GQ Italia
Ergenlik çağındaki hemen her erkek, er ya da geç aynı "geçiş ritüelinden" geçer. Bu genellikle denizde, bazen havuzda ve neredeyse her zaman henüz bu konuda tarafını seçmemiş arkadaşların arasında yaşanır. O arkadaşların şortlarının üzerinden çoğu zaman Calvin Klein ya da Jack & Jones yazısı görünür. O günden sonra aynı soru her yaz yeniden gündeme gelir: Mayonun altına iç çamaşırı giyilir mi, giyilmez mi? Geçen akşam bu konuyu, stil konusunda neredeyse her zaman aynı fikirde olduğum en yakın arkadaşlarımdan biriyle tartışıyorduk. Bu kez anlaşamadık. Sonuca varması pek mümkün olmayan ama hiçbirimizin geri adım atmaya niyetli olmadığı tartışmalardan birine dönüştü.
Benim görüşüm ya da birazdan öğreneceğimiz üzere kötü alışkanlığım, mayonun altına iç çamaşırı giymek. Bana göre daha rahat. Gün boyu üzerinizde ıslak kalacak iki kat kumaşı "rahat" diye tanımlamak kulağa tuhaf gelse de durum bu. Çoğu kişinin giydiği klasik deniz şortları mahrem bölgede bana fazla hareket alanı bırakıyor ve iç kısmındaki file de bunu çözmüyor. Sonradan fark ettim ki bazı kişiler için o file tam tersine mayonun altına iç çamaşırı giymelerinin başlıca nedeni. Sentetik kumaşla doğrudan temas azalıyor, hassas ciltlerde tahriş riski düşüyor. Kısacası insanlar bu alışkanlığı sağlık açısından haklı çıkaracak bir gerekçe bulmaya çalışıyor.
Madem konu sağlık, o hâlde bunu bizden daha iyi bilen birine sormak en doğrusu. Androloji ve üroloji uzmanı Nicola Macchione, sosyal medyada uzun süredir bu konularda hem faydalı hem de oldukça nadir görülen bilimsel içerikler paylaşıyor. İtalya sahillerini ikiye bölen bu soruyu ona da yönelttik ve net bir cevap bekledik. Beklediğimiz kadar kesin bir yanıt almadık ama ortaya düşündüğümüzden çok daha net bir tablo çıktı.
Sorun en temel fizik kurallarıyla başlıyor. İki kat kumaş, nemi ve ısıyı içeride hapsederek cildin nefes almasını zorlaştırıyor. Macchione, "Yaz aylarında ter ve biriken su, genital bölgede küçük bir sera etkisi yaratır. Bu da Candida albicans gibi bakteri ve mantarlar için ideal ortamı oluşturur," diyor. Bunun sonucu ise en kötü senaryoda folikülit, kontakt dermatit ve sürtünmeye bağlı tahrişler olabiliyor.
Burada ilk yaygın yanlış inanış da çürütülüyor: Pamuğun her zaman koruyucu olduğu düşüncesi. Macchione, "Pamuk higroskopik bir malzemedir; nemi hızla buharlaştırmak yerine emer," diye açıklıyor. Islak bir mayonun altında tamamen suyu çekiyor ve ciltle daha uzun süre temas ederek nemin içeride kalmasına neden oluyor. Sentetik kumaşlar bu açıdan daha başarılı; daha az su tutuyor ve daha hızlı kuruyor. Yine de tek başlarına hassas ciltlerde tahrişe yol açabiliyorlar. Üroloğa göre asıl sorun kumaşın türü değil, maruz kalma süresi. "Mikroorganizmaların çoğalmasını kolaylaştıran asıl etken, nemin cilt üzerinde ne kadar süre kaldığıdır; kumaşın cinsinden daha belirleyici olan budur." Ter, deniz suyu ve klor saatler boyunca iki kat kumaşın altında kaldığında cildin pH dengesini ve bölgedeki mikrobiyotayı bozarak enfeksiyonlara zemin hazırlıyor.
Aynı durum klor ve tuz için de geçerli. Her ikisi de tek başına dış genital bölgedeki hassas deri ve mukozayı tahriş edebiliyor. Mayo tek başına giyildiğinde bunların bir kısmını üzerinde tutsa da hızlı kuruması sayesinde etkileri azalıyor. Macchione, "Mayonun altına iç çamaşırı giyildiğinde kumaş adeta sünger gibi davranarak tuzlu suyu cilde çok daha uzun süre temas ettiriyor. Bu da tahrişi artırırken cildi koruyan hidrolipidik tabakayı zayıflatıyor," diyor. Sonuç olarak egzama gelişebiliyor ve dokular enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hâle geliyor.
Tüm bunlardan kaçınmak isteyenler için altın kural oldukça basit: Asla iki kat kumaş giymemek ve ıslak mayoyla gereğinden uzun süre kalmamak. Macchione, "Yedek mayo yoksa mümkün olan ilk fırsatta klor ve tuzu tatlı suyla durulayın. Ayrıca hızlı kuruyan, sentetik kumaşlardan üretilmiş ve iç filesi bulunmayan mayoları tercih edin. İç file, özellikle tuzla birleştiğinde tahrişi artırabiliyor," tavsiyesinde bulunuyor. Bunun yalnızca sosyal medyada dolaşan bir öneri olmadığını da özellikle vurguluyor: "Özellikle yaz aylarında kötü plaj alışkanlıkları ve uzun süre ıslak ya da kat kat kıyafet kullanımı nedeniyle gelişen kasık dermatiti, tekrarlayan folikülit, mantar enfeksiyonları ile vajinit veya balanit vakalarını düzenli olarak görüyorum."
Vedalaşmadan önce Macchione, yaygın üç inanışı daha çürütüyor. İlki, "Pamuk her zaman korur." Yanlış. Islandığında sünger gibi davranıyor ve cildi, birkaç dakika içinde kuruması için tasarlanmış teknik kumaşlara göre çok daha uzun süre nemli bırakıyor. İkincisi, "Mayonun altına iç çamaşırı giymek daha hijyeniktir." Bu da yanlış. Çünkü sıkışma ve suyun içeride kalması, ciltteki faydalı bakteri florası için uygun olmayan bir ortam oluşturuyor. Son inanış ise en tehlikelisi: "Hemen bir sorun yaşanmıyorsa zararlı değildir." Oysa cilt bariyerindeki hasar sinsi ilerliyor ve etkileri saatler hatta günler sonra ortaya çıkabiliyor.
Arkadaşımla yaptığımız tartışma resmen hâlâ sona ermiş değil ama skor artık onun lehine dönmüş durumda. Artık biliyorum ki bana rahatlık hissi veren bu alışkanlığın bir bedeli var ve o bedeli cildim ödüyor. Suda kendimi daha güvende hissettiren o ikinci kumaş katmanı, aslında tüm sorunun temelini oluşturan mekanizmanın ta kendisi.
BU İÇERİK İLK OLARAK GQ ITALY WEB SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR.