Ona seksi demeyin

Kariyerinde emniyet kemeri hep takılı, ayağı hep frende, temkinli, ağır ağır ilerliyor. Sokaktaysa tam tersine çok hareketli...

28 Ağustos 2012

Ona seksi demeyin

Yıkık dökük, viran, perişan bir bina, Türkiye’nin en güzel kadınlarından biriyle tanışmak için hayalimdeki lokasyon değil. Kaderime razı, Beykoz mahallesinde, “Hani şu dizilerin çekildiği yer” tarifi karşılığında parmakla gösterilen, adeta küllerinden doğmuş eski kundura fabrikasının girişindeyim. Cam kırıklarıyla yırtık posterler, paramparça olmuş kanepelerle tozlu kapılar, duvarlar arasında memleketin en güzel kadınlarından biriyle karşılaşmak tuhaf bir his. Hele ki o kadın binanın en ucunda “düştü düşecek” pozisyonunda pozlar verirken, asaletinden, ve soylu havasından gram ödün vermiyorsa iş daha da tuhaflaşıyor.

GQ Türkiye kapak çekimi için Türkiye’ye gelen Amerikalı fotoğrafçı Sheryl Nields’la Bade İşçil’in kimyaları fena tutmuş, dalga dalga yüksek enerji yayıyorlar Boğaz’a doğru. Yakın çevresinde kendisi hakkında sık sık “Bade’dir, ne yapsa yeridir” dendiğini anlatırken, karşısına onun “deliliğiyle” yarışacak başka birinin çıkmasından duyduğu mutluluk tarifsiz.

Koca beklemek mi?

Çekim bitmiş, Beykoz-Yeniköy arası ufak teknelerle Anadolu’dan Avrupa yakasına geçmenin küçük hesaplarını yaparken de Bade iskele kenarında su gibi rahat, sakin ve uysal. Üstünde “Protect your skin” yazan tişörtü, altında siyah mini şortu ve omzundan düşen Louis Vuitton çantasıyla, teknenin ucuna çömelip, başını güneşe veriyor.

Gazetelerin magazin eklerinde gün başına ortalama fotoğraf sayısı hayli yüksek olunca, Bade’nin de dilinden düşmüyor hakkında çıkan haberler. Bir magazin programında, restoran çıkışı çekilen görüntüsüne eşlik eden sesin, “Kendine bir sevgili bulsa hem kendisi rahatlayacak hem de biz rahatlayacağız” sözlerini hatırlatınca, “Çıkan haberlere baksan, devamlı bu haldeyim. Ne koca beklemesi?” diyor. Ona göre en şahanesi, resimaltında “Bodrum’da ev tuttu” yazan, elinde market poşetleri, yanında genç bir erkekle yazlık eve girerken çekildiği kare. Fotoğrafa dikkatlice bakınca, o sarışının Bade’den daha uzun saçlı, daha kısa boylu olduğunu fark ediyorsunuz; öyle diyor. Annesi de fotoğraftaki sarışının Bade olmadığını boyundan bosundan değil, torbalardaki içki şişelerinden anlamış zaten.

Madonna olacakmış izin çıkmamış

Ertesi günkü randevumuz, saat 14.00 sularında, Nişantaşı Kantin’de. Üzerinde gri eşofman takımı ve bana göre bildiğin bel çantası, ona göre “Hayır canım, bu bir koşu kemeri” ile her an ortamı terk edip spora gidecek bir halde oturuyor masaya. Menajeri Işıl’ın masaya çıkardığı Red Hot Chili Peppers davetiyesi, sohbeti yaz konserlerinden Bade’nin Jon Bon Jovi aşkına genişletiyor, “Madonna olma” hayallerine uzanmamıza vesile oluyor. Sahnedeki haline değil, Madonna’nın kendisine hayran olanlardan. “Evet, onun gibi olacağım diye kendimi spor salonuna kapatmışlığım var. Ama sonra bırakmak zorunda kaldım” diye not düşüyor.

Yapım şirketinden gelen “Ekranda kalın görünüyorsun” yorumuyla, elindeki ağırlıkları bırakıp kendini kardiyoya vermiş. Bir süre ağırlık kaldırması yasak: “Yine de setteyken arada ekipmanları filan kaldırıyorum spor olsun diye. Set görevlileri hemen, Bade Hanım, siz bırakın biz taşırız, diyerek müdahale ediyor.” Oysa aynada gördüğü Madonna kaslarından gayet memnunmuş o zamanlar. “Tüm kol, omuz kaslarım çatır çatır çıkmıştı.” Baklavalar? “Olmaz mı? Hem de takır takır.”

Günlük hayatta kurduğu birtakım oyunlar, önüne koyduğu hedefler var. İstinyePark’ta filanca mağazada bir indirim başladığında, Kurtuluş’taki evinden çıkıp tabana kuvvet İstinye’ye kadar yürümesi ya da Fenerbahçe’nin kritik bir maçı olduğu gün koşu bandında 9.07 kilometre koşması gibi. Peki işe yarıyor mu? “Oyuncu sahada koştuktan sonra sıkıntı yok. O benim kendi amigoluğum.”

Sporu bu kadar hayatına almış birinin ergenlik yıllarını da spor okullarında, yaz kamplarında geçirmiş olmasını bekliyor insan. Aksine, Bade’nin “Aman terlemeyeyim, aman süsüm bozulmasın” diye geçen bir ortaokul dönemi var: “O yolda devam edenler oldu. Hiç terlemeyen, hiç spor yapmayan, kafede oturduğu masasından doğrulmayan kadınlar... Ben öyle olamadım, olmak da istemedim.” Sohbetle karışık, mevzuya yandan yandan ilişme çabalarım, kontrol insanı Bade’yi uykusundan uyandırıyor: “Bir dakika, bir dakika... Röportaj başladı mı şimdi?”

Büyük dede Atatürk’ün doktoru

Lise yılları, iki uçtaki hayalleri arasında savrularak geçmiş: Biri veteriner olmak, diğeri moda okumak: “Veterinerlik isteği biraz hayvan sevgisinden, biraz da ailenin tepeden tırnağa doktor olmasından kaynaklanıyordu. Atatürk’ün şahsi kulak burun boğaz doktoru, dedemin dedesi Şefik İşçil’miş mesela.”

Okulda eliyle horozun kafasını koparması gerektiğini öğrendiği gün vazgeçmiş veterinerlik sevdasından. Annesinin makyaj malzemelerini karıştırma, kılık kıyafete düşkünlük gibi kokoşluk belirtileri, Yeditepe Üniversitesi’nin moda tasarım bölümünde okumasına vesile olsa da, bugün, bakkala giderken bile rimel süren o eski Bade’den eser yok. İşi gereği artan makyaj seansları, sadeliği iyice özlemesine, pijamasıyla kendini sokağa atmasına neden olmuş.

Yaş, henüz 17. Özeti, “Bade’nin mezuniyet fotoğrafını ele geçirdik” olan bir resimaltıyla Şişli Terakki mezunu, lise son öğrencisi Bade İşçil’in mezuniyet pozu süslüyor dönemin magazin sayfalarını. Magazinle haşır neşirliği eksilere dayanıyor yani. “Gençliğimi elimden aldınız” gibi bir veryansını yok. Aksine öyle olsun istemezdim, ama keşfettiler ne yapayım, umursamazlığında: “İnsanların tanıdığı biriyle ilişkim vardı, malum. O yüzden peşime düştüler, fotoğrafımı bastılar. O süreç bitti. Oturdukları yerden, görselden dolayı hakkımda haber çıkarmaya devam ettiler.”

Bahsettiği “tanınan” kişi Mahsun Kırmızıgül. Uzun ve heyecanlı ilişkiyse, Mahsun’un kariyerindeki Sarı Sarı dönemine denk düşüyor. O zamanların “sarı sarı” Bade’siyle bugünün Bade’si arasında fersah fersah duruş farkı var. Ama etrafta gazeteci var mı, yok mu derdi hayatına çok erken yıllarda girmiş, magazinsel paranoya çok önce başlamış, o kadar. O yıllara dair uzun uzun faturalar kestiği yok. Hesap, “Ne bileyim ben? Hiç dönüp bakmıyorum. Kaderimde varmış demek” cümleleri kadar net. O yıllardan geriye kalan, magazin belleklerindeki birkaç Maldivler fotoğrafı ve ayrılık sonrası söylenmiş “Uzun süre ağzıma lahmacun koymadım” açıklaması.

Uğruna dizini kırıp evde oturacağı tek erkek

Olay yaratan demeçleri arasında lahmacun meselesi ne ilk ne de tek. En günceli, “Bütün erkekler kardeşim olur”dan tutun, en ses getireni “Görücü usulü evlenirim”e kadar uzayıp gidiyor liste.

Röportajın tamamı GQ Türkiye Eylül sayısında


Instagram’ı Sevmemiz İçin Bir Sebep Daha: Vittoria Ceretti

KADINLAR | Instagram’ı Sevmemiz İçin Bir Sebep Daha: Vittoria Ceretti

Instagram’ı Sevmemiz İçin Bir Sebebi Daha: Megan Williams

KADINLAR | Instagram’ı Sevmemiz İçin Bir Sebebi Daha: Megan Williams

Instagram’ı Sevmemiz İçin Bir Sebep Daha: Gaia Weiss

KADINLAR | Instagram’ı Sevmemiz İçin Bir Sebep Daha: Gaia Weiss

Aykırı Prenses: Vanessa Kirby

KADINLAR | Aykırı Prenses: Vanessa Kirby

Instagram’ı Sevmemiz İçin Bir Neden Daha: Rocío Crusset

KADINLAR | Instagram’ı Sevmemiz İçin Bir Neden Daha: Rocío Crusset

Instagram'ı Sevmemiz İçin Bir Sebep Daha: Rose Bertram

KADINLAR | Instagram'ı Sevmemiz İçin Bir Sebep Daha: Rose Bertram

Daha Fazla Göster