Yılın Stil Sahibi Erkeği: Rafael Indiana Cemo Çetin Fotoğraf: Burcu Karademir, Moda Direktörü: Anıl Can
MOTY

Yılın Stil Sahibi Erkeği: Rafael Indiana Cemo Çetin

Stili yalnızca görünüşün bir unsuru olarak değil, hayatın her alanına yayılan tutarlı bir dünya kurmak olarak gören Rafael, moda ile sinematik hayal gücünü aynı çizgide buluşturuyor. Kapalıçarşı’nın yeraltı enerjisinden western estetiğine uzanan ilhamlarıyla, kendi çağının özgün kişisel stil hikâyelerinden birine imza atıyor.

Yıllardır ortak arkadaşlarımız vesilesiyle tanıdığım Rafael ile, benzer çevrelerde ayaküstü denk gelişlerimiz dışındaki ilk ciddi diyaloğumu, MOTY çekimi için Rixos’a geldiği gün gerçekleştiriyorum. Rafael’in ilk anda biraz mesafeli, hatta bazıları için soğuk bile denebilecek bir hâli var. Çekim vaktini beklerken sohbet etmeye başlıyoruz. Mitolojiden, eski hikâyelerden, sinemadan, müzikten ve ortak arkadaşlardan bahsettikçe rahatladığını hissediyorum. Kendi dünyasını parça parça açmaya başladığında yavaşça kayda geçiyorum. Eski bir tersanenin o dönüşmüş, yeniden kurgulanmış yapısını nasıl okuduğunu anlatırken, kafasının içindeki sinematik evreni daha da iyi gözlemleyebiliyorum. Rafael’in stili gibi sohbeti de ilk bakışta sade, hatta ketum; ama katmanlarına indikçe derin, tutarlı ve son derece zengin.

Rafael, stil üzerine konuşurken yalnızca kıyafetten bahsetmiyor; hayatın tamamını kapsayan bir tutarlılıkla, bir kurguyla, kendi kendine inşa ettiği sinematik bir evrenle karşı karşıyayız. Onun için stil, “her şeyin cevabı”. Deri ceketler, kovboy botları, takılar ve karakterini sabitleyen minimal bir gardırop… Hepsi bir araya geldiğinde yalnızca görünüşünü değil, Rafael’in yaşadığı dünyayı da tarif ediyor. GQ tarafından “Yılın Stil Sahibi Erkeği” seçilmesi, tam da bu yüzden anlamlı: Stil onun için estetik bir jest değil, hayatla kurduğu bütünlüklü bir ilişki.

Yılın Stil Sahibi Erkeği: Rafael Indiana Cemo Çetin

Pandemi döneminde Kapalıçarşı’nın ara sokaklarında keşfettiği taşlarla kendi takı markasını kurması, yönetmenlikte hikâye anlatımına yönelmesi, 2000’lerdeki Beckham’dan western filmlerine uzanan referansları… Tüm bunlar Rafael’in kendine has kültürel hafızasını oluşturuyor. Kaotik İstanbul’un içinde bir ütopya kurmak isteyen, her detayı kürate eden, arayıştan beslenen biri. Reels çağında hızın yarattığı yüzeyselliği sorgularken, uzun formlu hikâye anlatıcılığının hâlâ önemli olduğunu hatırlatıyor. Bu röportajda, onun sadece stilini değil, o stili mümkün kılan dünyayı da anlamaya çalışıyoruz.

"Yılın Stil Sahibi Erkeği" ödülü senin için ne anlam ifade ediyor? Senin için stil sahibi olmak ne demek?

Bence "Style is the answer to everything" (stil her şeyin cevabı). Bir kere hayatında ne yaparsan yap, eğer stilinle yaparsan böyle detaycı bir şekilde ve de sevgiyle yaparsan, sonucu güzel olacaktır. O yüzden stil, her şeyin cevabı. Benim stilim çok sade, çok klasiktir. Aynı şeyleri giyiyorum farklı versiyonlarla, farklı kombinlerle. Deri ceket, bot, kemer gibi belli sevdiğim şeyler var ve daha çok, takıyla süslüyorum stilimi. GQ dergisi küçüklüğümden beri çok havalı bir prestije sahip. Lisede her sene "yılın en stil sahibi kişisi" seçilirdim. Ama 18 yaşındaki Cemo, bir gün GQ "Yılın Stil Sahibi Erkeği" ödülü aldığını görse, inanamazdı.

Görsel sanatlarda da ilgileniyorsun; bu, onun da bir yansıması olmalı galiba?

