Dapper Dan yeniden meydanda

80’lerden 90’ların başına dek Harlem’deki butiği 7/24 açıktı, semtin yıldızıydı. Önce gangsterleri giydirdi, sonra spor ve müzik dünyasından ünlüleri. 92’de kepenk indirmek zorunda kaldı; Dapper Dan için hava karardı. Peki ya sonra? Geçtiğimiz yıl Gucci’nin kampanyasına nasıl taşındı, Oscar partisinde neden Salma Hayek’in sırtında adı yazılıydı? Dapper Dan’in dönüş ve Harlem’i ısıtan Akdenizli güneşin doğuş hikayesidir.

13 Nisan 2018

Dapper Dan yeniden meydanda

En yakın geçmişten, Vanity Fair’in düzenlediği Oscar Partisi’nden başlayalım söze. Salma Hayek, Gucci’nin GG logosuyla kaplı pembe ve altın rengi lureks bir ceket-etekle partiye katıldı. Ceketin arkasında kristallerden Dapper Dan yazılıydı. 1992 yılında Harlem’deki butiğinin kepengini istemeden indiren Dan, onca yıl sonra kendi tabiriyle “yeraltından çıkmış”, geçtiğimiz yıl sonunda Gucci’yle işbirliği yapmış, bu sayede Ocak ayında butiğini yeniden açmış, Mart ayındaki Oscar partisi için Salma Hayek’e kostüm tasarlamıştı. Gecenin sonrasında ‘DapperDanHarlem’ adlı Instagram hesabına Salma Hayek’in fotosunu koydu ve altına şunları yazdı: “Gecenin en önemli kostümünü Salma Hayek giydi. Kesinlikle nefes kesici göründüğünden değil, ki nefes kesiciydi. Gecenin en iyi kostümü olduğu için de değil, ki değildi. Kostüm Gucci olduğu ya da onu ben yaptığım için de önemli değildi. Önemliydi çünkü Brezilya’nın favelalarında, Güney Afrika'daki Soweto’da ve dünyanın tüm gettolarında yaşayan ve bir köşeden dünyaya açılmaya çalışan tüm kalem arkadaşlarıma bir mesaj gönderdi. Bu kostüm önemliydi, çünkü biliyorlar ki benim hikayem onların hikayesi; biliyorlar ki Salma’nın konumunda biri, benim yaptığım bir kostümü giyiyorsa, onlar da tasarımcı olabilirler.” Peki neydi Dapper Dan’in hikayesi?

Daniel Day’in, nam-ı diğer Dapper Dan’in babası 1910 yılında 12 yaşındayken Harlem’e geldi. Day, Afrika kökenli Amerikalıların ikamet ettiği, kültürel ve iş hayatlarının merkezi, kuzey Manhattan semti Harlem’de doğdu. Ailesi yoksuldu. Giysilerini hayır kurumlarından edindi. Delik ayakkabılarını çocukken deliklere kağıt tıkarak, gençliğinde linolyumla kapatarak giydi. Kıyafetler onun için değerliydi; çünkü kendi deyişiyle “insana kendini önemli biriymiş gibi hissettirebilirdi”.

Yetişkinliğinde, kürk fabrikası olan Yahudilerden aldığı deri ve kürk ceketleri satmaya başladı. Harlem’deki popüler butikler de kürk ve deri ceketlerini bu fabrikadan alıp daha pahalıya sattıkları için Day’in yoluna taş koydular, o da birkaç terziyle anlaşarak kendi tasarımlarını yapıp satma kararı aldı. 1982’de 125. caddede kendi butiğini, “Dapper Dan of Harlem”i açtı. Volümlerle oynayan, deriyi kürkle kombine eden, giymesi karakter isteyen parçalar yapıyordu. Kendi tabiriyle sembolizme tutkundu, lüks markaların logolarının hikayesine meraklıydı, logoları tasarımlarında dilediği gibi kullanmaktan geri durmadı. İlk müşterileri gansterlerdi. Interview’e verdiği röportajda “Orta sınıf siyahlar yaptığım şeyi kabullenemezdi” demişti. “Tasarımlarımı giymek için devrimci bir ruhun olmalıydı. Bu kitle gansterler olmayacaktı da kim olacaktı… Hem para da onlardaydı.” Sporcular ve müzisyenler gansterleri takip etti. Basketbol oyuncuları Mark Jackson ve Walter Berry; boksçu Mike Tyson ve Floyd Mayweather; rap şarkıcıları LL Cool J ve Rakim… Dapper Dan, kıyafetten aksesuara hatta oto döşemesine farklı kategorilerde özel tasarımlar yapıyor, Harlemli couture tasarımcısı olarak tanınıyordu. Yedi gün 24 saat açık butiği 80’lerin sonunda ünlülerin uğrak durağı, semtin yıldızıydı. 1992 yılında, Fendi’yle mahkemelik oldu ve butiğini kapadı. Sadık birkaç müşterisi için tasarım yapmaya devam etse de zoraki kapanışın ardından Dan, ‘yeraltına’ girdi; bir-iki özel proje dışında ses vermedi. Ta ki geçtiğimiz yıl Mayıs ayında, Gucci’nin 2018 Resort koleksiyonu Floransa’da sahne alıncaya dek.

