Ata Demirer | MOTY 2023 Yılın Komedi İnsanı
MOTY

Ata Demirer | MOTY 2023 Yılın Komedi İnsanı

Yazı uzun. Denizle ilgili sözlerini kessem Ata Demirer olmayacak. Müzisyenliğinden bahsetmesem komedisi kalmayacak. Ata Demirer’i anlamak ve anlatmak için sayfalarca kelime gerekmesi bundan.

Sonda söyleyeceğimi baştan söyleyeyim: Ben bu kadar duygusal bir Ata Demirer beklemiyordum. Evet, gerek Ata Demirer Gazinosu’ndan, gerek yaptığı diğer işlerden, hakkında duyduklarımdan dolayı az çok biliyordum derin bir insan olduğunu ama içinde koca bir deniz sakladığını bilmiyordum.

“Yılın Komedi İnsanı” ödülünü alan biri için yazıyı “aslında çok derin ve duygusal” diyerek açmam komik dediğimiz kişileri hiç anlamadığımızdan olabilir mi acaba? Komedinin bir bedeli var mı ve Ata bu bedeli ödüyor mudur? “Komedi aslında bir ödüldür. Hayatı rahatlatan, insanlara ilaç olan, sevdiğin işten hayatını geçindirmene sebep olan bir ödül...Bazen sokakta size oynadığınız bir karaktermişsiniz gibi yaklaşılabilir. Mesela Hüseyin Bademmişsiniz gibi ‘Nabıyon be yaaa’ diyen olabilir size, bu çok anlaşılır bir şey. Sen de ‘Nabıyım be ya, iyiyim’ diyerek devam edeceksin. Bunlar tatlı bedeller.”

Ona göre işinin görülmeyen başka bir yanı var: “Böylesine bir işin içinde olmanın bir takım asosyal sonuçları olabilir. Yani iyi bir şey hazırlamak için uzun kapanmalar, uzun hazırlıklar, korkular, kişisel şeyler yani bunlar. İyi bir sporcu da benzer şeyler yaşıyordur. İyi bir ressam da benzer şeyler yaşıyordur. O sanatın her dalında iyi iş yapan herkesin, işini iyi yapmaya çalışan herkesin yaşayabileceği zorluklar aşağı yukarı. Ama komedinin bir bedel değil, bir lüks olduğunu düşünüp ona göre şükretmekte fayda var.”

Dışarıda çok görülmediği, teknede, Bozcaada’da daha sakin bir hayat sürdürdüğü için hep senaryo yazdığı dönemlerdeki gibi daha izole bir hayat yaşadığını zannediyordum. “Ben çok sosyal bir hayat yaşıyorum. Fakat sosyalleştiğim ortamlar kendi tercih ettiğim ortamlar, yani bir balıkçı barınağı olabilir, denizcilerin yanı olabilir, Kapalı Çarşı olabilir, Karaköy olabilir, Eminönü olabilir. Ayrıca sokağa çıktığımda ‘malzeme toplayayım’ gibi bir duygudaysam bu işlere hiç başlamam. Öyle bir şey yoktur. Yaşarken kendi vücudunun, kendinin tepki verdiği şeyler vardır. Her insanın. Yani çöp torbasını atarken, otobüse binerken, bir ekmek kuyruğuna girdiğinde insanlar her şeye tepki verir. Veya annesine kızarken veya sevgilisiyle kavga ederken... İşte stand-up’ın asıl malzemesi, sinemanın malzemesi o kadar basittir. Yaşamsal şeylere verilen tepkilerdir. Bu bir evin içinde de olabilir, bir yere çıkmana gerek yok. Önemli olan nelere tepki verdiğini tespit edecek bir üst zeka mekanizması, editör gibi bir bakış... ‘Bak şu an şu dolmuşçuya kızdın ama gel bunu sahnede anlat’ diyen bir mekanizma. O da mesleki bir şey.”

50 yaş ne getirdi size diye giriyorum söze... Hınzırca gülüyor. “Beyazlar arttı. Yakın gözlüğü var. Ama böyle tatlı da bir şey getirdi. Yapacağım güzel şeylerin hislerini biraz daha yakından algılamaya başladım. Yani 50 yaş nasıl biliyor musun? Ben sanki bir teknedeyim ve açık denize geçiyoruz. Böyle 50’ye geldiğimde ilerideki güzel karaları daha iyi görmeye başladım. 60’ıma kadar falan size seveceğiniz bir şeyler yapma ihtimalim var inşallah. Çünkü artık eski tecrübeler de var.”

Yaratıcılık tecrübeyle artıyor mu peki? “Artıyor. Senden başka sesler çıkmaya başlıyor. Sen bir enstrümansın, 30’larda testosteron yüklüsün, başarmak istiyorsun her şeyi. Daha deli dolusun, daha doldurmak istiyorsun. 40’larda dolmaya devam ediyorsun. 30’lardaki hataları yapmıyorsun. Daha üstüne koyuyorsun. Ama seni besleyen dinamikleri kesmezsen o hatlar açık kalırsa, oradan o kanaldan sana taze sular gelmeye devam ederse esas üretimin, esas patlayacağın, yani kendini tatmin edeceğin işler 50’den sonradır diye düşünüyorum. Bursa Bülbülü de tam 50’ye denk geldi. Benim de en sevdiğim filmim oldu diyebilirim.”

Bu sene MOTY’de Göz Alıcı başarı Ödülü’nü Zengin Mutfağı’ndaki performansıyla 80’lerindeki Şener Şen aldığı için Ata Demirer’e 30’larında verdiği bir röportajdaki sözlerini hatırlatıyorum: “Bence bir komedyenin altın dönemi 35’ten sonra başlıyor, benim yaş 38 oldu. Gücün kuvvetin yerindeyken bol bol komedi yapacaksın, bu özel bir şey ve bundan kaçınmamak lazım. İyi komedyenler iyi dramatik filmlerde oynarlar. Çünkü aslında komedinin tam zıddı olduğu için onu da iyi yaparlar. Mesela Şener Şen, Münir Özkul...” Şu anda aynı şekilde düşünüyor mu acaba?

Ata Demirer | MOTY 2023 Yılın Komedi İnsanı

“Öyle olduğunu düşünüyorum hala. Dram da yapabildiğimi Bursa Bülbülü’nde göstermişimdir herhalde. Fakat şimdi şöyle bir durum var. Madem teknik bir soru, teknik bir cevap daha vereyim, bu da dursun arşivlerde: İnsanların yaş aldıkça neşesini kaybetme ihtimali vardır. Hüznün artabilir. İşte tam burada, aslında mizahın da artması gerekir. Mizah ne kadar artarsa daha çok yaşama şansın olur, yaşama cesaretin olur. 35 yaşındaki o komedyene söylüyorum bunu, o lafı söyleyen adama, hani 38 yaşındayım şu an diyen Ata’ya... Senin 50’den sonra aynı şekilde sahneye çıkıp stand-up yapma arzun varsa yaparsın zaten. Ve daha da iyisini yaparsın. Bu yaşın tecrübesiyle daha da kurnazca, daha da iyisini yapabilirsin. Bunun örnekleri var işte, Ricky Gervais gibi., 61 yaşında adam. Yapabilirsin. Burada tercih artık bana kalmış bir şey. Yani bunu yapmak istiyor musun istemiyor musun? İstersem yapacağım yenisini. Yeni bir gösteri yaparım. İstemeyebilirim de. Bir dram filmi yazmayı da tercih edebilirim... Ama bir hüzün hastalığı olur. İşte onu engellemek için mizahın da gazına basmak lazım. Kolay değil çünkü yaşlanıyorsun, arkadaşların yaşlanıyor. Başka aileler için söylüyorum, olası ebeveyn kayıpları oluyor. Hayat, Stallone’un dediği gibi, en sert yerinden vurur. O yüzden bunlarla mücadele etmek için en iyi bildiğin şeyi yapmak yine en doğrusu.”

Kadından komedyen olmaz klişesi yıkıldı mı artık? “Neden olmasın? Mesela ben Türkiye’nin en komik kadınlarından biriyle kariyer yaptım, Demet Akbağ’la. Yani kadın komedyen, erkek komedyen diye ayıramayız. Ama stand- up formatında baktığımızda bir tık sanki erkekte bu kumaş daha iyi duruyormuş gibi bir şey hissettirebilir ilk başta. Bu komedinin maharetiyle ilgili bir şey. Yani ben henüz sahnede bir kadın komedyen seyretmedim. Seyretmek istiyorum birkaç kişi var kafamda. Hepinizin tanıdığı karakterler. Bu sene inşallah bolca zamanım olacak. Gidip seyredeceğim. Ama erkek, o sert görüntüsüne rağmen, sert hatlarına rağmen düştüğü durumları anlatınca, seyretmek sanki bir tık daha yakışıyormuş gibi ve kadınların bu daha çok hoşuna gidiyormuş gibi geliyor... Ama kesinlikle bu konuda bir önyargım yok yani. Orası er meydanı. Dişisi erkeği olmaz.”

Nedir peki mizahın sırrı? “Mizah tamamen zamanlamayla ilgilidir. Mizahtaki başarımı getiren, müzikteki kuvvetim olabilir. Yani ona hazırlamış olabilir beni. Oyunculuk eğitimi almadım hiç. Vücudumdaki hisleri yoğurarak yapıyorum oyunculuğu. Ama tabii bazı şeyleri ufak tefek de olsa ustalarımla öğreniyorum. El kol nasıl durur, nasıl işte hangi duyguda... Önce sahnenin duygusunu anlamak lazım, ezberden ziyade gibi. Birtakım önemli hususları atlamamaya çalışıyorum ama bu konuda konuşacak kadar tecrübeli değilim. Yani gördüğünüz şeyler, benim içgüdülerimle yaptığım, yaşadıklarımdan alınmış tepkiler...”

Ata Demirer komedisiyle ilgili en sevdiğim şey, aslında insanı sinirden çatlatabilecek olayları kahkahalar attırarak anlatması. Ve bunu yaparken bayağı bir dil kullanmaması... “Türkiye halkına özgü en komik şey ne sizce” diye soruyorum. “Hem teknik direktör, hem ekonomi uzmanı, hem siyasi uzman olan tek halk. Halkımız, benim annem de dahil olmak üzere biz böyleyiz. Yani mesela karavanda oturuyorum, film çekiminde. Karavanın penceresinin dışında ulaştırmadaki arkadaşlar konuşuyorlar. Bir başlıyorlar, Fenerbahçe’nin futbol anlayışından Galatasaray’a oradan siyasete, bütün mevzuları yarım saatte bitirip birer çay daha söylüyorlar. Bu bizim millete özel bir şey. Başka da bir memlekette yaşayamazdım. Çok ciddi söylüyorum. Her konunun uzmanıyız. Her konunun yani.”

Ata Demirer’in sesinin mükemmelliği malumunuz. Biz onu oyuncu - komedyen olarak tanısak da o aslında çocukluğundan beri müzisyen olmak istemiş ve hatta bu amaçla konservatuvara başlamış ancak yolun yarısında komedyenlik ağır basmış. “Çocukken şarkıcı olmak istiyordum. Ortaokuldayken biraz veteriner olmak istiyordum biraz da şarkıcı olmak istiyordum. Şimdi o çocuğa baktığım zaman aslında ben görüyorum da o göremiyor; o zamanlardan belliymiş her şey. Yine en büyük puanları ailenin bireylerinin taklidini onlara yaparken veya arkadaşlarımı güldürmek için matematik öğretmeninin taklidini yaparken alıyordum, şarkı söylediğim için değil. O zaman da aslında hikayeciymişim. Ne bileyim işte, çocuk babasını taklit eder, mahalledeki birini taklit eder sanıyordum. Öyle başlar ya hep... Aslında en büyük alkışı yine onların hepsini birbirine karıştırarak alıyormuşum.” Belki başka bir ailede, Bursa’da değil de İstanbul’da böyle tiyatrocu bir ailenin çocuğu olsaydım muhtemelen beni ortaokuldan bambaşka bir yere sevk edeceklerdi. Ama o zaman da bence mutsuz olurdum. Yani benim gibi bir tip, öyle bir akademik eğitim yapamazdı, ortaokuldan itibaren tiyatro eğitimi falan... O da yemezdi. Yani benim sokaktan gelmem gerekiyordu. Tanrı’nın kalemi böyle işte. En büyük senaryoları yaradan yazıyor. Böyle yazmış. Çok iyi.”

Neşeli, komik Ata Demirer’in yanı sıra Yengeç burcu ve fazlasıyla duygusal biri var orada. Bunu saklamaya çalışmak için mi tüm çaba? “Bilakis ben şarkı da söylüyorum içimden geldiği zaman. Şarkı, yani müzik bu yedi sanat içinde vücuda en hızlı geçen dal. Yani bir insan şarkı söylüyorsa saklayacağı pek de bir şey kalmıyor. İnsan kendini böyle çok tarif etmemeli. Ben duygusalımdır, değilimdir, şöyleyimdir, böyleyimdir... Buna başkaları karar verir. Ne görüyorsun benim filmlerimde? Kimi zaman çok neşeli, kimi zaman çok hüzünlü. Kimi zaman neşenin içinde hüzünlü. Ben böyle bir insanım. Katarsis mi denir? Duyguların arasına gidip gelen bir insanım. Bursa Bülbülü’nün finali gibi mesela. Ben öyle bir insanım. Bende ikisi de var. Yazarken ikisini de kullanayım diye de oturmuyorum bilgisayarın başına. İçimden ne geliyorsa öyle. Her zaman içimden geleni yaptım. Hepimizin hayatında eksik var yani. Hiçbir zaman insan tam olmaz. Tamlık hissi bende sıkıcılık demek. Neşe tamlık hissidir. Çok hızlı geçer. Eksiklerini işinle, dostlarınla, sevgilinle, ailenle bir şekilde tamamlarsın... Bütün insanların kaderi aynı. Onlarla kapatacaksın. Yaşama cesaretini göstereceksin. Final.”

İZLE
Spot Işıkları Kuliste: Chris Appleton
İlgili Başlıklar
Daha Fazlası