Evet, yani bence hayatımdaki bütün nüanslar ve detaylar konsept olarak uyumlu olmalı. Yani orada bir kürasyon var. Tutarlı olmalı. Instagram sayfamdan, filmlerimden, takılarımdan, yaptığım tatillerden, evimin dekorundan, çakmağımdan cüzdanıma, arabama kadar her şey, tarz olarak uyumlu geliyor bana. Bir ütopya içinde yaşamaya çalışıyorum. Biraz fantezilere kaçmayı seviyorum. Sinematik dünyalara kaçmayı seviyorum. Hayal etmeyi çok seviyorum.

Peki senin stil ilhamların kimler/neler?

Çok fazla var... Marlon Brando, Tom Ford'un Gucci dönemi, kovboy western filmleri, A$AP Rocky, Vincent Gallo, Alain Delon, Gianni Agnelli, 2000'lerin David Beckham’ı, Parker Van Noord.

Çok farklı maskelerin var; mesela bir takı markan var. Bu sıralar ise galiba biraz daha yönetmenliğe odaklandın. Peki biri sana işini sorduğunda nasıl cevaplıyorsun?

Keyfime göre cevap veriyorum; bir taksici sorduysa kuyumcuyum diyorum.

Peki ben sana sorsam ne derdin?

Oyuncu zannediyorlar ya da "Model misin?" diye soruyorlar. Bir gün otoparkçı bana sordu, "Mankenlik yapıyor musun?" diye. “Yok abi yönetmenim” dedim. Daha cool geliyor, kamera arkasında olmak. Eğer ciddi ve samimi biriyle konuşuyorsam, "Takı tasarımcısıyım ve yönetmenim" diyorum. Gerçek olan bu; iki farklı kariyerim var.

Hayatımdaki bütün nüanslar ve detaylar konsept olarak uyumlu olmalı. Yani orada bir kürasyon var.

Yılın Stil Sahibi Erkeği: Rafael Indiana Cemo Çetin

Pandemide takı markası kurmanı tetikleyen şey ne oldu?

Bir adamla tanıştım Faruk Abi diye; yüzü komple dövmeli, çok enteresan bir adamdı. Bir çekimde tanışmıştık. Yüzüklerine bayıldım adamın. Sonra beni Kapalıçarşı’ya götürdü. Orada bana bir dünya açtı. Ve çok büyüleyici geldi o dünya bana. Her yer kapalı olduğu için, sıkıntıdan o dönemde her gün çarşıya gittim. Oralarda oyalandım, zaman geçirdim. Oradaki underground dünyaları keşfettim. O "hunting" olayını çok sevdim. O taşlar, zümrütler, safirler…

Hayatın boyunca tek bir look seçme şansın olsa bu ne olurdu?

Mavi jean, kovboy bot, siyah ya da kahverengi deri ceket ve kemer, V yaka kazak ya da henley tişört. Zaten her gün bu üniformayı giyiyorum.

Tekrar tekrar izlediğin filmler hangileri ve neden?

Scarface, Talented Mr. Ripley, Casino, Birdcage. Hepsinin farklı dünyaları var. Stilistik filmler ama hikâyeleri de güçlü. Beni favori dünyalarıma taşıyorlar. Birdcage beni her zaman güldürür. Talented Mr. Ripley'deki karakterde kendimi görüyorum; sonsuz bir İtalyan yaz rüyası gibi. Scarface ve Casino'daki dramatik ağırlık ve sürreal dünya beni her zaman etkiler ve fantastik bir yere taşır. Benim için tam bir sinemadır.

İstanbul, deneyimlemek için çok büyük bir şehir; herkesin kendi İstanbul’u var. İstanbul’u hiç görmemiş birine 24 saat rehberlik yapsan nerelere götürürdün?

Sabah saatlerini Kapalıçarşı’da geçirirdim. Oradaki kaotik ve otantik dünya gerçek İstanbul’dur. Sonrasında Boğaz'da tekneye geçerdim; hatta denize atlardım. Son olarak da gün batımında yine Boğaz'da sahile sıfır güzel bir balıkçıda rakı-balık keyfi yapardım.

"Rafael" tam bir rönesans ismi. Peki ya "Indiana" ismi nereden geliyor?

Indiana Jones filminden geliyor. Babam, annem hamileyken Indiana Jones izliyormuş. İlginç bir bilgi. Yönetmen olduğu için o filmi çok seviyormuş.

2026’ya dair seni en heyecanlandıran şey nedir?

Yeni başlangıçlar. Kendime daha hakim ve daha güçlü bir şekilde seneye gireceğim. Uzun metraj filmler ve yeni projeler geliştirmeyi planlıyorum.

Sence şu an yaratıcı sektörün içinde olduğu en büyük çıkmaz/"struggle" ne?

Reels. Hızlı tüketim... Kaliteli ve yavaş bir video için kimsenin sabrı yok. Bir buçuk saniye içinde izleyiciyi yakalamazsan, başarısızsın.

İZLE
Men of the Year 2025: Late Checkout
İLGİLİ İÇERİKLER
İlgili Başlıklar
Daha Fazlası