Uzmanlara Göre Uzun Ömür İçin Kahvaltı Yapmanın En İyi Zamanı
Wellness

Uzmanlara Göre Uzun Ömür İçin Kahvaltı Yapmanın En İyi Zamanı

Sabah 6’da bir omlet mi, yoksa geç saatlerde yenilen bir gece bekletilmiş yulaf mı? Beslenme uzmanlarına sorduk.

Herkesin kahvaltı konusunda bir fikri var. Özellikle de kahvaltıyı yemenin en doğru zamanı hakkında, eğer kahvaltı ediliyorsa tabii. Akşam yemeğinin saati kültürel olarak tartışmalı bir konu olsa da, hiçbir öğün kahvaltı kadar birbirinden zıt görüşleri beraberinde getirmiyor. Popüler algı, yıllar boyunca mısır gevreği şirketlerinin de yardımıyla, kahvaltıyı sık sık “günün en önemli öğünü” olarak görür. Buna karşılık, pek çoğumuz kahvaltıyı tamamen atlar ve öğle yemeğine kadar yalnızca kahveyle idare ederiz.

Peki sağlık açısından bakıldığında, kahvaltı yapmak için gerçekten en iyi bir zaman var mı? Kahvaltı yapmalı mıyız? Yapıyorsak ne yemeliyiz? Beslenme uzmanları genel olarak, uyanır uyanmaz yemeğe saldırmamanız gerektiği konusunda hemfikir. En azından birkaç saat beklemek, yani kahvaltıyı sabah ortasına bırakmak daha doğru.

Bunun birkaç nedeni var. Bunlardan biri, gece boyunca süren açlık süresini uzatması ve “bağırsaklarınıza biraz daha dinlenme fırsatı vermesi,” diyor The Doctor’s Kitchen adıyla podcastler ve yemek kitapları hazırlayan doktor Rupy Aujla. Zaman kısıtlı beslenme, yani bir gün yediğiniz son öğün ile ertesi gün yediğiniz ilk öğün arasında en az 12 saat olması, vücudun karbonhidratlar yerine yağ yakmasını sağlar ve kilo kaybı ile genel metabolik sağlıkla ilişkilendirilir. Aujla’ya göre, sabah ilk uyandığınızda asıl odaklanmanız gereken şey suyla yeniden sıvı almak olmalı, çünkü gece boyunca “böbrekleriniz fazlasıyla çalışmıştır.” Bu amaçla suyuna biraz tuz eklediğini söylüyor ve saat 9 ya da 10 civarına kadar gerçek anlamda bir şey yemiyor.

Geç kahvaltının bir diğer nedeni ise, pek çok insanın sabahın ilk saatlerinde gerçekten aç olmaması. Surrey Üniversitesi’nde beslenme alanında doçent olan Adam Collins’e göre bunun temel sebebi, vücudun “uyanmanıza hazırlık olarak glikozu zaten kana vermeye başlamış olması. Yani sistemde hâlihazırda bir miktar enerji var.”

Geleneksel, karbonhidrat ağırlıklı kahvaltı yiyeceklerinin, örneğin gevrekler, tostlar ve hamur işlerinin sorunu ise, Aujla’nın ifadesiyle, “hücrelerinizi besleyen hoş bir glikoz yükselmesi sağlamaları ve ardından buna karşılık gelen bir düşüş yaratmaları.” Sonuç olarak, “sabah ortasında yeniden acıkırsınız ve öğle yemeğine kadar odaklanabilmek ve ayakta kalabilmek için kahveye ve diğer uyarıcılara ihtiyaç duyarsınız.” Bunun yerine, protein ve lif oranı yüksek bir öğün öneriyor. Bunun bir nedeni, uzun ömür perspektifinden bakıldığında genellikle yeterince protein almamamız. Diğer nedeni ise, protein ve lifin sabah boyunca enerjik ve tok kalmanıza yardımcı olması.

Aujla’nın bu doğrultuda tercih ettiği birkaç kahvaltı var. Hafta içinde, yulaf miktarını düşük tuttuğu gece bekletilmiş yulaflara güveniyor. “İki yemek kaşığı yulaf, iki yemek kaşığı öğütülmüş keten tohumu, bir yemek kaşığı chia ve bir yemek kaşığı kenevir tohumu kullanıyorum,” diyor. “Sonra rendelenmiş elma, biraz kabak çekirdeği, bir miktar protein tozu ekliyorum ve su ya da hindistancevizi sütü gibi bir sıvıyla tamamlıyorum. Karbonhidrat açısından zengin olan yulafı, lif ve protein açısından zengin besinlerle dengelemiş oluyorsunuz.” Hazırlık için daha fazla zamanı olduğunda ise, düzgün şekilde tohumlanmış ekmek üzerinde çırpılmış yumurta ya da tofu yiyor. Burada özellikle, “aslında oldukça karbonhidrat ağırlıklı olan bir süpermarket ekmeği gibi değil,” diye vurguluyor. Ya da mercimek ve avokadolu shakshuka tercih ediyor.

Ayrıca tuzlu yiyeceklere yönelmeyi ve kahvaltıda bir önceki akşamdan kalan yemekleri yemeyi de öneriyor. “Dün akşamdan kalma somon, tatlı patates, biraz yeşillik ve belki biraz salata yaprağını rahatlıkla kahvaltıda yerim,” diyor. “Kahvaltı diye düşündüğümüz yiyeceklerin çoğu, avcı toplayıcılar olarak bizim ne yemiş olacağımıza tamamen ters. O dönemde sürekli tuzlu yiyecekler tüketiyor olurduk.” Devasa bir öğünle yüklenmeye gerek yok. Sonuçta günün ilk öğünü ve yemeğe yavaş yavaş girmeniz gerekiyor. Ama “doğru besin öğelerini içermesi şart.”

Bir de daha temel bir soru var. Kahvaltıya gerçekten ihtiyaç var mı? Pek çok kişi için bu öğün, özellikle hafta içlerinde, artık yalnızca uzak bir anı. Collins’e göre, kahvaltıyı atlamak ile obezite arasında bir ilişki var, ancak bu büyük olasılıkla fazla kilolu kişilerin daha az yemek için bir öğünü kesmeye çalışmasından kaynaklanıyor. Sabah geç saatlerde, protein ve lif açısından zengin bir kahvaltı genel olarak iyi bir fikir, ancak lojistik olarak herkes için mümkün olmayabilir. Genellikle kahvaltıyı tamamen atlıyorsanız bunun için kendinizi strese sokmayın, diyor Collins. Sadece diğer öğünlerinizde besin değerini telafi ettiğinizden ve günün ilerleyen saatlerinde aşırı yemeyerek dengeyi bozmadığınızdan emin olun. “Belki de brunch hakkında söylenecek bir şeyler vardır,” diye ekliyor. Gerçekten de olabilir. Sonuçta geç saatte yenen tuzlu bir kahvaltı ile brunch arasındaki gerçek fark nedir ki?

BU İÇERİK İLK OLARAK BRITISH GQ WEB SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR.

İZLE
Men of the Year 2025: Late Checkout
İLGİLİ İÇERİKLER
İlgili Başlıklar
Daha Fazlası