Berlin gece rehberi

Geceleri yerinde duramayanlardansanız, techno müzikte Nirvana’ya varmak için size en ideal adres Berlin’in karanlık, bir o kadar da renkli geceleri…

28 Eylül 2012

Berlin gece rehberi

80’lerin ortasında Detroit’te ortaya çıkan techno müzik, acid house dinleyenlerin daha sert ve hızlı bir müzik arayışı içinde olduğu Avrupa’da yayılmaya başladı ve 90’larda altın çağını yaşadı. Sonrasında ise, dünya dinlemesi daha kolay, daha yumuşak olan bir müzik türü olan house’a dönüş yaptı. Fakat çoğu dinleyicisi için müzikten öte bir yaşam tarzı olan techno, elektroniğin Kâbe'si Berlin’de şaşaalı günlerine devam ediyor.

Libidoyu arttırdığı ve hiperaktiviteyi tetiklediği bilimsel olarak da kanıtlanan technonun size göre olmadığını düşünüyorsanız, bu müziğe ve şehre mutlaka bir şans verin. Başta fazla sert ve hızlı gelebilir ama tadını aldığınızda, bir daha başka bir şehirde başka bir müzikle eğlenmek inanın, zor gelecek.

Peki burada gidilmesi gereken başlıca mekanlar hangileri? Cevaplar aşağıda... Keyfini çıkarın… Şimdiden iyi yolculuklar !


BİR KITSCH YUVASI: SALON ZUR WILDEN RENATE

Son zamanların en popüler mekanlarından biri olan Salon Zur Wilden Renate, eski bir malikaneden gece kulübüne çevrilmiş. Kulüp, ziyaretçilerinin de deyimiyle bir labirentten farksız, fazlasıyla garip şekilde dekore edilmiş pek çok odadan oluşuyor. Barok tarzı duvar kağıtları, demir parmaklıklar ardında hurda makineler, plastik mankenlerle süslenmiş bir tuvalet masası, balık ağları ile tavana tutturulmuş disko topları, duvara yansıtılmış ve size bakan onlarca kocaman göz, bacaklarının arasından canavar kafası fışkıran çıplak kadın resimleri, gölge oyununu andıran bir sahnede tech-house çalan bir DJ… Tim Burton bir Yeşilçam filmi çekse, Nuri Alço’ya böyle kitsch bir ev bahşederdi herhalde.

Mekanın ilk katı bar havasında. Kalabalık günlerde bu katta da DJ performansı var ama asıl eğlence ikinci katta. Yorulduğunuzda ufacık bir merdivenle alçak tavanlı asma kata çıkıp kalabalığı izleyebilir ya da yan odada bulunan büyük yatağın üzerinde içkinizi yudumlayabilirsiniz. Wilde Renate abartılı dekoruyla, minimal ve endüstriyel mimarisiyle ün salmış Berghain’ın bir tezatı ve kimine göre yeni rakibi. Mutlaka gidin.

Alt-Stralau 70, 10245

90'LARDA BİR BİLGİSAYAR OYUNU: KATERHOLZIG

Mekan büyük avlusu, farklı müzikler çalan iki ana salonu, özel partiler için açılan küçük odaları ve yukarı kattaki büyük terası ile adeta bir kulüpler federasyonu… Avluda oyalanırken sizi çevreleyen tuğla binaların üzerindeki resimlere ve yazılara dikkat edin. Özellikle bir bina uzunluğundaki iskelet adam resmi sizi bir hayli büyüleyecek. Ortama bir de renkli ışıklar ve soğuk havada yakılan büyük ateş dahil olunca kendinizi 90’ların bir bilgisayar oyununda hissedeceksiniz. Avludayken “old school” fotoğraf makinesinin içine doluşup fotoğraf çektirmeyi teras katında içkinizi yudumlayarak, mekanı kuş bakışı izlemeyi de unutmayın.

Nerede dans edeceğinize gelince… Biz size girişin sağında kalan en büyük salonu öneriyoruz. Mavi-mor ışıklar içinde kaybolan insanların DJ'e taparcasına dans ettiklerini göreceksiniz. Berlin’in kült gece kulüplerinden KaterHolzig, buradaki gece hayatının olmazsa olmazlarından.

