Bir başarı bağımlısı

Karşınızda, ABD’nin ikinci büyük ayakkabı markasını bu topraklara getiren adam. Skechers Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve kurucu ortağı Yasin Kavşak, hobisiyle kariyerini birleştirmeyi düşünenlere ilham vermeye hazır.

20 Kasım 2013

Bir başarı bağımlısı

Bedenen karşımda ama ruhu burada değil: “Oltayı atıp beklemek... Suyun sesi dışında hiçbir sesin duyulmadığı huzurlu bir ortam... Hafiften güneş yüzünüze vuruyor ve siz balığı düşünüyorsunuz. Burası doğru yer mi diye aklınızdan geçiriyorsunuz, balık gelecek mi? Bu fikir mükemmel. Balık için değil, o süreci çok seviyorum” derken Yasin Kavşak, oltasını bir süreliğine Adrasan’da bırakıp tekrar aramıza dönüyor.

Hayattan beklentisi de senede en az 10-15 gün zaman ayırmaya çalıştığını söylediği balık zevkinden pek farklı değil. Kaç balık tuttuğuna önem vermeyen bu genç işadamı için para hiçbir zaman hedef olmamış. “Başarının getirdiği parayla bindiğim tekne, sürdüğüm araba, oturduğum ev, kullandığım saat, tattığım yemek değil, başarının kendisi beni besliyor” diyor.

Ama elindekiyle yetinen biri de değil, daha fazla ne yapabilirim diye soruyor hep. Neticede balık gelmeye başladıysa oltayı neden toplayalım ki? “Başarı keyif veren bir ilaç gibi. Bir süre sonra aynı doz yeterli gelmemeye başlıyor” diyor. Siz de onun gibi başarı bağımlısıysanız dozu yükseltmeniz gerekiyor. Bunun için de çalışmayı çok sevmelisiniz.

İş hayatında idealist biri Yasin Kavşak. Spor kökenli bir insan olarak, kariyer planını da bu yönde çizmeye karar verdiğinde, bu işin eğitimini alması gerektiğine inanmış. Fikrini ailesine açtığında aldığı tepki, “Oğlumuz topçu mu olacak?” olsa da, Marmara Üniversitesi Spor Yöneticiliği bölümüne girmesiyle yüreklere su serpilmiş. Sporun spesifik eğitimler alınması gereken çok büyük bir endüstri olduğunu ancak insanların bunun pek farkında olmadığını düşünüyor.

Okul bitince, bir kulüpte çalışmak ya da basında ilerlemek yerine spor perakende sektöründe çalışmaya kafa yormuş. Boyner grubu spor bölümünde 21 yaşında başladığı kariyerini büyük bir şans olarak görüyor. Teoriyi pratiğe döktüğü bir dönem bu: “10 yıl boyunca bu sektörde spor ürünlerinin en çok alındığı, satıldığı, ticaretinin ve tüketiminin en fazla yapıldığı platformda çalışma şansım oldu. Sevdiğiniz işi yapınca kariyerinizde de hızlı hareket ediyorsunuz. Ciddi anlamda know-how ediniyor, vizyonunuzu geliştiriyorsunuz” diye özetliyor.

Röportajın tamamı ve çok daha fazlası GQ Türkiye Kasım sayısında ve GQ Türkiye iPad edisyonunda.