GQ Italy
Gazeteci ve yazar Jia Tolentino'nun, The New Yorker'da yayımlanan bir makalesinde "Instagram Face" ifadesini ortaya atmasının üzerinden yıllar geçti. Takvimler 2019'u gösteriyordu ve muhtemelen çoğumuz, bir sosyal medya algoritmasının şekillendirdiği bu güzellik standardını tanımlayan kavramın geçici bir trend olmasını, birkaç tıklama içinde ortadan kaybolmasını umuyorduk.
Ancak öyle olmadı. Tam tersine, estetik tıp alanında uzmanlaşmış ortopedik cerrah Angiola Valente'nin 300'den fazla kişiyle gerçekleştirdiği araştırmaya göre, her dört kişiden biri filtreli bir Instagram fotoğrafıyla estetik cerraha ya da estetik tıp uzmanına gitmekte hiçbir sakınca görmüyor. Katılımcıların yüzde 12'si ise sonuçların fotoğraftaki görüntüyle birebir aynı olmasını bekliyor. Başka bir deyişle, fiziksel gerçekliğin dijital gerçekliğe uyum sağlamasını talep ediyorlar. Böylece çoğu zaman tek yönlü olduğunu düşündüğümüz ilişki tersine dönüyor.
Hatırlatmakta fayda var: Estetik tıp ve estetik cerrahi artık yalnızca belirli bir kesimin ulaşabildiği bir lüks ya da ayrıcalık değil. Facile.it için araştırma şirketleri mUp Research ve Bilendi tarafından 2024 yılında gerçekleştirilen bir çalışma, bu dönüşümün boyutlarını ortaya koyuyor. Araştırmaya göre son iki yıl içinde 7,3 milyon İtalyan en az bir estetik işlem yaptırdı. Bunların yüzde 30'unu ise 25 yaş altındakiler oluşturuyor. Bu da estetik müdahalelerin artık yalnızca yaşlanmanın izlerini geciktirme aracı olarak görülmediğini gösteriyor.
Bunun nedeni aslında hepimizin fazlasıyla bildiği bir gerçek. Yaşımız ne olursa olsun, bedenimizin yetersiz olduğu mesajını aldığımız birçok farklı mecra bulunuyor. Psikoterapist Roberta Milanese, La rivincita dei punti deboli adlı kitabında bunu şöyle açıklıyor: "Toplum tarafından dayatılan güzellik standartları giderek daha katı ve kısıtlayıcı hâle geliyor. Bu nedenle yüzleri ve bedenleri oldukça çekici olmasına rağmen, arzu edilen estetik standartlara tam olarak uymadıklarını düşündükleri için sürekli kendilerini yetersiz hisseden genç kadınlar görüyoruz."
Bu bağlamda, söz konusu standartların bir kısmının sosyal medya tarafından belirleniyor olması dikkat çekici. Angiola Valente'nin açıklamasına göre Instagram Face, "pürüzsüz bir cilt, dolgun dudaklar, küçük bir burun, büyük gözler, belirgin elmacık kemikleri ve güçlü bir çene hattı içeren standartlaştırılmış bir estetik model."
Bu özelliklerin tamamı, sosyal medya platformlarındaki bazı güzellik filtrelerinin yarattığı estetik anlayıştan besleniyor. Bazı durumlarda ise bu filtreler psikolojik açıdan son derece işlevsiz ve aşırı davranışları tetikleyebiliyor. Bunun en bilinen örneklerinden biri Snapchat Dysmorphia. Valente bunu, "kişinin filtrelenmiş dijital görüntüsüne benzemeye yönelik takıntılı bir arzu geliştirmesi" olarak tanımlıyor. Bu hedefe ulaşmak için sürekli estetik işlemler yaptırılıyor ancak buna rağmen memnuniyetsizlik duygusu ortadan kalkmıyor.
Bu işlemler arasında botoks, dolgu ve kimyasal peeling gibi geçici uygulamalar olduğu gibi rinoplasti, blefaroplasti veya çene operasyonları gibi kalıcı sonuçlar doğuran müdahaleler de bulunuyor. Üstelik bazıları oldukça maliyetli. Facile.it araştırmasına göre İtalyanların yüzde 20'den fazlası bu işlemler için borçlanmayı bile göze alıyor.
İnsanları estetik tıbba yönelten beden memnuniyetsizliği çoğu zaman maruz kalınan sosyal baskıyla doğru orantılı. Valente, "Kendi araştırmamda da kadınların filtreli bir fotoğrafla estetik cerraha ya da estetik tıp uzmanına gitmeye daha yatkın çıkmasına şaşırmadım," diyor.
Bir yandan erkeklerin de görünüşlerini değiştirmeye giderek daha fazla ilgi duyduğu doğru. Ancak Padova Üniversitesi ile Surrey Üniversitesi tarafından yürütülen ve Body Image dergisinde yayımlanan bir araştırma, Instagram'ı problemli düzeyde kullanan genç kadınların estetik cerrahi işlemlerini değerlendirmeye daha yatkın olduğunu ortaya koydu. Araştırmanın yazarlarına göre bu eğilim özellikle yoğun şekilde cinselleştirilmiş kadın bedenlerini gösteren paylaşımlar ya da fiziksel görünüm hakkında yapılan yorumlarla karşılaşıldığında daha da artıyor.
Valente'ye göre sorun daha genel bir çerçevede değerlendirilmeli: "Belirli estetik modellere aşırı maruz kalıyoruz ve bu durum aslında kişiyi benzersiz kılan özelliklerin kusur olarak algılanmasına neden oluyor. Sosyal medya, zaten var olan kırılganlıkları ve psikolojik rahatsızlıkları büyütüyor. Bunu yaparken de bazen estetik tıbba başvurma eğilimini artırıyor."
Valente'ye göre estetik tıp alanında da insanlar sıklıkla dönemin trendlerini takip ediyor. "Önemli olan, kişinin talebinin altında psikolojik bir rahatsızlık olup olmadığını anlamak. Eğer böyle bir durum varsa, yalnızca birkaç enjeksiyon yapmak yerine kişiye bu açıdan da yardımcı olmak gerekiyor. Bu işi yapanların görevi insanların yüz hatlarını değiştirmek ve onları birbirine benzetmek değil; tam tersine onların benzersizliğini ve kimliğini korumaya çalışmak."
Bu yaklaşım, sektörde yükselen başka bir eğilimle de örtüşüyor. Valente'nin belirttiğine göre günümüzde birçok kişi, daha iyi yaş almak amacıyla doku yenileme ve uzun ömürlülük odaklı tedavilere yöneliyor. Bu ilgi yalnızca günlük yaşamla sınırlı değil. İtalya'nın kuzeyinden güneyine kadar, Alto Adige'deki Villa Eden veya Capri'deki Jumeirah Capri Palace gibi üst düzey konaklama tesisleri de bu tür programlar sunmaya başladı. Bu durum, bedenimizle daha huzurlu bir ilişki kurma arayışının giderek daha karmaşık ve maliyetli hâle geldiğini ve hatta tatilde bile peşimizi bırakmadığını gösteriyor.
BU İÇERİK İLK OLARAK GQ ITALY WEB SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR.