Merseyside’ta derbi zamanı

İngiltere’nin en köklü rekabetlerinden biri olan Everton-Liverpool çekişmesi bu hafta sonu yeniden sahne alıyor. Tarihi kapışmada avantajlı görünen taraf bu kez maviler.

23 Ekim 2012

Merseyside’ta derbi zamanı


Dünyanın en başarılı futbol kulüpleri listesi yapılacaksa, Liverpool her zaman en üstlerde yerini almalıdır. Merseyside’ın kırmızı yakası ülke içinde kazandığı 18 şampiyonluk, 7 Federasyon Kupası ve 8 Lig Kupası zaferiyle müzesini doldurmuş durumda. Üstelik Avrupa kupalarında da adanın en başarılıları onlar. 5 Şampiyonlar Ligi, 3 UEFA Kupası, 3 Süper Kupa ile rakiplerine gözdağı veriyorlar. Ancak işler bir süredir Liverpool’un istediği gibi gitmiyor. İngiltere’deki son şampiyonluğunu 1989-90 sezonunda kazanan kulüp, Premier Lig’e geçiş yapıldığından beri bu sevinci hiç yaşayamadı ve şampiyonluk sayısında da komşu şehrin takımı Manchester United’a geçilmiş durumda. Neyse ki Avrupa kupaları var ve kırmızılar şampiyon olamadıkları bu yıllarda Şampiyonlar Ligi’ni, UEFA Kupası’nı ve Süper Kupa’yı kazanmayı başararak "biz hala büyüğüz" mesajını vermeye devam edebildiler. Ancak Liverpool’un ülke içindeki bu uzun süreli başarısızlığı birçok espriye konu oluyor. Bunların en bilineni “Bir Liverpoollu ile futbol konuşmaya başlarsanız, ikinci dakikada bugünü değil, tarihlerini ve geçmişte kazandıkları kupaları anlatmaya başlar” şeklinde tüm dünyada söyleniyor.
 
Merseyside rekabetinin mavi yakası ise, şehirdeki ezeli rakibine göre çok daha az kupa sahibi ve her zaman küçük kardeş olarak görülen taraf. Toplam 9 şampiyonluğu bulunan kulüp tıpkı Liverpool gibi Premier Lig tarihinde hiçbir zaman ipi göğüslemeyi başaramadı. Müzesinde 5 Federasyon Kupası ve 1 de Kupa Galipleri Kupası bulunduran maviler ezeli rekabetin daha az popüler olan tarafı.
   
Matruşka’dan doğan rekabet

Liverpool kulübünün kuruluşu oldukça ilginç. Kulüp, 1892 yılında, Everton’un o sıralardaki başkanı John Houlding tarafından kuruldu. İngiltere’deki ilk resmi ligin kurucularından olan Everton’ın bira imalatçısı başkanı Houlding, aynı zamanda mavilerin maçlarını oynadığı Anfield Road’un da sahibiydi. Her sokağında çocukların top koşturduğu Liverpool şehrinin insanlarını tribünlere çekmeyi başaran Everton ligde şampiyon olmuş ve bu başarı biracı başkanın ağzını sulandırmıştı. Her iş adamı gibi esas amacı para kazanmak olan Houlding, başkanı olduğu takımdan, kendi sahasında oynayabilmesi için daha fazla kira talep ediyordu. Everton yönetimi ise bu zorlamayı kabul etmiyor ve Everton FC maçlarını yapmak için hala kullandıkları Goodison Park’ın yolunu tutuyordu. Şimdi Houlding’in elinde bir saha ve cebinde de parası vardı ama ortada bir takım yoktu. Başkan hemen harekete geçti ve liman şehrine rekabeti getirecek olan hamlesini yaptı; Liverpool FC kurulmuştu. Önce amatör ligden, ardından da ikinci ligden yükselmeyi başaran şehrin kırmızıları artık Everton ile aynı ligdeydi ve rekabet başlayabilirdi. İki takım arasında 1895’te oynanan ilk maçı 3-0 kazanan Everton, şampiyonluk yaşadığı sahadan kovulmanın intikamını alıyor ve şehrin büyüğü olduğunu ilan ediyordu. 1959 yılına kadar iki takımın da birbirine bariz bir üstünlük sağlayamadığı ve birbirine yakın sayılarda şampiyonluk kazandığı bir rekabet yaşandı şehirde. Ancak tarih 1959’da değişecekti. Liverpool’un yeni teknik direktörü Bill Shankly olmuştu ve bir hanedanlık kurulmak üzereydi. Kırmızılar, Shankly döneminde fırtına gibi estiler. İkinci ligden çıkan takım 3 lig şampiyonluğu, 2 Federasyon Kupası ve 1 UEFA Kupası’na uzandı. “Liverpool’da iki büyük takım vardır. Biri Liverpool FC, diğeri de Liverpool FC yedekleri” diyecek kadar iyi bir taraftar olan Shankly’nin mirasını bıraktığı Bob Paisley de hanedanın müzesine 6 şampiyonluk kupası, 1 UEFA Kupası ve 3 Şampiyon Kulüpler Kupası ekliyordu ve Liverpool artık dünyanın en başarılı kulüplerinden biri oluyordu.