Palatine Galerisi’nde sergilenen koleksiyondaki tasarımlardan biri Dapper Dan için fazlasıyla tanıdıktı. Artistik direktör Alessandro Michele, Dan’in 1989’da ünlü Amerikalı atlet Diane Dixon için tasarladığı, gövdesi kürkten, ultra hacimli kolları LV logolu deri ceketi, yaklaşık 30 yıl sonra GG logosuyla sahneye gönderdi. Defile sonrasında tasarımları karşılaştıran kareler sosyal medyadaydı. Michele’ye göre referans noktasının Dapper Dan olduğu ziyadesiyle ortadaydı; bu, onun tasarımını kendine mal etmek değil, Dan’e bir saygı duruşuydu. Ve yaşananlar, Gucci ve Daper Dan arasında yapılacak işbirliğinin köprüsü oldu.

Geçtiğimiz sonbahar Gucci, kreatif direktörlüğünü Alessandro Michele’nin yaptığı, Glen Luchford’ın fotoğrafladığı Men’s Tailoring kampanyasının yüzünün Dapper Dan olduğunu açıkladı. Dan, Harlem sokaklarında çocuklar arasında; bir zamanlar Duke Ellington, Aretha Franklin gibilerin performans sergilediği semtin tarihi venüsü Apollo Tiyatrosu’nda poz verdi. Kâh mavi kareli takım ve papyonuyla renkli bir beyefendi; kâh beyaz çorapları ve mokasenleriyle caz düşkünü, trendsetter bir Harlemli. Üstelik İtalyan modaevi ve Dapper birlikteliği bu karelerin de ötesine geçti ve Gucci, Dapper’ın butiğini yeniden açması için destek vereceğini açıkladı.

GQ Style’dan Edwin Stats Houghton’a konuşan Dapper Dan, işbirliğinin doğuş hikayesini şöyle anlatıyor: “Dürüst olmak gerekirse, o dönemde markanın benimle irtibata geçmeye fırsatı bile olmadı. Hip-hop’çılardan ve stilistlerden benimle ilgilendiklerini duymuş, oldukça da şaşırmıştım. Hatta başta şaka olduğunu sandım. Sonra oğlum Jelani Day’le konuyu düşündük ve bir görüşme ayarlamaya, ilk adımı atmaya karar verdik.” O ilk görüşmeden sonrasıysa malum hikaye. Dapper Dan’in butiği ‘Made in Harlem’ damgasıyla yeniden faaliyette. Üstelik bu kez Gucci’nin rüya gibi kumaşları emrinde.

“Geçmişle bugün arasındaki farkı şöyle açıklayabilirim” diyor, Dan. “Eskiden tasarımlarımı yapmak, fırtına esnasında bir ev inşa etmek gibiydi. Şimdiyse hava güneşli. İstediğim kadar yaratıcı olmakta özgürüm. Her parçayı ben tasarlasam da materyallerin ve kumaşların yükünü ve sorumluluğunu taşımak zorunda değilim artık. Markaların baskına gelmesi, makinalarıma el koyması gibi bir derdim de yok. Bu durum her zamankinden daha fazla yaratıcı olmaya teşvik ediyor beni, en çok da bu yüzden heyecan duyuyorum.” Dapper Dan, bugün tek sınırlayıcı faktörün, kendi moda anlayışı ile Gucci’nin bakış açısı arasında ortak bir payda oluşturabilmek olduğunu söylüyor. Bunu hem Gucci’nin geleneksel çizgisinden sapmadan hem de Alessandro Michele’nin vizyonuna sadık kalarak yapmayı başarabilmek onun için önem taşıyor. “Alessandro’nun fikir yapısını baz alarak ilerlemeliyim. Ancak o bütün dünyayı kucaklayan, her fikre ve inanca saygı gösteren bir tasarımcı olduğundan, ‘onun anlayışı’ deyimi uçsuz bucaksız bir alana tekabül ediyor. O, benim gördüğüm, dünyada böylesi kapsayıcı bir vizyona sahip ilk tasarımcı. Kim olursanız olun, onun üretimlerinde kendinize yer bulursunuz.”

Vanity Fair, birkaç yıl önce Dapper Dan’e New York’ta insanların stilini gözlemlemeyi sevdiği semtler olup olmadığını sormuş. Dan, şöyle yanıtlamış: “Belli tipte insanların takıldığı kulüplere gitmeyi seviyorum ben. Örneğin bir gay kulübüne gidiyorum, neler giymişler bakıyorum. Bir hip-hop kulübüne gidiyorum, neler giymişler bakıyorum. Çünkü biliyorum ki buraya gidenler nasıl olmak ve görünmek istiyorlarsa öyleler. Bir semte gitsem oysa, kim bilir belki de çoğu işi için giyinmiştir.” Michele ve Dan’in birbirine duyduğu hayranlığı anlamak çok da zor değil. Michele kapsayıcı, Dan dışlamaya karşı. Her ikisinin stilinde de bireyselliğe övgü var. “Bence moda bir altkültüre nüfuz ettiği kadar ondan kaçabilir de” diyor, Dan. “Öyle muazzam ki, içinizde bir yerlerde ‘bunu yapmalıyım, bunun dışında kalmalıyım’ dedirtir. Moda bence böylesi bir şey. Modada doğru ya da yanlış yok. Zayıf ya da güçlü var. Bir tasarımcı harikaysa bu bir güçtür. Ve siz onun gücünü kullanabilirsiniz.”

Dapper Dan, bir güç birliği sayesinde yeniden Harlem’de.