Kelsey Niziolek; Getty Images; GQ US
Fitness odaklı yeni bir flört ve sosyalleşme uygulaması olan ATEAM’de gezinmeye başladığınızda, ilk bakışta sıradan bir flört uygulamasından pek farklı görünmeyebilir. Üstsüz spor salonu selfie’leri, favori film ve podcast listeleri ya da sauna alışkanlıklarıyla ilgili bir soru hızla gözünüzün önünden geçiyor. Ancak biraz daha gezinince alışılmadık bir şey görüyorsunuz: 49, 56 ya da 62 gibi rakamlar. Bunlar potansiyel eşleşmelerin dinlenik kalp atış hızları.
Fitness takıntılı kişiler, özellikle de kendilerini dayanıklılık sporcusu olarak görenler için sayı ne kadar düşükse o kadar etkileyici. İnsanları fitness üzerinden bir araya getirmek amacıyla tasarlanan ATEAM’de bu veriyi paylaşmak doğal hissettiriyor. Özellikle de wellness takıntılı pek çok kullanıcı için sağlığı temsil eden bir sayı paylaşmak, boy bilgisini paylaşmaktan daha anlamlı bile sayılabilir. Kurucu Dan Ilani, “Profillerin fazlasıyla veri odaklı hissettirmesini istemedik,” diyor. “Ama sağlık ve wellness insanların kimliklerinin merkezinde önemli bir yer tutmaya başladı. Bu yüzden dinlenik kalp atış hızı bize eğlenceli bir sohbet konusu gibi geliyor.” Ilani’ye göre şu ana kadar kullanıcıların yaklaşık yüzde 20’si dinlenik kalp atış hızını profiline eklemeyi tercih etti. Bunların çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor.
Düşük dinlenik kalp atış hızının, yani RHR’nin, bir fitness gösterişine dönüştüğü tek yer flört uygulamaları değil. İnsanlar daha önce özel olarak inceledikleri ya da yalnızca bir fitness antrenörü veya sağlık uzmanıyla güven içinde paylaştıkları sağlık takip cihazı verilerinin ekran görüntülerini artık sosyal medyada da paylaşıyor. Profesyonel spor dünyası bile bu metriği gözler önüne seriyor. Tour de France sırasında Whoop, Mathieu van der Poel ve Tadej Pogačar gibi profesyonel bisikletçilerin 30’lu değerlerin sonlarına kadar düşen dinlenik kalp atış hızlarını canlı televizyonda yayımladı. Rhode Island, Providence’da çalışan kuvvet antrenörü Henry Lau, “Bu, zengin insanların Lamborghini’leriyle hava atmasına benziyor,” diyor.
Ancak Lamborghini’nin aksine dinlenik kalp atış hızı sadece gösteriş için değil. European Journal of Preventative Cardiology’de yayımlanan 2021 tarihli bir araştırma, dinlenik kalp atış hızı dakikada 70 atımın üzerinde olan kişilerin kardiyovasküler hastalık ve tüm nedenlere bağlı ölüm açısından daha yüksek risk altında olduğunu ortaya koydu. UCLA Health’te spor kardiyoloğu olan ve Los Angeles Lakers, Sparks ve Dodgers’ın takım kardiyologluğunu yapan Dr. Jeffrey Hsu, uyku skoru ya da kalp atış hızı değişkenliği, yani HRV, gibi daha karmaşık giyilebilir cihaz verileriyle karşılaştırıldığında RHR’nin bir statü sembolü olarak arkasında belli bir bilimsel temel olduğunu söylüyor. Dinlenik kalp atış hızı, kardiyovasküler kondisyonunuza dair anlık bir fikir verebilir ve zaman içinde yaşa bağlı hastalıklara yakalanma riskiniz hakkında ipuçları sunabilir.
Dr. Hsu, “İşin özünde, kelime oyunu bir yana, daha düşük dinlenik kalp atış hızıyla fitness arasındaki ilişki verimliliğe dayanıyor,” diyor. “Kalp antrenmanla birlikte gerçekten yeniden şekilleniyor.” Özellikle dakikada 60 atımın altındaki düşük bir RHR, kalbinizin odacıklarının büyüdüğünün ve kalp kaslarının güçlendiğinin bir işareti olabilir. Böylece kalp her atımda daha fazla kan pompalayabilir ve vücudunuza oksijen sağlamak için dakikada daha az kez atması yeterli olur.
Bu da fitness seviyesini tek bir ölçüte düzenli biçimde indirgemeyi ve bu değerin zaman içindeki değişimini izlemeyi seven insanlar için RHR’yi tatmin edici bir veri haline getiriyor. New York’ta yaşayan koşucu Roberto Clemente, düşük dinlenik kalp atış hızından gurur duyuyor ve zaman zaman bunu özel Instagram Stories hesabında paylaşıyor. Haftada ortalama 40 ila 80 mil koşarken birkaç yıl içinde bu sayının yavaş yavaş düştüğünü gördü. “Bu yalnızca antrenmanlarıma ne kadar emek verdiğimi göstermiyor, hayatımın her alanında stresi minimuma indirmeye ne kadar bağlı olduğumu da gösteriyor,” diyor. “Her gün öncelik verdiğim yaşam tarzının ve sağlıklı alışkanlıkların bir göstergesi.”
Flört bağlamında ise bu sayı, birinin sizinle uyumlu bir partner olup olmayacağına dair küçük bir pencere açıyor. Eski NFL oyuncusu ve ATEAM ortağı Dale Moss’un ifadesiyle, insanların “dünyada nasıl hareket ettiklerini ve günlük hayatlarının nasıl olduğunu” gösteriyor. Uykuyu önceliklendiriyorlar mı? Her hafta sonu çok mu alkol tüketiyorlar? RHR bu sorulara tek başına cevap veremez ama birinin alışkanlıklarının profilinde sunduğu yaşam tarzıyla gerçekten örtüşüp örtüşmediğine dair bir ipucu daha sağlayabilir.
Elbette ATEAM’de herkesin bu veriyi paylaşması gerekmiyor. Dolayısıyla RHR’nizi gösterme kararı, sayının kendisinden çok nasıl bir insan olduğunuz hakkında bir şeyler söylüyor olabilir. Ilani, “Muhtemelen bir giyilebilir cihaz kullanıyorlardır. Whoop, Oura ya da Garmin gibi,” diyor. “Muhtemelen verileri üzerine düşünüyorlardır.” Ilani’ye göre bunu çekici bulan kişi de büyük ihtimalle sağlık ve fitness konusunda aynı ölçülebilir, veri temelli yaklaşımı benimseyen biri. Başkaları içinse bu veri takıntısı sola kaydırmak için yeterli bir sebep olabilir.
Ancak RHR’yi bir insanın tüm sağlıklı yaşam tarzını özetleyen kısa bir gösterge olarak kullanmanın bir sorunu var: Son derece fit bazı insanların dinlenik kalp atış hızları özellikle düşük değil. Dr. Hsu genetik, vücut büyüklüğü, yaş ve cinsiyetin bunda rol oynadığını söylüyor. Birlikte çalıştığı elit sporcular arasında bile dinlenik kalp atış hızı 70’lerde, 80’lerde, hatta 90’larda olan kişiler görüyor.
Dr. Hsu insanlara yalnızca bu sayıyı düşürmek amacıyla antrenman yapmalarını tavsiye etmese de kendi kalbinizin zaman içindeki eğilimlerinden bir şeyler öğrenebileceğinizi söylüyor. Clemente, verilerini zaman içinde kendi baz değeriyle karşılaştırmak ve “işlerin doğru yönde ilerleyip ilerlemediğini görmek” için kullandığını belirtiyor.
Ancak RHR’nizi bir onur nişanı gibi sergilemek, sayı başlı başına bir hedefe dönüştüğünde sorunlu hale gelebilir. New York’ta çalışan kişisel antrenör Kyle Parker, “Belli bir noktadan sonra inanılmaz derecede ters etki yaratma potansiyeli var,” diyor. “İnsanlar saatlerindeki sayıyı düşürmek uğruna durmaksızın kardiyo yapabilir ama bu süreçte eklemlerini, kardiyovasküler kondisyonlarını ve yaşam dengesi denebilecek her şeyi mahvedebilirler.” Dr. Hsu, başkalarını etkileyecek bir sayıya ulaşmak için koşu saatlerini sürekli artıran kişilerin aşırı antrenman riskine de girdiğini ekliyor.
Sonuç olarak Dr. Hsu, etkileyici derecede düşük bir sayı ortaya çıkaran alışkanlıkların, sayının kendisinden çok daha önemli olduğunu söylüyor. Sadece o alışkanlıkları bir flört profilinin köşesine sığdırmak çok daha zor.
BU İÇERİK İLK OLARAK GQ US WEB SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR.