Gabriel Picard
Bir yıl önce dünya adeta ona doyamıyordu. Fıstık kreması TikTok akışlarından taşıyor, içi parlak yeşil dolguyla dolu çikolata barları hepimizin konuştuğu tek şey hâline geliyordu. Havalimanlarında stoklar tükeniyor, dünyanın dört bir yanındaki market zincirleri taklitlerini raflara yerleştiriyor ve bir anda latte’den kurabiyeye kadar her ürünün ambalajında “Dubai Çikolatası” ifadesi yer almaya başlıyordu.
Elbette Dubai çikolatası hikâyesinin kendi kendini yazan bir versiyonu da var: Viral bir gıda trendi patlar, büyük market zincirlerinin tamamı tarafından kopyalanır, orijinalinin çok daha ucuz versiyonları piyasayı doldurur ve internet yeni bir ilgi alanına yönelir. Fıstık yeniden yalnızca fıstık olur. Biz de onu cronut ve gökkuşağı renkli bagellerin yanına koyup konuyu kapatırız. Ancak Fix Dessert Chocolatier’in Dubai’deki bir mutfaktan fıstık kreması, tahin ve tel kadayıf dolgulu çikolata barlarını ilk kez satışa sunmasının üzerinden iki yıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen, öncülük ettiği lezzet kombinasyonu hâlâ geniş kitlelere yayılmayı sürdürüyor gibi görünüyor.
Son birkaç ay içerisinde Lindt, Trader Joe's, Costco, Tesco, Crumbl ve Starbucks gibi gıda sektörünün en büyük isimleri Fix’in açtığı yola girdi. Dünya genelinde fıstık fiyatları yüzde 34 arttı. Bir gıda kategorisinin tedarik zinciri, Fix’in kurucu ortaklarından Sarah Hamouda’nın hamileyken künefe canı çektiği için evde hazırladığı bir ürün nedeniyle değişti. Fix’i Hamouda ile birlikte kuran Yezen Alani, “Bir an mutfakta tarif denemeleri yapıyor, ikimiz de kurumsal işlerde çalışıyorduk; bir sonraki anda ise teslimat sistemini çökerten binlerce sipariş aynı anda gelmeye başladı,” diyor. “Biz hiçbir zaman ‘Dubai Çikolatası’ adını kendimiz koymadık. İnsanlar çikolatamızın o dönemde yalnızca Dubai’de satıldığını görünce bu ismi internet ortaya çıkardı.” Böylece şehir, halkın ortak kabulüyle bir lezzetin adı hâline geldi. Ve bu ortak kabul, görünen o ki ciddi bir popülerlik dalgasını beraberinde getirdi.
2026 yılında “Dubai”nin ne anlama geldiğini sorarsanız, kime ve ne okuduğuna bağlı olarak onlarca farklı cevap alırsınız. Geçen yıl şehri ziyaret eden ve üst üste üçüncü kez rekor kırılmasını sağlayan 19,59 milyon uluslararası ziyaretçi için Dubai, beklentilerin ötesinde performans göstermeye devam eden bir destinasyon. Şehre ilk üç Michelin yıldızlı restoranlarını kazandıran Michelin müfettişleri için, aralarında dünyanın tek üç Michelin yıldızlı Hint fine dining restoranı olan Trèsind Studio’nun da bulunduğu bir gastronomi merkezi anlamına geliyor. Tripadvisor ise Dubai’yi 2026 yılının dünyanın en iyi ikinci gastronomi destinasyonu olarak seçti. Michelin Rehberi bugün şehirde 35 farklı mutfaktan 119 restoran listeliyor. Dünyanın en büyük gıda ticaret fuarı olan Gulfood ise bu yıl iki dev fuar alanına yayılarak ölçeğini iki katına çıkardı; 195 ülkeden 8.500 katılımcı Dubai’yi gıda inovasyonunun küresel merkezi olarak konumlandırdı. Görünen o ki şehrin gastronomi alanındaki itibarı kolay kolay ortadan kaybolmayacak.
Çikolataya adını veren ve 140 milyon izlenmeye ulaşan TikTok videosu ilk kez “Dubai çikolatası” ifadesini kullandığında, şehre dair çağrışımlar da ürünün ayrılmaz bir parçası hâline geldi: lüks, viral etki, ayrıcalıklılık ve benzerleri. Bölgesel gerilimlerin yaşandığı bir dönemde 2026’daki Dubai, geçmişte zaman zaman indirgendigi tek boyutlu lüks imajından çok daha katmanlı bir küresel algıya sahip. Trendin ödünç aldığı isim, insanlar bunun farkında olsun ya da olmasın, geçen yıla kıyasla çok daha fazla bağlam taşıyor. Ancak orijinal “Can't Get Knafeh of It” çikolatası her zaman düşünülerek tasarlanmış bir gıda ürünüydü: Geleneksel bir Arap tatlısının elde tutulabilir bir forma yeniden yorumlanmış hâli. Alani, “Yarattığımız şey hiçbir zaman yalnızca fıstık ve çikolatadan ibaret değildi,” diyor. Ürün, sosyal medyadan yüzyıllar öncesine uzanan zengin bir Orta Doğu mutfak mirasından besleniyordu. “İnsanların bölgenin bir parçasıyla ve onun hikâyesiyle bağ kurduğunu hissediyoruz,” diye ekliyor.
Görünüşe göre Dubai’nin gıda dünyasındaki etkisi her zaman kaçınılmaz olacak ve Fix bunun nedeninin net bir örneği. Birleşik Arap Emirlikleri’nde doğmuş bir aile şirketi olarak, viral bir ürünün karşılaşabileceği en acımasız sınava, yani kitlesel ölçekte taklit edilmeye dayanabilecek kadar titiz bir iş ortaya koydu ve bu süreçten kimliğini koruyarak çıktı. Alani, “Seyahat ettiğimiz her yerde yeni bir şey görüyoruz,” diyor. “İtalya’da fıstık ve çikolata aromalı cannoli’ler, Kore’de Dubai usulü yumuşak kurabiyeler...”
Alani’ye göre en sevdiği hikâyeler ise menüsüne Dubai çikolatasından ilham alan bir tatlı ekleyen ve “sakin geçen günlerden dükkânın etrafını saran kuyruklara” ulaşan küçük yiyecek ve içecek işletmelerinden geliyor. Fix o zamandan bu yana Londra’daki Harrods ve Singapur Changi Havalimanı’ndaki pop-up etkinliklerle uluslararası varlığını genişletti, Dubai Duty Free’deki konumunu güçlendirdi ve Time to Mango, Jam Or Go Nuts ve Honey I'm Comb gibi yeni tatlar piyasaya sürdü. Bunların tamamı, tek bir başarılı ürüne yaslanmak yerine yaratıcı ivmesini sürdüren bir markaya işaret ediyor. Dubai çikolatasının geleceğine ilişkin olarak ise Alani şöyle konuşuyor: “Amacımız bilinçli bir şekilde büyümek, ürün kalitesini korumak ve attığımız her adımın hâlâ Fix ruhunu taşımasını sağlamak.” Bu sözler, bir dalganın üzerinde ilerleyip onun sürmesini umut eden bir markanın dili değil. Temellerinin kalıcı olduğunu bilen kurucuların dili.
BU İÇERİK İLK OLARAK GQ MIDDLE EAST WEB SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR.