Erkek gibi tartışma rehberi

Duygusal, sosyal veya profesyonel hayatta, kimse olur olmaz her şeye söylenen küçük çocukları sevmez. Ama sürekli uysal takılan, paspas ruhlu birini de kadınlar mıymıntı bulur, iş arkadaşları kaale almaz.

28 Eylül 2012

Erkek gibi tartışma rehberi

1. KÜÇÜK ATIŞMALARIN KEYFİNİ ÇIKARIN

Partilerde küçük tartışmalar normal sohbetlerden çok daha heyecanlıdır. (Önemsiz konular hakkında oldukları sürece elbette). Karşılıklı sıralanan küçük argümanlardan bahsediyorum, İsrail devleti hakkında bağıra çağıra kavgaya tutuşmaktan değil. Ciddi bir konudan ziyade, ıvır zıvır bir mevzu seçin. X-ray görüş yeteneğine sahip olmanın ya da uçabilmenin güzel olup olmayacağı veya hapishanede mi, akıl hastanesinde mi yatmayı tercih edeceğiniz gibi şeyler. Unutmayın, ne düşündüğünüzün bir önemi yok. Önemli olan karşınızdakilerin savunduğu fikre olanca ciddiyetinizle karşı çıkmanız. Böylesi, onlara nereden geldikleri veya ne iş yaptıkları gibi nazik sorular sormanızdan çok daha etkili olacaktır. Ayrıca bu son derece seksi bir davranış. Tanımadığınız bir kadınla girdiğiniz küçük diyaloglar, aranızda kıvılcımlar çıkartabilir. “Eğer gerçekten profesyonel bir suikastçı yerine golf oyuncusu olmayı tercih ediyorsan, ufak ufak delirmişsin demektir” gibi bir cümle, hem samimi hem de kışkırtıcıdır. Dansa benzer ama ondan iyidir. (Üstelik danstaki gibi terlemezsiniz de). İkiniz arasında flörtöz bir rekabet yaratır. Diğer kişiyi oyuna davet eder. Bu oyunu da çok az oyuncu giyinik bitirir.

2. SARHOŞ TAKLİDİ YAPIN

Kavga mayalanmaya başladığında hıçkırın veya ayağınızın üzerinde hafifçe yana yatın. Eğer sonradan tartışmayı veya kontrolünüzü kaybederseniz, olan bitene ertesi sabah omuz silkmeniz daha kolay olacaktır. Eğer tartışmayı kazanır ve arkadaşınızı/rakibinizi/iş arkadaşınızı saf dışı ederseniz de herkes sarhoşken bile düşüncelerinizi düzgün ifade edebilme özelliğinizden etkilenecektir. İş arkadaşınız derken, bunun ofiste kullanmak için çok da etkili bir yöntem olmadığını hatırlatmalıyım. Sonuçta modern patronlar maalesef işyerinde sarhoşluğa karşı pek toleranslı değil. Elbette eğer çalışanların bu yönde teşvik edildiği GQ’da çalışıyorsanız bu kurala uymak zorunda değilsiniz (Şaka yapıyorum. GQ’da sarhoşluğun teşvik edilmediğini deneyerek öğrendim).

3. BÜYÜK MESELELERİ DAHA DA BÜYÜTMEYİN

Önemli konularda tartışmayı damarların fırladığı kıpkırmızı bir suratla sürdürmek hiç de şık değil. Politika veya din hakkında tartışırken her zaman konuyu normalde olduğundan daha az önemsiyor gibi yapmalısınız. Meseleyi hiç sallamıyormuş gibi de yapmayın. Bu sevimsiz görünür. Ama en kötüsü, mizahtan yoksun bir tutkuyla konuşmaktır. Unutmayın, konuştuğunuz insanın herhangi bir şeyi değiştirebilecek gücü yok. Tabii eğer karşınızdaki Henry Kissinger değilse. Dolayısıyla birilerini bir şeylere ikna edebilmek için çırpınmanıza da gerek yok. Bilgi işlem departmanında çalışan zararsız bir arkadaşa “Seni aptal, ortak para birimi sona ermeye mahkumdur” diye bağırırken gülünç oluyorsunuz. Ayrıca eğer karşınızdaki sizden daha iyi bir tartışmacı çıkarsa ne yapacaksınız? Konuya kafadan girerseniz, sıkıştığınızda kaçacak yeriniz kalmaz. Ama mizahi ve eğlenceli bir tonu korumayı başarırsanız kurduğunuz mantık çöktüğünde utanmazsınız. Ayrıca bu yaklaşım size “Dostum bu işi fazla ciddiye alıyorsun. Bu fikri benim üzerimde harcamamalısın. En nihayetinde ben hayatını cam silerek kazanan biriyim” deme şansını sunar. Sonuçta o salak gibi görünür, siz değil.

4. ŞOK TERAPİSİ UYGULAYIN

Bir yabancının (mesela bir taksi şoförünün) korkunç bir görüş dile getirdiğini duyan pek çok insan ne yapacağını bilemez. Bu ırkçılık, seksizm, antisemitizm ya da herhangi bir çağdışı fikir olabilir. Erkekler bir daha hiç görmeyecekleri biriyle tartışmaya girmenin lüzumsuzluğuyla, katılmadığı bir şeye kafa sallama rahatsızlığı arasında bir açmaza düşebilirler. Elbette tartışmak vakit kaybı olabilir. Bir şapşalın görüşlerini mantık kullanarak değiştiremezsiniz. Diğer yandan, yobazlık karşısında sessiz kalmak da zayıflıktır. En temizi, o fikre coşkuyla destek vererek onları korkutmaktır. Biri size kadınların aptal ve beceriksiz olduğunu söylerse, “Onlar ancak dayaktan anlar” deyin. Şayet bunu onaylarsa karınızı son dövdüğünüzde bir gözünü patlattığınızı söyleyin. Asyalı dükkan sahiplerini sevmiyorsa, ona bomba imal eden bir grubunuz olduğunu söyleyin ve katılmak isteyip istemeyeceğini sorun. Tartışmak, rakibinizin fikrine daha büyük bir özgüvenle sarılmasına sebep olacaktır. Oysa bu şekilde onu büyük bir kafa karışıklığıyla baş başa bırakabilirsiniz. Sizin gerçek bir kaçık olduğunuza ikna olup uzaklaşmak için can atana kadar devam edin. Eğer konuşma konusu olan yobazlığın hedefi sizseniz her şey daha da eğlenceli olabilir. Onunla ne kadar çok hemfikir olur ve çıtayı yükseltirseniz, beyni o kadar çabuk yanacaktır.




5. TELEFON DEĞİL E-MAIL KULLANIN

Tartışmalar durup dururken çıkmaz. Bazen ihtilaflı bir konunun altı çok uzun süre açık kalabilir ve siz de kendinizi bunu sürdürürken bulabilirsiniz. Böyle bir durumda telefonla ya da yüz yüze konuşmayı değil e-mail’i tercih edin. E-mail size kelimelerinizi dikkatle seçme şansı ve rahatsızlığınızı zekice ve karşı çıkılamayacak bir şekilde ifade etme imkanı verir. Yüz yüze konuşurken insanlar birbirlerinin lafını keser. Bunun önüne geçmenin tek yolu, bir tarafın ellerinin bağlanıp ağızının tıkanmasıdır ki buna da tartışma değil, adli vaka diyoruz. Gerçekten omzunuzdan atmak istediğiniz bir yük varsa karşılıklı diyalog işe yaramayacaktır. Yazın, düzeltin, yatıp uyuyun, sabah tekrar okuyun ve eğer hâlâ istiyorsanız “gönder”e basın. Çok ileri gidip gitmediğinizi anlamak için de, “bu mail’in BCC’sine annemi koyar mıydım” diye sorun. Elbette eğer annenize yazmıyorsanız. Böyle bir durum için bir sonraki maddeye bakın.

6. EBEVEYNİNİZLE ATIŞMAYIN

Yetişkin bir erkek annesiyle tartışmaz. Anneniz ne derse desin, ne yaparsa yapsın, küçük yumruklarınızı sıkarak anneye bağıracağınız noktayı çoktan geçmiş olmanız lazım. Size akrabalarla ilgili her zaman hatırlamanız gereken bir şey söyleyeyim. Yeri geldiğinde arkadaşlardan, hatta düşmanlardan daha can sıkıcı olabilirler. Başkası yapsa umurunuzda olmayacak davranışlarıyla tansiyonunuzu bir anda zıplatabilirler. Akrabalar sinir bozucudur, çünkü doğa onları öyle olsunlar diye tasarlamıştır. Zaten öyle olmasaydı kimse yaşı ilerlediği için evden ayrılmaz, ensest normal bir şeye dönüşür ve hepimiz üç başlı olurduk. Ergenliğin ortasından itibaren dengeler değişmeye başlar. Siz ebeveyninizi onların sizi üzebileceğinden çok daha fazla üzebileceğiniz bir noktaya gelirsiniz. Güç artık onlarda değildir. Günden güne sizi kaybetmeye başlamışlardır. Sizin önünüzde yeni bir aile kurma şansı vardır, onların yoktur. Bu saydıklarım yüzünden, sabrınız ne kadar zorlanırsa zorlansın, bağışlayıcı ve toleranslı olmalısınız. Bir keresinde yaşlı ve bilge bir adam bana ailevi meselelerde kontrolü kaybetme noktasında beklenmedik derecede işe yarayan bir tavsiye vermişti: “Herhangi bir şey söylemeden önce şu kelimeleri düşün: Şefkat, şefkat, şefkat.” Bu kelimeyle meditasyon yapın ya da yapmayın ama birazını gösterin. Bunu başaramıyorsanız çocuk gibi davranıyorsunuz ve gelişiminizin durmasından mustaripsiniz demektir. Aferin size. Annenizi suçlamaya devam edin.

