Yılın Yapımcısı: Türker İnanoğlu

Zengin kızla fakir oğlan ne yapıp eder sonunda evlenir; kandırılan âşıklar, kader mahkumu analar, aç biilaç yavrular sanki senaryonun sonunu bilir gibi türlü acıyı yutkunur. Onun filmlerinde gişelerde mendil bile dağıtılır ama sonunda iyiler mutlaka kazanır ve seyirci salondan hep gülerek çıkar. Türkiye’ye sinemayı sevdiren adam Türker İnanoğlu, lise yıllarında tutulduğu “filmcilik” işine, bugün hâlâ çok âşık.

08 Kasım 2014

Yılın Yapımcısı: Türker İnanoğlu

Çocuklar hep çok güzel anlatır. Etrafında dolanmadan, pat diye söyler. Çekiştirmez, eğip bükmez. Türker İnanoğlu’nu da en güzel çocukları anlatıyor. Gerçi artık yetişkin insanlar ama o günlere dönüp baktıklarında hatırladıkları, bizi “Türker İnanoğlu kimdir”e kestirmeden götürüyor.

Kızı Zeynep İnanoğlu şöyle diyor: “Babam, olaylar kendi kurguladığı biçimde yönlensin isteyen biridir. Boş konuşmalara hiç tahammülü yoktur. Ben küçüklüğümde biraz korkardım ondan, yanlış bir şey yaptığımda 24 saat göz göze gelmemeye çalışırdım çünkü babamda insanların gözüne bakınca aklını okuma yeteneği olduğuna inandırdım. Hâlâ da inanıyorum. Ama böyle sert görünmesine bakmayın, çok da sevgi doludur.”

Oğlu İlker İnanoğlu ise küçüklüğüne dönüp hatırlıyor: “Babamla ilgili hatırladığım iki şey var: Birincisi sırtı... Beni yatıla okula bırakır, vedayı hiç uzatmadan giderdi. Geri dönüp el sallamaz, bana hiç bakmazdı. Belki de dönerse benim ağladığımı görecek ve dayanamayacaktı. Öylece durur, onu izlerdim. Ama o hiç dönmezdi. Sert görünmeyi seviyordu ama ben onun yumuşak bir kalbi olduğunu biliyordum. İkincisi ise sesi... Salondaki yuvarlak masanın altına girer, onun senaristlerle, oyuncularla yaptığı, saatler süren toplantıları dinlerdim. Masanın altına babamın sesi dolardı.”

Türker İnanoğlu, duayen sinema yazarı/araştırmacı Giovanni Scognamillo’nun deyişiyle Bay Sinema, “sinemacılık” mesleğine lise yıllarında tesadüfen başlamış. 1957 yılında Tatbiki Güzel Sanatlar Akademisi’nin Grafik Sanatları Bölümü’nde ikinci sınıf öğrencisiyken, bir gün Kanlıca’da oturdukları evin kapısı çalmış. Kapıyı çalan üç kişi, yan konakta oturan Kadri Cenani Bey’i sormuş. Türker İnanoğlu, “Kadri Bey evde yok” diyerek beyleri içeri buyur etmiş. Lise çağında bir gençten beklenmeyecek nezaketle onlara çay ikram etmiş, ne iş yaptıklarını, Kadri Bey’i neden aradıklarını sormuş. Beyefendiler de, yani yapımcı Necil Ozon, rejisör Nişan Hançer ve sanat yönetmeni Zaven Bey, “Biz filmciyiz” demiş. Osmanlı Sadrazamı Saffet Paşa’nın torunu olan Kadri Bey’in, evini ara sıra kendilerine kiraladığını anlatmışlar. Türker İnanoğlu büyük bir merak ve heyecanla dinliyormuş, çayından bir yudum almış ve o anda “filmci” olmaya karar vermiş.

Nişan Hançer’in asistanı olarak başladığı bu işte, “Lütfi Akad’ın sağ kolu” mertebesine çıkmış. Hançer’in çeşitli sebeplerle yarım bıraktığı Sonbahar adlı filmi, henüz 20 yaşındayken, tek başına tamamlayıp bitirince de tüm dikkatleri üzerine çekmiş. Herkes “Kim bu çocuk?” diye soruyormuş.

Hep iyiler kazandı

1959’da kurduğu Erler Film yapımcılık şirketiyle, yapımcı rejisör olarak girdiği Yeşilçam’a Yumurcak serisini, Filiz Akın, Türkan Şoray, Ediz Hun, Sadri Alışık gibi yıldızların başrolde olduğu yüzlerce melodramı, Cüneyt Arkın’ın Kara Murat’ını; televizyona ise Böyle mi Olacaktı, İkinci Bahar, Çiçek Taksi, Tatlı Kaçıklar, Akasya Durağı, Arka Sokaklar ve son olarak Küçük Ağa gibi kült dizileri armağan etti Türker İnanoğlu.

Onun filmleri, kendisi de söyler, basitti. İyilerle kötüler mücadele eder ve kazanan hep iyiler olurdu. Çünkü insanlar, yorgun argın geldikleri evlerinde kanepeye oturup portakal soyarken öyle şeyler izlemek isterdi. Zengin kızla fakir oğlanın önce ıstırap, sonra mutluluk dolu aşk hikayesine bakmayı severdi. Onun için tek eleştirmen izleyiciydi, onlar beğeniyorsa sorun yoktu. Seyirciyi o kadar önemserdi ki salon salon gezer, onlarla birlikte filmini izler, tepkileri not alıp gerekirse kurguyu yeniden yapardı.

Çekirdek-gazozlu yazlık sinema döneminden Alaska frigolu kışlık salonlara, siyah beyazdan renkliye, 80’lerdeki video kaset çılgınlığından 90’lardaki dizi patlamasına, her dönemde o vardı. Ve Türker İnanoğlu hâlâ, aynı enerji ve aynı disiplinle “filmcilik” yapmaya devam ediyor.

O gün, Kanlıca’daki evin kapısını açıp filmci beylere çay ikram eden liseli gence saygıyla...

Röportajın tamamı ve çok daha fazlası GQ Türkiye Kasım: Men of the Year 2014 özel sayısında ve GQ Türkiye Dijital iPhone/iPad/Android edisyonunda...