Cristiano Ronaldo’nun Bir “Übermensch” Olarak Portresi

Yalnızca yeşil sahaların değil, beyaz camın da gelmiş geçmiş en büyük yıldızlarından biri olan Cristiano Ronaldo’nun biyonik varlığı, Türk Telekom’un son 4.5G reklamıyla bir kez daha tescil edildi.

12 Mayıs 2016

Cristiano Ronaldo’nun Bir “Übermensch” Olarak Portresi

Günümüzde endüstriyel futbol denen kavramı damıtsalar ortaya Cristiano Ronaldo çıkar herhalde. Daha önce oynamış ya da hâlâ oynamakta olan hiçbir futbolcu, “endüstriyel futbolun tecessüm etmiş hali” etiketini CR7’den daha iyi taşıyamaz muhtemelen.

Belli bir popülariteye erişmiş hemen her futbolcu, büyük pazarlama ekosistemine bir şekilde dahil edilir. Ancak bu kapıdan içeri girmeyi başaran oyuncuların çoğu birtakım “insani” özellikleriyle, özel hayatlarıyla ya da bazen zaaflarıyla bu ekosisteme tam uyum sağlayamazlar; şu veya bu ölçüde eğreti dururlar.

Biyonik aura ve bireysellik

Cristiano Ronaldo ise neredeyse bu ekosistem için tasarlanıp imal edilmiş bir figür. Sadece az bulunan üstün futbol yetenekleri değil, her şeyden önce bir takım sporu olan futbol mesleğini icra etmesine rağmen sahip olduğu tavizsiz bireyselliği, gem vurulmaz hırsı ve biyonik aurası da bu imajı besleyip kuvvetlendiriyor.

CR7’nin özel hayatı bile, bu tasarlanmış kimliğin bir bileşeninden ibaret. Kim olduğu hâlâ bilinmeyen bir anneden doğan tek çocuğuyla sürdürdüğü alışılmadık türden hayatı ya da ultra hızlı ilişki trafiği, bu tarifi zor kimliğin en kolay gözlemlenebilen emareleri.

Türk Telekom’un geçen ay ekranları yüksek bir frekansla dolduran 4.5G reklamı, Cristiano Ronaldo’nun biyonik algısını, bir mecaz olmanın ötesine taşıdı: Reklamda oynadığı maçın ortasında o efsanevi hızını bir anda kaybeden Ronaldo, derdine çare bulmak için atlayıp Türkiye’ye geliyor.

CR7, bundan önceki reklamlarında, özellikle de Nike imzasını taşıyan işlerde, bir robot olarak değil ama hep bir çeşit insanüstü varlık, bir “übermensch” olarak resmedildi. Söz konusu reklamlara yakından bakınca, Ronaldo’yu Türk Telekom reklamında robot olmaya kadar götüren biyonik kimliğin adım adım nasıl inşa edildiğini açıkça görüyoruz. 

Hızın öteki adı

Ronaldo’nun yıllardır ince ince işlenerek şekillendirilmiş kişisel marka algısının en belirgin alameti farikası hız ve bunu ilk keşfeden marka Türk Telekom değil. Daha önce Nike, “Be fast. Be Mercurial” sloganıyla hazırladığı ayakkabı reklamında bu inanılmaz süratin şiirini yazmıştı.

Reklamda sakin bir İspanyol ezgisi eşliğinde futbol sahasında esen fırtınaya şahit oluyoruz. Teknik direktörden hakeme, seyircilerden polislere, bariyerlerden köpeklere kadar sahadaki her şey, Ronaldo’nun yarattığı rüzgarla havada uçuşuyor.

Hız, Ronaldo’nun kişisel marka algısıyla o kadar bütünleşmiş bir özellik ki, oyuncu daha Manchester United’da oynadığı çaylak döneminde rol aldığı reklamda bile koşarak bir Bugatti Veyron’la kapışmış ve bu sürat harikası arabayı alt etmeyi başarmıştı. 

Her zaman esas oğlan

İçinde Ronaldo’nun yanı sıra Drogba, Cannavaro, Rooney, Ronaldinho (ve hatta Kobe Bryant) gibi birçok süper starın yer aldığı üç dakikalık bir reklam hayal edin. Bu reklamın başrolünü kim kapar?