7. KAVGADAN ÖNCE SEKS YAPMAYIN

Aile ile ilgili maddenin bittiğini söylememe gerek yok herhalde, değil mi? Umarım yoktur! Asla ama asla seks hakkında tartışmamalısınız. Bir ilişkiyi, neden yeterince seks yapmadığınız, kötü yaptığınız veya arkası dönükken resepsiyonist kızla yatmanız hakkındaki atışmalardan daha hızlı öldürecek hiçbir şey yoktur (Bu arada, kız arkadaşınızın sırtını dönmesinden bahsediyorum, resepsiyonistin değil. Eğer onu aldattığınızı itiraf edecekseniz de, bu tür detaylara girmemenizi tavsiye ederim). Buna karşılık, seksten önce tartışmak son derece faydalı olabilir. Tabii bu planlanabilecek bir şey değil. Diyelim uyandınız ve sevişmek istiyorsunuz... Kız arkadaşınıza dönüp “Şişmanlamışsın” demenizi de önermem. Ama seks ihtimalinin bütün ev içi tartışmaları bir fırsata dönüştürdüğünü de unutmayın. Barışma seksinin kavga bittikten sonra yumuşakça yapılan ve yapılırken özürler dilenen bir aktivite olduğunu düşünmek, sık düşülen bir hatadır. Sıkıcı ve yanlış. Her zaman yapabilirsiniz! (Sizi bilmem ama ben partnerimin normal seks sırasında bile özür dilemesi konusunda ısrarcıyım) Tartışmalar kızgın, sert, saldırgan ve son derece ilginç şekillerde seks yapmak için birer fırsattır. Neden tartışmadan önce sevişip bu şansı kaçırasınız ki? Saçma sapan bir tartışmayı sürdürmek yerine tempolu bir salınımın keyfini çıkarabilirsiniz. Sonrasında ikinizin de ruh hali gayet iyi olacağından, tartışmada kullanacağınız argümanlara da ihtiyacınız kalmayacaktır. Endorfin bütün soruları alıp götürür.




8. SORUMLULUK ALMAKTAN KAÇININ

Profesyonel hayattaki tartışmalar girilecek ve girilmeyecek kavgaları dikkatle seçmeyi gerektirir. Her kışkırtıldığınızda atışmaya balıklama dalıyorsanız, ofiste kimse size saygı duymayacaktır. Ama birkaç ayda bir birilerine diş göstermekten de zarar gelmez. İş planıyla ilgili kurumsal bir tartışma için etkili taktik kaçınmak ve pohpohlamaktır: “Bence kötü bir fikir ve sonuçları felaket olabilir. Ama senin genelde bir bildiğin vardır, o yüzden kararı sana bırakmayı tercih ediyorum. Aynen dediğin gibi yapalım derim. Bütün övgülerin doğru adrese yönelmesi için, herkese bunun senin fikrin olduğunu da söylemeliyiz.” Bu, insanların ödünü koparacaktır. Kısa bir süre sonra planın iptal edildiğini göreceksiniz.

9. ONUN TARAFINI TUTUN

Bir kavgada her zaman kız arkadaşınızın tarafını tutun. Münakaşa siz oradayken çıkmışsa mutlaka savunmada yerinizi almalısınız. Eğer olay anında orada değilseniz, size aktarılırken ilgiyle dinleyin. Karşı tarafın bakış açısını anlamaya çalışma hatasına asla düşmeyin. O olan biteni anlatırken sık sık kafanızı sallayın, şoke olmuş, dehşete kapılmış görünün. Eğer yaptığının doğruluğundan emin değilse, “Endişelenmeni gerektirecek bir şey yok. Sorun sende değil onlarda” deyin. Ve bu beşinci kez tekrar ettiğinde olay mahallinden uzaklaşın. Çünkü aslında siz de biliyorsunuz ki sorun onlarda değil, onda.

10. GERGİN OLMAYIN

Gergin olmak, son derece bayağı bir şeydir. İğneleyici bir ses tonuyla konuşmak, durup dururken heyheylenmek veya koridorda volta atmak kimsede şık durmaz. İdeali, her zaman sakin ve soğukkanlı kalmanızdır. Eğer bunu başaramıyorsanız çıldırın ve sanki hayatınız buna bağlıymışçasına ağzınıza gelen tüm küfürleri sıralayın. İçinizde hiçbir şey kalmasın. Bunun sonu iyi bitmeyecektir ama kimin umrunda! En azından eğlenmiş ve rahatlamış olacaksınız.