Mark Wahlberg, 2013 yapımı No Pain No Gain filminde. © Paramount/Everett Collection
Basit bir yürüyüşten yoğun bir fitness rutinine kadar fiziksel aktivitenin beden üzerindeki faydaları saymakla bitmez. Enerji harcamanın ruh sağlığı üzerinde de olumlu bir etkisi olduğu bilinir. Ancak araştırmacılar artık fiziksel aktivite ile yaratıcılık arasında fizyolojik bir bağ kurmuş olabileceklerini düşünüyor. Masasının altına koşu bandı koyan iş arkadaşınız belki de o kadar gülünç değildir; hareket etmek özgün fikirleri ve genel olarak yaratıcılığı artırır.
Fiziksel aktivite daha uzun yaşamla ilişkilendirilirken, hareketsiz yaşam tarzı daha zayıf sağlıkla bağlantılıdır. Egzersiz yapmak yaşam kalitesi üzerinde de daha geniş bir etki yaratır: daha iyi uyku, depresif belirtilerde azalma ve genel olarak daha yüksek bir iyi oluş hâli. Bununla birlikte farklı çalışmalar, fiziksel aktivitenin bilişsel beceriler ve özellikle yaratıcılık üzerindeki etkisini de incelemiştir.
İsveç’te yapılan bir araştırma, ergenlik döneminde spor yoluyla kazanılan kardiyorespiratuvar kapasitenin 18 yaşındaki zihinsel performansı öngörebileceğini göstermiştir. Bu bulguyu açıklayan çeşitli bedensel mekanizmalar vardır. Fiziksel aktivite sırasında kan akışı artar ve anjiyogenez gerçekleşir; beyin dolaşımı iyileşir ve beyin daha iyi oksijenlenir. Egzersiz ayrıca beyin plastisitesini artırır, nöron oluşum sürecini (nörogenez) uyarır ve sinapsların, yani nöronal bağlantıların güçlenmesini destekler.
Fiziksel aktivitenin dopamin, serotonin ve endorfin gibi nörotransmiterlerin salınmasını sağladığı da bilinir. Dopamin iyi oluş ve mutluluk duygusuyla ilişkilidir; ancak bu nörotransmiterler aynı zamanda kaygıyı ve stresi düzenlemeye, hatta motivasyonu artırmaya da katkıda bulunur. Araştırmacıların fiziksel efor sırasında incelediği tüm bu bilişsel mekanizmalar ayrıca demans ve nörodejeneratif hastalık risklerini de azaltır.
Bir başka çalışma ise davranışsal boyutu ele almıştır. 156 katılımcı beş gün boyunca sensörlerle izlenmiştir. Daha az hareketsiz olan kişilerin, fiziksel aktiviteye çok az katılan ya da hiç katılmayanlara kıyasla yaratıcı etkinliklere çok daha sık dahil olduğu görülmüştür. Sık yapılan, hatta hafif düzeydeki bir aktivite bile tüm bilişsel ve dolayısıyla yaratıcı kapasiteyi geliştirir. Aktif kişiler örneğin daha özgün yemekler pişirmeye ya da müzik yapmaya daha yatkındır.
Fizyolojik mekanizmaların ötesinde, fiziksel aktivite yoğun bir dikkat gerektirmediğinde zihnin serbestçe dolaşmasına izin verir ve böylece yeni fikirlerin ortaya çıkmasını sağlar.
Hayatınız ya da mesleğiniz doğrudan yaratıcı olmasa bile bu bilişsel kapasite artışı; daha iyi anlama, daha iyi uyum sağlama ve daha güçlü problem çözme becerileri getirir. Bir dahaki sefere ofis asansörü tıklım tıklım dolu olduğunda merdivenleri seçin; muhtemelen daha iyi fikirleriniz olacaktır.
BU İÇERİK İLK OLARAK GQ FRANCE WEB SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR.