Güzel ve şaşırtıcı: Irina Shayk

Süper model Irina Shayk'ın güzelliği karşısında bir kez daha şaşırdık. Şaşkınlığımız geçince de ona neleri neden sevdiğini sorduk.

04 Ocak 2013

Güzel ve şaşırtıcı: Irina Shayk

Çırağan Sarayı'ndaki Sultan Süiti'ne girerken aklımdan neler geçiyordu hatırlamıyorum ama içeride karşılaştığım ihtişamla kendime geldiğimi söyleyebilirim. Irina'nın içeri girmesi ise kusursuz bir tablonun tamamlanması gibiydi.

Dürüst olmak gerekirse; 25 dakika boyunca her türlü soruya içtenlikle cevap veren, sürekli gülen ve samimi olduğunu hissettiren, devamında bir saate yaklaşan çekim süresince en ufak bir kapris ibaresi göstermeyen biriyle karşılaşacağımı tahmin etmiyordum. Yanılmışım. Bunda, röportaj öncesinde kendisine Moskova'dan aldığım kartpostalı hediye etmiş olmamın etkisi var mıdır bilmiyorum. Yoktur herhalde, neyse.

Irina konuşmaya New York'u anlatarak başlıyor. Şehirdeki enerjinin ne kadar yüksek olduğundan ve kim olduğunuzun önemi olmadan New York'ta harika bir hayat yaşayabileceğinizden bahsediyor. İstanbul'u da bu açıdan iyi bulduğunu ancak tarihi binlerce yıla dayanan bir şehirle, geçmişi yaklaşık 300 yıllık bir şehri kıyaslamanın yanlış olacağını söylüyor. Türkiye hakkında bildikleri İstanbul'la sınırlı değil; çocukluğunda ve gençliğinde tatil için birçok kez Türkiye'ye gelmiş. Kemer, Bodrum ve Antalya'da vakit geçirmiş. Türkiye'den bahsederken “Böyle ülkeleri seviyorum. Her köşesinde farklı bir güzellik bulabiliyorsunuz” diyor.


Çocukluğundan konu açılmışken geçmişe dönüyoruz. Babasını erken yaşta kaybeden Irina'nın, annesi gibi piyanoya merak varmış. Evdeki eski piyanosunu, komşulardan şikayet gelene kadar çalarmış. Ancak, paraya ihtiyaçları olan bir dönemde piyanoyu satmak zorunda kalmışlar. O yine de müziğe devam etmiş. Yedi yıllık müzik eğitimini Mozart, Beethoven, Çaykovski gibi isimlerin eserleriyle geçirmiş birinin, bugünlerde Jay-Z ve Kanye West dinliyor olması ilginç gelebilir. Ama o, çeşitlilikten hoşlandığını söylüyor.

Röportaja benimle gelebilmek için küçük parmağını kesmeyi teklif eden bir arkadaşım olduğunu söylediğimde, gözlerini açarak “Umarım öyle bir şey yapmamıştır!” diyor. Bu sorumdan biraz tedirgin olduğunu tahmin edip, konuyu sakin sulara; anneliğe getiriyorum. “Ben, kadınların bu dünyaya bir amaçla geldiğine inanıyorum; bir aile kurmak, anne olmak ve yarattığı şeyi bir ağaç gibi besleyip büyütmek. Ben de o kadınlardan biriyim” diyor. Ama şu sıralar annelik özlemini kız kardeşinin kızıyla gideriyor. Onun da adı Irina, “Henüz altı yaşında ama tam bir çılgın. Benim ayakkabılarımı giyiyor, Chanel çantamı omzuna geçiriyor, makyaj malzemelerimi kullanıyor, dergilerdeki pozlarımı inceleyip ayna karşısında onları taklit etmeye çalışıyor. Gerçekten inanılmaz” diyor. Annesinin, bazen kendisini “Irina dikkat et, bu ufaklık seni tahtından indirecek” diyerek uyardığını söylüyor.

Herkesin merak ettiği soruya, röportajın sonunda gelebiliyorum; Cristiano Ronaldo'yla ilişkisi nasıl gidiyor? “Herkesin hayatında özel parçalar vardır ve öyle kalmaları gerekir. Ama şunu söyleyebilirim; insanlar bana baktıklarında mutlu birini görüyorlar, “Hey, çok iyi görünüyorsun” diyorlar. Uzun süredir bana mutsuz göründüğümü söyleyen biri olmadı. Ve kadınlar mutlu bir ilişki yaşıyorlarsa, o mutluluğu ister istemez dışa vururlar. Bilmem anlatabildim mi?” diyor, bana da “Anlamaz mıyım?” demek düşüyor.

Irina'ya son olarak, GQ Türkiye okurlarına bir mesajı olup olmadığını soruyoruz. Bir değil, iki mesaj veriyor: ”Dünyada çok fazla kötü şey oluyor. Aklınızı bunlara takmak yerine, iyilere odaklanın. Bir de buraya her gelişimde güzel kadınlar ve yakışıklı adamlar gördüm. Özellikle Türk kadınlarını çok seksi bulduğumu söylemem lazım. Kendinizle gurur duymalısınız.”


Irina'dan 3 itiraf

1- Uçakta film izlerken, kendimden korkuyorum. Çünkü komedi filmi bile olsa, duygusal bir sahneyle karşılaştığım anda ağlıyorum ve insanların beni hüngür hüngür ağlarken görmelerini ve deli sanmalarını istemiyorum.

2- Bütün bu işlerden uzak geçirdiğim zamanlarda evde pijamalarımla takılıyorum, ara ara da olsa fast-food'la besleniyorum, çikolataya bayılıyorum, saçlarımı yıkamayı erteliyorum, aptal şakalar yapmayı seviyorum. Kız kardeşim “İnsanlar bazen ne kadar saçmaladığını bilse, senle konuşmazdı” diyor ama ben, bu şekilde rahatlıyorum.

3- Gündelik hayatımda asla topuklu ayakkabı giymem.

Irina'nın kare ası

Angelina Jolie – Jessica Alba – Cindy Crawford – Naomi Campbell

Irina'nın iPod'undan üç şarkı:

Rick Ross – The Boss
Kanye West – Runaway
Lil Wayne – Mirror