Keşfetmenin tam vakti: İstanbul'un yükselişteki üç gurme noktası

Bu sezon İstanbul’da popülerliğini artıracak mekanlar hakkında kehanetlerimiz var…

30 Mart 2018

Keşfetmenin tam vakti: İstanbul'un yükselişteki üç gurme noktası

 

Zula

Cihan Kıpçak ve Üryan Doğmuş ikilisini aslında Gile adlı fine-dining restoranlarından hatırlıyoruz. Yeteneklerini ispatlamış iki şefin, bir fast-food restoranı açması şaşırtıcı gelmesin; çünkü onlardan görmeye alıştığımız özen ve ustalıktan uzaklaşmıyorlar. Burger, taco ve sosisli sandviçten oluşan bir menüsü var Zula’nın; ama burger seçeneklerinden şaşmamanızı şiddetle öneririz. Bu fiyata daha iyisini başka yerde zor bulursunuz. Açık mutfağında hazırlanan yumuşacık ekmekler, bol soslu burgerleri parçalanmadan sarmalıyor. Sos dengesi köfte tadını bastırmasa da, trüflü mayonez tadı umami reseptörlerinize ekstra mesai yaptırıyor. Notre Dame de Sion Fransız Lisesi’nin arka sokaklarından birinde yer alan Zula, kimi götürürseniz götürün, burger zevkinizle karşınızdakini etkileyebileceğiniz bir yer.

Harbiye Çayırı Sokak 101, Şişli

Markus

Markus’un kurucularının amacı, tek bir ürünü en güzel haliyle sunmak. Bu sebeple menü, kaburga ve türevleri etrafında kurulmuş. Zaten mekan da Markus Prime Ribs Society ismiyle kendini bir kaburga sevenler kulübü olarak konumluyor. Menüdeki bu sadeleşme sayesinde midir bilinmez, ama tasarım konusunda özgün bir hava yakalamak için mesai yapıldığı belli. Antikacıları talan etmeyi iyi bilen biri tarafından bir araya getirilmiş gibi görünen farklı parçalar, tutarlı bir bütün oluşturmuş. Hangi parçanın yeni, hangi parçanın eski olduğunu anlamakta zorlanıyorsunuz. Kaburga seçenekleri saatlerce piştikten sonra et, kemiğinden bağımsızlığını ilan edecek kıvama geliyor. Markus sadece bol bol fotoğraf çekilecek değil, kaburga için midenizde geniş bir yer ayırmanız gereken bir mekan. Uzun masaları, arkadaş buluşmalarına davet ediyor.

Atatürk Oto Sanayi 2. Kısım 3. Sokak 42-43, Sarıyer



Firuze

İstanbul’un en torpilli manzaralarından birine kesinlikle, Nejat Eczacıbaşı Binası hakim. İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın yer aldığı, eski adı Deniz Palas olan binanın tepesinden görülebilen bu manzara, ne zamandır hakkını veren bir mekanla buluşamamıştı, ta ki Firuze açılana kadar. Escale, Colonie, Topaz gibi işletmeleriyle tanıdığımız Gülin ve Yücel Özalp çiftinin açtığı mekan, bembeyaz ve ferah bir meyhane. Bir meyhane sofrasında görmek isteyeceğiniz her şey menüde yerli yerinde, ama özellikle kibbe gibi Antakya’dan transfer lezzetler dört dörtlük. Romantik bir buluşma için ideal.

Sadi Konuralp Caddesi 5, Beyoğlu