 

 


Kırmızıların rüzgarının azalmaya başladığı 80’lerin sonlarında 2 şampiyonluk ve 1 Kupa Galipleri Kupası kazanan Everton kendisini Şampiyon Kulüpler Kupası’nda göstermeye hazırlanırken, tüm dünyayı kedere boğan Heysel Faciası yaşandı. Liverpool ile Juventus arasında oynanan maçta İngiliz taraftarların neden olduğu izdihamda 39 kişi ölmüş ve İngiliz takımlarına 5 yıl Avrupa’dan men cezası verilmişti. Mavilerin önü bir kez daha ezeli rakipleri tarafından kesilmişti ve Everton’un harika kadrosu dağılıyordu.
  
Asla Yalnız Yürümeyecekler

Heysel faciası sonrası Everton’un da Avrupa’dan men edilmesiyle iki takım arasındaki rekabet, Beatles’ın şehrinde hiç hissedilmeyen nefreti ortaya çıkardı. Sokak kavgalarını, ayrılan mahalleleri birleştiren ise yine bir felaket olacaktı. Hillsborough faciası liman şehrinin mavi ve kırmızı çocuklarını yeniden birleştiriyor ve acılarını bir arada yaşıyorlardı. Yıllarca Liverpoollu taraftarların suçlu gösterildiği ve 96 taraftarın öldüğü olaylar için İngiliz hükümeti geçen ay resmi olarak özür diledi ve sorumluluğun kendilerinde olduğunu kabul etti. Everton kulübü de, hükümet açıklamasından bir hafta sonra Goodison Park’ta kurbanları Merseyside United sloganı ve Justice For The 96 tezahüratlarıyla anarak ne kadar saygı duyulası bir rakip olduğunu tüm dünyaya gösterdi.
Şiddetin ve nefretin egemen olmadığı Merseyside rekabetinin iki tarafı için de işler Premier Lig kurulduğundan beri iyi gitmiyor. İki kulüp de 1990 yılından sonra limana şampiyonluk otobüsünü yanaştırmayı başaramadılar. Geçmişi kupalar ve zaferlerle dolu olan Liverpool için gerçek bir travmaya dönüşen bu yıllar yakın bir zamanda sonlanacak gibi de görünmüyor. Kulübün el değiştirme süreçleri, yapılan yüksek meblağlı ancak sonuç getirmeyen transferler, teknik direktörlerde tutturulamayan istikrar taraftarın geçmişi özlemle anmasına neden oluyor. The Toffees lakaplı Everton ise rakibine göre daha istikrarlı bir görüntü çiziyor. 10 yıldır David Moyes’in yönettiği takım şampiyonluğa yaklaşamasa da, neredeyse kasadan para çıkarmadan orta sıralarda yer alıyor ve oynadığı oyunla da saygıyı hak ediyor.
 
Şampiyonluğun şu anda Liverpool şehrine uğraması uzak bir ihtimal. Komşu Manchester ve Londra, ligi domine etmeyi sürdürüyor. Ancak ne kadar başarısızlık yaşarlarsa yaşasınlar, bu rekabetin iki yakası da asla yalnız yürümüyor.
 
Armağan Ükünç


Ünlü Aktörlerin Unutulmaz Fitness Dönüşümleri

FITNESS | Ünlü Aktörlerin Unutulmaz Fitness Dönüşümleri

Dayanıklılığınızı Artırmak için En İyi 3 Kettlebell Egzersizi

FITNESS | Dayanıklılığınızı Artırmak için En İyi 3 Kettlebell Egzersizi

Mat Fraser’ın Beslenme Programına Göz Atın

FITNESS | Mat Fraser’ın Beslenme Programına Göz Atın

Kevin Hart’ın Spor Rutinine Göz Atın

FITNESS | Kevin Hart’ın Spor Rutinine Göz Atın

Evde Yapılacak En İyi Egzersiz (ve Kaçınmanız Gereken 4 Hata)

FITNESS | Evde Yapılacak En İyi Egzersiz (ve Kaçınmanız Gereken 4 Hata)

Fitness Motivasyonu: Zac Efron'un Spor Tutkusu

FITNESS | Fitness Motivasyonu: Zac Efron'un Spor Tutkusu

Daha Fazla Göster