Basketbol dünyasını ikiye bölen adam

Geçtiğimiz hafta jübilesini yapan Mirsad Türkcan'ın iki yüzü: Cengaver mi kendi için oynayan bir bencil mi?

24 Eylül 2012

Basketbol dünyasını ikiye bölen adam

Tarih, 17 Eylül 2005. Yer, Avrupa Basketbol Şampiyonası. Basketbol tarihimizin en güçlü kadrolarından biriyle çok kötü bir hazırlık dönemi geçirdikten sonra başladığımız turnuvanın ikinci maçı. “Rahat yeneriz” diye çıktığımız Bulgaristan maçı uzatmalara gidiyor ve uzatmaların son saniyesinde Bulgaristan hücumunda kaçan atışın ribaundunu tabii ki Mirsad Türkcan alıyor. Mirsad, Bulgarların faul yapacağını bile bile topu elinden çıkarmıyor. Zaten ne olduysa ondan sonra oluyor. Kerem Tunçeri ile maç içinde küfürleşmeleri, maçtan sonra Mehmet Okur’un “Mirsad zaten hep kendi istatistiklerine oynar.” açıklamaları ve milli takımdaki kutuplaşma.

O 5 saniyelik sekans Mirsad’ın kariyerinin özeti aslında. Maçın en kritik anında 4 kişinin üstünden alınan bir ribaund, 2 saniyelik bir çılgınlıkla elden çıkarılmayan bir top. Bütün basketbol dünyasını ikiye bölen bir adam...

'O ADAM'LARDAN BİRİ
Neredeyse bütün takım sporlarında o adamlardan hep vardır. Bülent Korkmaz, Galatasaray taraftarı için bir efsanedir ancak diğer takımların taraftarı için 'çirkef' ve 'agresif'. Diego Lugano için de aynısı geçerli. Gittiği her takım taraftarınca sevilmiş fakat diğer herkes tarafından nefret edilmiş... Eric Cantona, Manchester United taraftarı için gerçek bir idoldür ama İngiltere’nin geri kalanına girmekte bile sorun yaşayabilir.

Yine de tartışılamayacak bir gerçek var ki o da saydığımız bütün oyuncuların başarısı. Mirsad’ın dudak uçuklatan kariyerine şöyle bir bakalım: 2000-01 Euroleague Normal Sezon MVP Ödülü, 2002-03 Euroleague İlk 16 MVP Ödülü, 2000-01 Euroleague En Çok Ribaund Alan Oyuncusu, 2002-03 Euroleague En Çok Ribaund Alan Oyuncusu, 2002-03 İtalya Ligi En Çok Ribaund Alan Oyuncusu, 2004-05 Rus Ligi En Çok Ribaund Alan Oyuncusu, Euroleague’de 1000 Ribaunda Ulaşan İlk Oyuncu.

BAŞARILARLA DOLU BİR KARİYER
Mirsad’ın basketbol salonundaki başarıları kadar tartışılamayacak bir gerçek daha var. Mirsad’ın yüreği. Kariyerine atletik, uzun kollu bir 4 numara olarak başladı, ribaund seviyesini her geçen sene yukarıya taşıdı ve repertuarına üçlükleri de ekleyip günümüz modern basketbol '4 numara'larının ilk temsilcilerinden biri olmayı başardı.

2011’de 35 yaşındayken Beşiktaş maçında diz bağları kopunca herkes basketbolu bırakmasını beklerken 2012’nin başında sahalara geri döndükten sonraki ilk Euroleague maçında 12 ribaund aldı. Aynı sene top 16’da oynadığı 3 maçta 40 dakika başına 23,2 ribaund alarak, 36 yaşında, bir sene basketbol oynamamış biri için inanılmaz bir istatistiğe imza attı.

MADALYONUN ÖBÜR YÜZÜ
Mirsad, 2005’te milli takım kariyerinin bitmesine neden olacak vukuatından sonra, Marcus Haislip’le kavga etti, 2009’da Efes’e kaybedilen final serisindeki olayların büyümesinde başrolü oynadı. Maçtan sonraki söylentiler ise daha korkunçtu. Sezon sonu Efes’e transfer olmasına kesin gözüyle bakılan Mirsad, iddialara göre, Fenerbahçe Ülker’in seride 2-0 öne geçmesinden sonra, Ömer Aşık’a gidip “Resmen yandım oğlum. Baksana şampiyon oluyoruz. Efes'e imza da atmıştım. Eğer biz şampiyon olursak Ergin Ağabey'i orada tutmazlar. Beni de almazlar. Gitti paralar.” demişti.

Vasat diye nitelendirilebilecek NBA sezonuna başlarken draft olduğu Houston takımının yıldızlarından Charles Barkley’yi kesip ilk beş oynayacağını iddia etmesi bir yana, Knicks’teki koçu Jeff van Gundy’nin bir anısında anlattığına göre ise koçuna gidip “You no 3, Sprewell 2, Johnson 4 me 3.” Türkçe meali: (Senin 3 numaran yok, Sprewell 2 numara, Johnson 4 numara, ben 3 numarayım.) dedi. Koçu JVG ise “You 3, me fired” ( Seni 3 oynatırsam, ben kovulurum.) diye cevap verdi. Kısacası yine az sürede iyi ribaund istatistiklerine imza atmış olmasına rağmen Amerikalıları  güldürerek 1 sene içinde Avrupa’ya geri döndü.

BENCİL Mİ CENGAVER Mİ?
Sonuç olarak Mirsad Türkcan’a bakınca ne gördüğümüz nereden baktığımızla doğru orantılı. Bazıları için seyircileri tahrik eden, kendi istatistiklerine oynayan, gözlerini belertip hakeme sürekli isyan eden bir basketbolcu... Bazıları içinse canını dişine takan; burnu kırılsa, kaşı yarılsa da oynayan, takımı için her şeyini veren bir cengâver... Ancak nereden bakarsak bakalım gözden kaçıramayacağımız tek bir gerçek var: Mirsad Türkcan’ın basketbol oynamak için doğduğu.

Aras Bayram