Yeni Kökler: Saat Evreninde 1970’ler ve Ötesi

Saat firmalarının tarihleri doğumlarıyla başlar ve hepsi de ne kadar eski tarihlenirse o kadar gurur duyarlar. Ancak eski ve köklü firmaların yanında, yeni doğmuş veya genç olanların da kabul edecekleri ortak milatları 1970'lere dayanır. Sepia filtreli anılarda fonda disko müziği ve pop çalıyorken; ön cephede Vietnam Savaşı, Watergate Skandalı, petrol kesintileri, teknolojik yenilikler ve sisteme başkaldıranların İspanyol paçalarla cenk ettiği bu yılların kol saatlerine yaptıkları unutulmaz.

24 Aralık 2020

Yeni Kökler: Saat Evreninde 1970’ler ve Ötesi

1970'ler modern saatçiliğin ikinci Rönesans’ını işaret etmesi açısından önemli. “Köklü olmalarıyla övünen saat firmaları” demiştik hatırlayacaksınız, işte onları o yıllara hiçbir şey yıkamamıştı ta ki Japonlar pilli saat teknolojisiyle çıkagelene dek. Buharla gelen endüstri devriminin ‘Kükreyen 20'ler’ isimli bir döneme damgasını vurması -üstelik de her alanda- boşuna değil. Üretimin adeta zirve yaptığı bu dönem boyunca ve ertesinde tasarım, teknoloji, üretim gittikçe demokratikleşti. Bu durum geçtiğimiz yüzyılın sonlarına yaklaştıkça başka türden ihtiyaçlara yol açtı. Biz zenginleştikçe sunulan ürün ve hizmetler çeşitlendi. Teknoloji ise onları daha geniş kitlelere yaydı. Bundan belki de nasibini almayan tek alan olan saat yapımı, hâlâ el emeğine tâbiydi ve satın almak biraz masraflıydı. 

İsviçreliler tarafından geliştirilmiş olsalar da, Japonların mükemmel hale getirdiği Quartz mekanizmalar sayesinde tüm dünyayı ucuz ve neredeyse kesin bir şekilde şaşmaz saatler kapladı. Haliyle bu dönemde emektar İsviçreli ustaların kapısına kilit vurulan atölyelerine, zamanla büyük saat firmaları da katıldı. Tarihleriyle ve kökenleriyle gurur duyan İsviçre saat endüstrisi yetkinliğini o güne dek hep kronolojiyle ölçüyordu. İşte bu dönemde silkelenen markalar için saat yapımının kuralları değişti ve bir devrime eşlik eden sessiz bir isyan düzeni kurulmaya başladı. 

Soğuk Savaş dönemini oldukça yaratıcı bulanlar arasındayım. Teknoloji ve geride kalma korkusu insana neler yaptırıyor değil mi? Özellikle tasarımın teknolojiyle dansı ağzımızı açıkta bırakacak ürünlere ve hayallere dönüştü ki bugün bile hayranlık duymamak zor. 

1960'larda bizi uzaya götürecek araçların tasarımlarında uzmanlaştık ve uçuk kaçık fikirler ürettik.1970'lerde ve sonrasında ise bunları daha ileri götürdük. Uzayda ve diğer gezegenlerde yaşamayı mümkün kılacak habitatlar düşündük. Bilim ve teknolojideki gelişmelerin kişisel bilgisayarlara giden yolu açmasıyla bugünlerde hepimizi ve dünyayı dönüştürmeye tam gaz devam eden Dördüncü Endüstri Devrimi’nin tohumlarını bu dönemde attık. Ekonomik darboğazlar, politik kararsızlıklar ve değişimler, iktidar ve istikrar sıkıntıları, kişisel buhranlar ve bunlara eşlik her türden depresyon sonucu çıkan isyanlar bu dönemi kabaca anlatmaya yeterli. Ve tüm bunlar günümüzle ne kadar benzer değil mi? Böyle bakınca disko topu ve İspanyol paça pantolonlar, iki dönemi birbirinden ayırt eden ‘neşeli ve naif’ unsurlar olmaktan öteye geçemiyor. 

Bu dönem Quartz mekanizmalar yüzünden sarsılmaz tahtlarından yere düşen İsviçreli markaların çoğu bir daha adları anılmamak üzere yok olmuştu. Kalanlar ise adaptasyon ve regüle ettikleri pazar koşullarıyla bugüne dek gelmiş ve tüketimi belli bir seviyede tutabilmişti. Peki onları o dönem kurtaran ne olmuştu? Cevabı çok basit: Tasarım. 

O güne dek ‘sportif ve lüks’ kelimeleri saat tasarımında pek bir araya gelmemişti. Modern hayat hızlansa da saat tasarımları hantaldı ve yanınızda gezdirmekten utandığınız sevgiliniz veya arkadaşınız gibi hissettiriyordu. İşte bu durumu gören akıllı tasarımcıların cesur yöneticilerle işbirlikleri sonucu bugün dünyanın en çok beğenilen, uğruna yıllarca sıra beklenen bazı saat modelleri doğdu. 1970'lere epey benzeyen bu dönemde de akıllı saatler yüzünden aynı kâbusu tekrar görmeye başlayan saat firmaları, bu kez duruma  hazırlıklı. Firmaların bu yıl sunduğu bazı saatler, ön saflarda endüstriyi savunan şövalyeler. Bu saatlere yakından bakın, çünkü tarih onları yazacak.  

Bu yazı GQ Türkiye Sonbahar 2020 sayısında yayınlanmıştır. 

"Akıllı Saatler mi Klasik Saatler mi? yazısını buradan okuyabilirsiniz.

 





Maksut Aşkar: Özgür İrade Gezegeninde Bir Şef

DERGİ KONULARI | Maksut Aşkar: Özgür İrade Gezegeninde Bir Şef

Engin Öztürk: Centilmenlik Beyaz Bulut Gibi Gezmeli Üzerimizde

DERGİ KONULARI | Engin Öztürk: Centilmenlik Beyaz Bulut Gibi Gezmeli Üzerimizde

Haldun Dormen: Enerjisi Mutluluğundan

DERGİ KONULARI | Haldun Dormen: Enerjisi Mutluluğundan

Alina Boz: Yeni Nesil Bir Yıldız

DERGİ KONULARI | Alina Boz: Yeni Nesil Bir Yıldız

Osman Sezener: Başrolde Ateş

DERGİ KONULARI | Osman Sezener: Başrolde Ateş

Erol Tabanca: Zahmetsiz Rahmet Olmaz

DERGİ KONULARI | Erol Tabanca: Zahmetsiz Rahmet Olmaz

Daha Fazla Göster