2010 Dünya Kupası için hazırlanan ve Alejandro González Iñárritu imzasını taşıyan “Write the Future” reklamının bu soruya yanıtı çok netti. Bu uzun reklam boyunca söz konusu süper starlar tek tek arzı endam edip yeteneklerini sergiliyorlar ama nihayetinde heykeli dikilen ve son gol vuruşunu yapmaya layık görülen isim elbette Cristiano Ronaldo oluyor.

Ronaldo çok sayıda futbol yıldızının bir arada rol aldığı başka reklamlarda da “esas oğlan” rolünü hiçbir zaman kaptırmadı. 2014 Dünya Kupası için hazırlanan “The Last Game” adlı animasyon harikası reklam da bu anlamda bir istisna değil.

Reklamın kadrosu rüya takımından farksız. Takımın başında teknik direktör olarak Brezilya ve Real Madrid’in efsane santrforu “gerçek” Ronaldo bulunurken kalede Tim Howard, diğer mevkilerde Andrés Iniesta, Franck Ribéry, Neymar, Wayne Rooney gibi isimler mevcut.

Kadroda egosuyla nam salmış, adı ukalalığın kelime anlamına denk gelen Zlatan Ibrahimovic bile var ama kusursuz klon futbolculardan oluşan rakip takıma karşı oynanan oyunda son çalımları atıp fileleri havalandıran isim yine Cristiano Ronaldo.

Aynı kadronun anime değil gerçek hallerinin ve çok daha fazlasının (Piqué, Pirlo ve hatta bildiğimiz yeşil dev Hulk) rol aldığı bir başka reklamda da durum değişmiyor. Ronaldo yine başrolde, son noktayı yine o koyuyor.

Bu üç reklam durumu açıkça ortaya koyuyor: CR7, sahip olduğu yeteneklerden bağımsız olarak, markalar dünyasının “seçilmiş” oyuncusu... 

Bay “tam isabet”

CR7 personasının diğer dikkat çekici alameti farikası, gol vuruşlarındaki ustalık ve topu tam isabetle istenen yere gönderme kabiliyeti. Ronaldo’nun bu özelliğine en net vurgu yapan reklam ise Herbal Life’a ait. Söz konusu reklamda CR7, üzerinde yeşil bir Herbal Life tişörtüyle, etrafına yere yatırılmış çöp kovaları dizili bir futbol sahasının ortasında karşımıza çıkıyor. Amaç, bilek ustalığını sergilediği isabetli şutlarla kovaları tek tek dik duruma getirmek. Performans göz kamaştırıcı.

CR7’nin bilek ustalığına vurgu yapan tek reklam bu değil. Samsung Galaxy 11 için hazırlanan ve uzaylıların dünyayı istila etmesine futbolla karşılık verilen uzun reklam serisinin başında Franz Beckenbauer, dünyanın en iyi futbolcularını seçip göreve çağırırken (bu sefer kadroda Messi de var!), Ronaldo bir kız takımına karşı tek başına ve ayaklarıyla voleybol oynarken bulunup davet ediliyor.

“Ayağını raket gibi kullanmak”, bileklerinin maharetiyle temayüz etmiş futbolcular için başvurulan en klişe benzetmedir herhalde. Cristiano Ronaldo, bu konudaki yeteneğini sergilemek için bir Nike reklamında ayaklarıyla Rafael Nadal’a karşı tenis bile oynadı.

Ronaldo’nun en büyük rakibi kabul edilen Messi, eşi görülmemiş üstün futbol yeteneklerine dikkat çekmek isteyenler tarafından çoğu zaman “uzaylı” diye anılır. Reklam dünyasının sınır tanımayan yaratıcı hayal gücüyle ince ince işlediği CR7 tablosuna baktığımızda ise Ronaldo’nun da öyle alelade bir fani olmadığını açıkça görüyoruz.

CR7, belki Messi gibi dünya dışı bir varlık değil ama eldeki onca malzemeye bakarak en azından bir çeşit mutant olduğunu iddia edebiliriz. Ronaldo’yu SIM kart takıp uçuran, uzaylılarla kapıştıran, arabayla yarıştıran, ona ayağıyla tenis ve voleybol oynatan reklamcıların elçisiyiz…