Michaelkirchstraße 23, 10179




KARANLIK ODALAR: BERGHAIN

Eski bir trafo binasına konumlanmış olan Berghain, techno müziğin dünyaca ünlü, kutsal mekanı. Buraya girmek için farklı, garip ya da olabildiği kadar yalın görünmeye çalışın. Kalabalık gitmeyin ve “ben turistim” diye bağırmayın. Eğer içeri girebildiyseniz, 18 metrelik yüksek tavanı, 1500 kişilik dans pistine ağzınız açık bakmaya hazır olun. Techno, minimal techno, tech house ve detroit türlerinin en iyi örneklerine şahit olacağınız mekanın ses sistemi harika. Devasa hoparlörlerden gelen müziği vücudunuzun en ücra köşelerinde hissedeceksiniz. Endüstriyel ve minimal mimarisiyle çaldığı müziklerle bütünleşen mekanın bir başka özelliği de, hiçbir yerinde ayna ya da benzeri yansıtıcılar olmaması. Mekanda bulunan karanlık odalar ve kabinler ise partnerinizle gideceğiniz cinsten... Zaten Berghain’da yasak ya da ayıp diye bir şey yok.

Son tavsiyemiz ise, mekana Cumartesi gitmeniz ve sabah olduğunda Berghain’dan çıkıp, bir kahve içtiktikten sonra otelinize uğramadan Mauer Park’taki bit pazarına uğramanız. Burada iki üç saat dolaşıp Berghain’a geri döndükten sonra üst kattaki Panaroma barına çıkın. Karanlığın ve mavi ışıkların hakim olduğu Berghain’a göre Panaroma daha renkli bir bar. Bir de Wolfgang Tillmans’ın enfes fotoğrafları ile süslenmiş. Büyük pencerelerinin arada bir otomatik olarak açılmasıyla zaman algınız tamamen yok olacak. Akşamüstü mekandan evinize dönerken bir Berlin ritüelini daha tamamlamış olmanın rahatlığı ile rahat bir uyku çekebilirsiniz.

Rüdersdorfer Straße 70 Friedrichshain, 10243

DENEYSEL BİR DENEYİM: :// ABOUT BLANK

Önceki kulüplere nazaran daha küçük ve az bilinen bir mekan olan About Blank, techno, deneysel elektronik, drum and base ve dubstep'in en iyi örneklerini sunuyor. Hafta sonları her daim açık olan mekanın, hafta içi kimi günlerde de özel programları oluyor. Özellikle dubstep gecelerinden birine gitme şansınız olursa, harika bir gece geçireceğinizin garantisini veriyoruz.

Yaz aylarının sıcak günlerinde, About Blank DJ’leri performanslarını bahçeye de taşıyor. O günlerden birine denk gelmediyseniz de, üzülmeyin, mekanın harika bahçesinin tadını çıkarın. Bu arada, bahçenin sonuna doğru gittiğinizde göreceğiniz hurda karavana mutlaka uğrayın. Muhtemelen bir daha görmeyeceğiniz bu dünya vatandaşlarıyla yapacağınız sohbetlerin tadı bir başka oluyor. Dans, sohbet derken bir baktınız sabah olmuş! Tabi bu partinin bittiği anlamına gelmiyor. İnsanlar biraz temiz hava alıp kendilerine geldikten sonra uyku muyku dinlemeden yeni doğan güneşi batırana kadar dans etmeye devam ediyor.

Markgrafendamm 24c, 10245 S-Bahnhof Ostkreuz

ESKİ BERLİN: GOLDEN GATE

Berlin’in küçük müzik tapınaklarından Golden Gate’e girdiğinizde, mekan üzerinize yıkılacak sanabilirsiniz. Tavandan kafanıza su damlarsa da şaşırmayın. Eski, yıkık dökük ve karanlık Berlin mekanlarının iyi bir temsili Golden Gate... Üstelik en uzun partiler de bu küçük mekanda oluyor, Perşembe gecesi başlayan eğlence Cuma akşamüstü sona eriyor. Cuma gecesi başlayan partiler ise Pazartesi sabahı bitiyor. Berlin “underground” havasını koklamak için ideal mekan. Bahçesi de pek keyifli. Techo-minimal techno-deep house tarzları arasında gidip gelen müziği insanı alıp götürecek cinsten. Keyfini çıkarın, İstanbul’da bu mekanların hiçbirinin benzerine rastlayamazsınız.

