Saçlarım Neden Bu Kadar Çok Dökülüyor? Kelsey Niziolek
Wellness

Saçlarım Neden Bu Kadar Çok Dökülüyor?

Ara sıra birkaç tel saç dökülmesi normaldir. Peki neyin normal olmadığını nasıl anlarsınız? Dermatologlar, ne zaman gerçekten endişelenmeye başlamanız gerektiğini ve bu durumda ne yapabileceğinizi açıklıyor.

Hayatınızın bir noktasında kendinize şu soruyu sorduğunuz an gelir: Saçlarım neden bu kadar çok dökülüyor? Saçlarınızın bir kısmının her gün dökülmesi normaldir; hatta beklenen bir durumdur. Ancak tarağınızda her zamankinden daha fazla saç birikmeye ya da duş gideriniz saçlarla tıkanmaya başladığında sakin kalmak çok daha zor hâle gelir. Sebep stres mi? Şampuanınız mı? Genetik mirasınız ve zamanın kaçınılmaz etkileri sonunda kendini mi gösteriyor?

İyi haber şu: Her saç dökülmesi, tam anlamıyla saç kaybı anlamına gelmez. Hangisiyle karşı karşıya olduğunuzu anlamak ise tedavinin ilk adımıdır.

Saç dökülmesi ve saç kaybı arasındaki fark

Çoğu kişi saç dökülmesi ile saç kaybının aynı şey olduğunu düşünür. Oysa gerçekte bunlar iki ayrı meseledir.

KilgourMD’nin kurucusu ve CEO’su, kurul sertifikalı dermatolog James Kilgour, MD’ye göre saç dökülmesi, büyüme döngüsünün sonuna ulaşan saç tellerinin normal şekilde dökülmesini ifade eder. “Normalden daha fazla sayıda folikül aynı anda dinlenme evresine girdiğinde bu durum daha görünür hâle gelir ve telogen effluvium olarak bilinen tablo ortaya çıkar,” diyor.

Saç kaybı ise farklı şekilde işler. Androgenetik alopesi, yani erkek tipi saç kaybı söz konusu olduğunda saçlar yalnızca dökülmez. Foliküllerin kendisi küçülmeye başlar ve sonunda tamamen kapanmadan önce daha ince, daha zayıf saç telleri üretir.

Basitçe söylemek gerekirse, dökülme banyo zemininde fark ettiğiniz şeydir. Saç kaybı ise aynada gördüğünüz şeydir: genişleyen bir saç ayrımı, gerileyen saç çizgisi ya da kademeli seyrelme gibi.

Saç dökülmesine ne sebep olur?

Günde 50 ila 150 tel saç kaybetmek normaldir. Montefiore Einstein Advanced Care dermatoloğu Carson Kirkpatrick, MD’ye göre saç derimizde yaklaşık 100.000 folikül bulunur; bu nedenle bu miktar oldukça önemsiz kabul edilir. Ancak günde 200’den fazla saç teli dökülüyorsa ya da aniden giderde veya fırçanızda tutamlar görmeye başladıysanız alarm zilleri çalmaya başlar.

İşin iyi tarafı şu: Telogen effluvium, yani aşırı saç dökülmesi atakları, genellikle geçicidir. Zor olan kısım ise dökülmenin hemen başlamamasıdır. Dr. Kirkpatrick, “Ani ve yaygın dökülme genellikle büyük bir stres faktöründen iki ila dört ay sonra başlar: bir hastalık, ameliyat ya da GLP-1 kullanımıyla görülebilenler dahil büyük kilo kaybı,” diyor. Dr. Kilgour ise kronik stres, oldukça kısıtlayıcı diyetler, bazı ilaçlar ve önemli hormonal değişikliklerin de diğer nedenler arasında olduğunu ekliyor.

Erkek tipi saç kaybının aksine, telogen effluvium genellikle tetikleyici ortadan kalktığında ya da ele alındığında kendi kendine düzelir; çoğu zaman altı ila dokuz ay içinde.

Saç kaybına ne sebep olur?

Genel olarak androgenetik alopesi, erkeklerde saç kaybının en yaygın nedenidir. Dr. Kirkpatrick’e göre bu durum erkeklerin en az yarısını, 80 yaşına gelindiğinde ise erkeklerin yüzde 80’e kadarını etkiler. “Testosterondan dönüştürülen ve genetik olarak hassas foliküllerdeki reseptörlere bağlanarak zamanla onları küçülten dihidrotestosteron, yani DHT tarafından yönlendirilir,” diyor. Bu noktada genetiğinize kızabilirsiniz; çünkü güçlü bir aile öyküsü, aynı yolu izleme ihtimalinizi artırır.

Ancak genetik, denklemin yalnızca bir parçasıdır. Saç kaybı genellikle çok faktörlüdür ve bazı başka etkenler süreci hızlandırabilir.

Dr. Kilgour’a göre demir, çinko ve D vitamini eksiklikleri ile yetersiz protein alımı, sağlıklı saç büyümesini olumsuz etkileyebilir. Tabii bir şekilde yüksek protein çılgınlığından kaçmayı başardıysanız. Telogen effluvium’da olduğu gibi kronik stres de yaygın bir suçludur; çünkü saç döngüsünü bozar ve altta yatan erkek tipi saç kaybını şiddetlendirir. Diğer yaşam tarzı tetikleyicileri arasında sigara ve aşırı UV maruziyeti yer alır; bunlar cildinize de pek iyilik yapmaz.

Dr. Kirkpatrick, bakım rutininizin de gerçek anlamda zarar verebileceğini ekliyor. “Sıkı örgülerden veya şekillendirmeden kaynaklanan kronik gerilim traksiyon alopesisine neden olurken, aşırı fırçalama, ısı ve kimyasal işlemler saç telinin kendisini zayıflatır,” diyor. Saç derisi sağlığınız da önemlidir. Dr. Kilgour, kronik düşük dereceli inflamasyonun ve sağlıksız bir saç derisi ortamının “genetik yatkınlığı artırabileceğini ve saç kaybının ilerlemesini kötüleştirebileceğini” ekliyor.

Tiroid hastalığı, otoimmün bozukluklar ve ağır enfeksiyonlar dahil bazı tıbbi durumlar da saç kaybını hızlandırabilir. Aynı şey bazı ilaçlar için de geçerlidir. Dr. Kilgour’a göre bunlar arasında bazı antidepresanlar, tansiyon ilaçları ve antikoagülanlar bulunur.

Saç kaybı için en iyi tedaviler

Siz ve dermatoloğunuz sorunun saç dökülmesi değil, saç kaybı olduğunu belirlediyseniz erken müdahale etmek ve konuyu birden fazla cepheden ele almak en iyisidir. Geçici dökülmenin aksine saç kaybı daha bilinçli bir yaklaşım gerektirir.

Besin açısından zengin bir diyet uygulamak ve daha akıllı bakım alışkanlıkları edinmek gibi yaşam tarzı değişiklikleri iyi bir başlangıçtır. Ancak gerçek saç kaybıyla karşı karşıyaysanız bunlar genellikle tek başına durumu tersine çevirmeye yetmez. Şaşırtıcı olmayan şekilde, reçeteli ilaçlar en güçlü savunma hattınız olacaktır. Dr. Kirkpatrick’e göre topikal minoksidil ve oral finasterid hâlâ altın standart olarak kabul edilir. Minoksidil, saç döngüsünün büyüme evresini uzatırken; finasterid, DHT üreten enzimi bloke eder. Oral minoksidil ise solüsyonu her gün saç derisine uygulamaktan hoşlanmayan hastalar için dermatologların reçete ettiği bir başka seçenektir.

“Bunların ötesinde dutasterid, özellikle ön bölgede finasteridden daha iyi performans gösterebilen daha güçlü bir DHT engelleyicidir,” diyor Dr. Kirkpatrick. “Ancak bu amaçla kullanımının endikasyon dışı olduğunu not etmek gerekir. Ayrıca sistemik etkilerden çekinen erkekler için topikal finasterid, düşük seviyeli lazer tedavisi cihazları ve trombositten zengin plazma, yani PRP enjeksiyonları da vardır; ancak bunların bazıları için kanıtlar daha sınırlıdır.”

Saç kaybını ne kadar erken tedavi ederseniz şansınız o kadar artar. Dr. Kilgour, “Foliküller hâlâ mevcutsa ve çok ince de olsa saç üretmeye devam ediyorsa, yoğunluğu artırmak ve ilerlemeyi yavaşlatmak için çoğu zaman bir fırsat vardır,” diyor. Öte yandan yıllarca hareketsiz kalmış bir saç folikülünü yeniden canlandırma ihtimaliniz yok denecek kadar azdır. Dr. Kirkpatrick, “Bu ileri aşamada, DHT’ye dirençli folikülleri saç derisinin arka kısmından taşıyan saç ekimi gerçekçi seçenek hâline gelir,” diyor.

Çıkarılacak sonuç basit: Beklemeyin. Saçınızda değişim fark ederseniz bir dermatoloğa görünün. Folikülleri korumak, onları yeniden diriltmeye çalışmaktan çok daha kolaydır; üstelik İstanbul’a yapılacak bir yolculuktan da daha ucuzdur.

BU İÇERİK İLK OLARAK GQ US WEB SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR.

İZLE
Men of the Year 2025: Late Checkout
İLGİLİ İÇERİKLER
İlgili Başlıklar
Daha Fazlası