Bir bisiklet hikayesi: Veloturk

Beş kahraman sporcu 1000 çocuğa 1000 bisiklet hediye etmek için pedal çevirmeye başladı. Veloturk onların rüyası...

07 Mayıs 2015

Bir bisiklet hikayesi: Veloturk

Geçen ilkbaharda başladığımız, gittikçe büyüyen grup binişlerinin birinin sonunda, Okan üç kişinin telefonuna bir mesaj attı: “Ya beyler, boş boş bisiklete binmeyelim.” Üstünde pek durmadım açıkçası. Adam, dağ bisikletinden yola yeni geçmişti ve ormanda binişin cazibesi elbette yolda pek bulunmazdı. Kendi kendime “Sıkıldı herhalde, alışır” dedim. Fakat Okan’ın mesajına Arda ve Berkem balıklama atladılar. 15 dakikalık WhatsApp trafiği sonunda olay şekillenmeye başladı. Gruba Aydın da katıldıktan sonra bir toplantı yaptık. Yurtdışındaki amatör bisiklet yarışlarına katılmayı, bu etkinliğimizi çevreye duyurarak bulacağımız sponsor ve bağışlar sayesinde de çocuklar için bisiklet toplamayı düşündük. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da ihtiyacı olan çocuklara bisiklet hediye etmeye ve bunu da okul dönemi bitene kadar gerçekleştirmeye karar verdik.

Veloturk’ün çekirdek kadrosu, çocukluktan beri bisiklet binen insanlar değil. Elbette hepimizin ilkokul bitirme hediyesi bir bisikletti ama uzun yıllar bisiklete uzak olduk. Sonra bir şekilde yine binmeye başladık ve bırakamadık. Sadece spor yapmak ve sağlıklı olmak için binmiyoruz. Rüzgarın suratımıza vuruşu, güneşin vücudumuzu ısıtışı, geçtiğimiz semtlerin kendine özgü ışığı, kokusu, sesi, insanları... Tüm bu etkiler, her birimizi çocukluk anılarına, küçükken bisiklet bindiğimiz o güzel, mutlu zamanlara geri götürüyor. Ama bu güzel duyguyu yaşamanın ilk şartı, çocukken bisiklet binmiş olmak. Her çocuğun bu duyguyu tatması, bunun ne güzel bir şey olduğunu hissetmesi gerektiğine inanıyoruz. İşte 1000 çocuğa 1000 bisiklet fikri tam da buradan çıktı. Kendimize motto olarak da “Bir çocuk gülünce, dünya güler”i seçtik.

Amatör yarış ne demek?

Bir parantez açıp “amatör yarış” ne demek, onu biraz açıklayayım. Avrupa’da, özellikle İtalya ve Fransa’da başlayıp tüm kıtaya yayılmış amatör yarışlar düzenleniyor. Bunlara “Gran Fondo” veya “Cyclosportif” deniyor. Maalesef Türkçesi yok. Genelde tek günlük, birkaç zorluk derecesinde, profesyonellere kapalı (veya kategori dışı katıldıkları), amatör lisanslı sporculara açık, çoğu yokuşlu +120 km’lik yarışlar bunlar. İçlerinde çok zorlu olanlar da var, nispeten daha az zorlu olanlar da.

Peki ama buralarda kimler yarışır? Amatörler, cami yıkılsa da mihrap yerinde abi ve ablalar, heyecanlı gençler, zamanında profesyonel olamamış veya emekli olmuş gerçek rekabetçi sporcular, teyze ve amcalar, yani herkes. Birinci olmak mühimdir elbette ama asıl önemlisi saygı duyulacak bir sürede parkuru tamamlamak, katıldım ve bitirdim demektir. Çünkü katılıp bitirmek, “Bu iş için çalıştım, fedakarlık yaptım, yarışta ter döktüm, emek verdim” demektir.