Dircksenstraße 77, 10178



DİĞER MEKANLAR

Bu mekanlar size yetmediyse, Chalet, daha bir festival havasında olan Sisypos, Ritter Butzke ve Flamingo diğer önerilerimiz. Watergate ya da Tresor’a gitmeyin çünkü turistikleştikten sonra bir hayli bozmuşlar. Daha sakin kafalar için kanal kenarındaki Club Der Visionaire’i tercih edebilirsiniz. Elektronik müziğe gelemeyen indie severlerdenseniz, Perşembe geceleri Rosi’s, Cumaları Lido ve her daim White Trash’e gidebilirsiniz. Lido aynı zamanda çok iyi bir konser mekanı. Bizim Babylon gibi ama daha büyüğü. Bunların hiçbiri sizi paklamadıysa Görlitzer Parkı'nda bulunda Das Edelweiss’da yapılan “jam session” lara katılabilirsiniz. Artık daha ne olsun.

BERLİN'DE GECE DIŞARI ÇIKACAKSANIZ AKLINIZDA OLSUN

-Almanlar gece kulüplerinde duman püskürtülmesini çok seviyor. Kokusu midenizi bulandırabilir. Bir de kalabalığında etkisiyle boğulacağınızı sanabilirsiniz. Endişelenmeye gerek yok, püskürtülen yanlızca su buharı.

-Gece kulübünde yanınızda duran genç 5 saat boyunca aralıksız dans ettiyse buna şaşırmayın ya da “biz de yaşlanmışız abi” diyerek kendinizi üzmeyin, muhtemelen 'doğal' olmayan bir yoldan bu hale gelmiştir.

-Mekan girişinde güvenlik görevlisi gözlerinizin için derin derin bakarsa şaşırmayın, sinirlenmeyin. Uyuşturucu alıp almadığınızı göz bebeklerinizden anlamaya çalışıyordur.

-Kulüplerin içinde istediğiniz kadar içip dağıtabilirsiniz ama mekana zil zurna sarhoş girmeyin. Muhtemelen alınmazsınız. Kulüplerde bira ortalama 3 euro. Depozitoyu verdiğinizde bir 50 cent'i daha geri alıyorsunuz. Yani içki, İstanbul’un benzer mekanlarında satılanın yarı fiyatı. İstediğiniz kadar için.

-Hafta sonları metro sabaha kadar çalışıyor. Yani taksiye binmenize gerek yok.

-Berlin gece hayatında her yaştan insana rastlayabilirsiniz. Bu yüzden “bizden geçti bu işler” demeyin, istediğiniz mekana rahatça gidin.

- Mekanlardan çıktıktan sonra, karnınız acıktıysa, muhtemelen Alman sosisi “currywurst” ya da Türk yemekleri arasında seçim yapmanız gerekecek. Alman sosisleri bir harika. Mutlaka deneyin. Fakat Berlin’deki Türk yemeklerine hiç bulaşmayın. Dönerlerin hemen hepsi fabrikasyon. Lahmacun ise önce tost makinesinde ısıtılıyor, sonra mayonezli soslar sürülüyor. Bu da yetmezmiş gibi içine bir de döner konuyor. Neymiş, Almanlar böyle seviyormuş…


GQXBrothers: Bir Centilmenin Favori Hafta Sonu Destinasyonları

SEYAHAT | GQXBrothers: Bir Centilmenin Favori Hafta Sonu Destinasyonları

Beş Dakikada Tatil Planı

SEYAHAT | Beş Dakikada Tatil Planı

Seyahat Dostu 5 Ürün

SEYAHAT | Seyahat Dostu 5 Ürün

Mavinin eşsiz tonları: Kempinski Hotel Barbaros Bay

SEYAHAT | Mavinin eşsiz tonları: Kempinski Hotel Barbaros Bay

Yelken açmanın tam zamanı

SEYAHAT | Yelken açmanın tam zamanı

Seyahat düşkünlerinin vazgeçilmez aksesuarı

SEYAHAT | Seyahat düşkünlerinin vazgeçilmez aksesuarı

Daha Fazla Göster