dışarıda vakit geçirmekten çok, yakın arkadaşlarıyla zaman geçirmeyi seviyor. Hayatı kamplarla, deplasman maçları için yolculuklarla geçen biri için galibiyet kutlamaları, en mutlu anlardır. O nedenle Victor’a “Önemli bir galibiyet aldığınızda bunu nasıl kutluyorsun?” diye soruyorum. Yanıtı şöyle: “Kazandıysak kutlamalara öncelikle soyunma odasında başlıyoruz. Eve gidene kadar o galibiyetin mutluluğunu hissediyorum. Bir sonraki gün soyunma odasında arkadaşlarımla o maçta atılan golleri ve galibiyeti konuşuyoruz.” Bu söyleşide Nijeryalı santraforun en yakın arkadaşının Brezilyalı Gabriel Sara olduğunu öğreniyoruz. Ondan iki kez söz ediyor: “Gabriel Sara beni hep kızdırmaya, sinirlendirmeye çalışıyor. Ama bunu eğlenceli bir şekilde yapıyor. O benim kardeşim…” Osimhen’in hayatı, adanmışlığın yanında ölçülülüğü ve yeri geldiğinde unutmayı da içeriyor. Bu denli büyük başarısının formülü de belli ki bu: “İlk kutlamanın ardından, maçın üzerinden 2-3 gün geçince, (galibiyet) aklımızdan çıkar. Bir sonraki maça odaklanırız. Bence bu, büyük kulüp mentalitesi. Kazandıktan sonra, bunu çabucak unutmalı ve bir sonraki maça odaklanmalısınız.”