Haliyle işin en kolayı, bu kararı vermekti. Hemen sponsor arama işine giriştik. Her birimiz etrafındaki ilişkileri harekete geçirerek bu önemli projeye destek arayışına girdi. Bugün itibarıyla işin çoğunu kotardığımızı düşünüyorum. Tünelin ucundaki ışığı gördük. Hedeflediğimiz desteğin yarıdan çoğu toplandı, bisikletleri alacağımız şirketle de anlaştık. Bu yazı yayınlanana kadar projenin mali ve lojistik tarafını tamamen çözmüş olacağız. Sanıyorum en geç nisan ayı sonunda da hangi illerde, bisikletleri hangi çocuklara hediye edeceğimiz şekillenmiş olacak. Bize inanıp destekleyen tüm sponsorlara, zamanını ve emeğini bu projeye veren tüm dostlara şimdiden teşekkür ederiz.

Tüm sıkıntılara değer

Buraya kadar her şey güzel ama ortak bir sıkıntımız vardı. Veloturk ekibi şimdiye kadar ne takım ne de bireysel olarak, hiç bisiklet yarışına katılmamıştı. 24-49 yaş diliminde beş kişiyiz. Alışkanlıklarımız, performanslarımız, spor yapma düzeylerimiz, hep farklı. Aramızdan ikisi sigara tiryakisiydi mesela. Beşimiz de yemeyi içmeyi seven insanlarız, zaten Arda bir şef. Bu şekilde herhangi bir yarışa katılmamız mümkün değildi.

Kasım ayından beri haftada üç gün, sabah 05.30’da kalkıyoruz ve güçlenme antrenmanları yapıyoruz. Elimizden geldiğince hafta sonları bisiklete biniyoruz. 31 Aralık’ta sigaralar söndürüldü ve bir daha yakılmadı. Şekerli, yağlı yiyecekler, asitli içecekler unutuldu. 20 günde bir diyetisyen önünde donumuza kadar soyunup yağ oranımızı ve kas kütlemizi ölçtürüyoruz. Anamız, karımız gittikçe zayıflayan bedenlerimize endişeli gözlerle bakıyor. Sabah antrenmanları öncesine “gönüllü” spinning seansları ekledik. Bu, çalar saati 05.00’e kurmak anlamına geliyor. Nisan ayına kadar form tutmak ve ilk yarışı şerefimizle bitirmek için elimizden geleni yapıyoruz. O yarışta perişan olacağız ama değer. Çünkü “Bir çocuk gülerse, dünya güler.”

Veloturk ekibi

Ekibin çekirdek kadrosu beş kişiden oluşuyor. Sarper Günsal, Arda Türkmen, Okan Can Yantır, Aydın Diricanlı ve Berkem Ceylan. Takımın fitness koçluğunu Burak Uğur yapıyor. Tüm antrenman programları ona emanet. Projenin danışmanı, Doğada Tek Başına programının yapımcısı Serdar Kılıç.

Tam yol ileri!

Veloturk ekibi 1000 çocuğa 1000 bisiklet projesi için geçtiğimiz sezon Avrupa'nın en önemli yarışlarında pedal çevirdi ve Bitlis'ten Soma'ya, Türkiye'nin dört köşesine yolculuk edip çocukları bisikletleriyle buluşturdu. Bu yıl için hedeflerini büyüten ve 2000 çocuğa 2000 bisiklet hediye etmeye hazırlanan Veloturk sezonun açılışını 4 Nisan'da Belçika'da Ronde van Vlaanderen Cyclo'da yaptı. Bu yarıştan özel görüntülerin de yer aldığı Veloturk belgeseli 7 Mayıs akşamı saat 22:30'da NTVSpor ekranında yayınlanacak. Bu başarı hikayesi hakkında daha fazlasını bilmek için bu akşam saatlerinizi Veloturk'e ayarlamayı unutmayın!

twitter.com/veloturk

veloturk.org