HBO
2000 yılında, Game of Thrones ve öncesini anlatan House of the Dragon'ın yaratıcısı, (kötü) şöhretli yazar George R. R. Martin, kitaplarının "sonunu önceden bilmenin getirdiği kısıtlamalar olmadan tarihî kurgu ölçeğine sahip olmasını" istediğini söylemişti. Başka bir deyişle Martin, tarihten bolca ilham alırken onu dilediği gibi yeniden şekillendirme özgürlüğünü de kendine tanıdı. Bu yüzden yıllar süren sürgünün ardından krallığını geri alan Daenerys Targaryen ile VII. Henry ya da çocuklarını korumak için verdiği mücadeleyle Güller Savaşı'nın en önemli figürlerinden biri hâline gelen Cersei Lannister ile Margaret of Anjou arasındaki benzerlikleri fark etmemek zor.
House of the Dragon ise bu tarihî ilhamı çok daha ileri taşıyor. Üçüncü sezonu 21 Haziran'da JioHotstar'da yayımlanmaya başlayan HBO'nun beğeni toplayan fantastik dizisi, Martin'in Targaryen Hanedanı'nı yıkıma sürükleyen ve Ejderhaların Dansı olarak bilinen iç savaşı anlatan Fire & Blood kitabından uyarlanıyor. Martin, 2022 yılında BBC History Magazine'in resmî internet sitesi HistoryExtra'ya verdiği röportajda, bu çatışmanın doğrudan 12. yüzyılda İngiltere'de yaşanan ve The Anarchy olarak bilinen iç savaştan ilham aldığını açıklamıştı. "Tarih, fantastik kurgu için zengin bir ilham kaynağıdır. Ejderhaların Dansı da tıpkı The Anarchy gibi, bir iç savaşın bir krallığı nasıl paramparça edebileceğini gösteriyor," demişti.
House of the Dragon bu kadar yoğun biçimde The Anarchy'den beslendiğine göre, dizinin unutulmaz karakterlerinin de tarihî karşılıklarının olması şaşırtıcı değil. Matt Smith'in hayat verdiği asi prens Daemon Targaryen ise bunun belki de en belirgin örneği. Cesur bir savaşçı, üstün yetenekli bir komutan ve siyasi dengeleri altüst eden öngörülemez bir figür olan Daemon'ın, tek bir kişiden değil, bu tarihî çatışmada öne çıkan iki önemli isimden esinlendiği düşünülüyor.
Daemon'ın hikâyedeki konumuna en çok benzeyen tarihî figür Geoffrey Plantagenet, Anjou Kontu'dur. İngiltere tahtındaki hakkı babası I. Henry'nin ölümünün ardından tartışmalı hâle gelen ve Rhaenyra Targaryen'a ilham verdiği kabul edilen İmparatoriçe Matilda'nın ikinci eşi olan Geoffrey, daha sonra Plantagenet Hanedanı'nı kurmuş ve II. Henry'nin babası olmuştur. II. Henry'nin yükselişi ise Rhaenyra ile Daemon'ın oğlu III. Aegon'un hikâyesiyle dikkat çekici benzerlikler taşır.
Benzerlik yalnızca aile bağlarıyla sınırlı değil. Dönemin kaynakları Geoffrey'yi hırslı, ateşli ve savaş meydanlarında son derece güçlü bir komutan olarak tanımlar. Bunlar, Daemon'ın dizide ilk kez göründüğü andan itibaren öne çıkan özellikleridir. Geoffrey de tıpkı Daemon gibi kurnaz, yetenekli ve acımasız bir askerî liderdi; ünü çoğu zaman siyasi rolünün önüne geçiyordu. İngiltere'deki iç savaşa doğrudan yoğun biçimde katılmasa da Normandiya'yı Matilda adına ele geçirerek ona kuzeni Kral Stephen'a karşı taht mücadelesini sürdürebilmesi için gerekli kaynakları, istikrarı ve mali desteği sağladı. Daemon gibi onun gücü de çoğu zaman tahttan değil, savaş meydanından ve kurulmasına yardımcı olduğu hanedandan geliyordu.
Daemon'ın dikkat çekici benzerlikler taşıdığı bir diğer isim ise İmparatoriçe Matilda'nın üvey kardeşi ve The Anarchy'nin en etkili komutanlarından biri olan Gloucester Kontu Robert'tır. Yaygın kabul gören görüşe göre Kral I. Henry'nin en büyük gayrimeşru oğluydu. Askerî itibarı pek çok meşru varisten daha güçlü olmasına rağmen İngiltere tahtını kendisi talep etmeyi tercih etmedi. Bunun yerine ülke iç savaşa sürüklenirken Matilda'nın taht iddiasının en kararlı destekçisi oldu.
Bu sadakat, Daemon'ın Rhaenyra ile olan ilişkisini hatırlatıyor. Kendisini güçlü bir taht adayı yapacak karizmaya, askerî dehaya ve Targaryen soyuna sahip olmasına, hatta bir dönem bu hak için mücadele etmiş olmasına rağmen Daemon sonunda Demir Taht'ın gerçek varisi olduğuna inandığı Rhaenyra'nın yanında yer alıyor. Robert da Matilda'nın başkomutanı olarak savaşın en kritik seferlerini yönetmiş ve yıllar süren çatışmalar boyunca onun davasını ayakta tutmuştu. Benzer şekilde Daemon da Ejderhaların Dansı sırasında Rhaenyra'nın elindeki en tehlikeli silaha dönüşüyor; savaş alanındaki zaferleri, kurulan siyasi ittifaklar kadar belirleyici oluyor. Robert yalnızca savaş sırasında değil, sonrasında da Matilda'nın oğlu II. Henry'nin eğitimine ve tahta çıkışına destek vererek geleceğin şekillenmesinde önemli rol oynadı. Daemon da benzer biçimde III. Aegon aracılığıyla Targaryen Hanedanı'nın geleceğini güvence altına alan kilit isimlerden biri hâline geliyor.
George R. R. Martin, Daemon karakterinin özellikle Geoffrey Plantagenet ve Gloucester Kontu Robert'tan ilham aldığını hiçbir zaman resmen doğrulamadı. Ancak Fire & Blood'ın The Anarchy'den bu denli yoğun biçimde beslendiği düşünüldüğünde, benzerlikleri görmezden gelmek oldukça zor. Eğer siz de her pazar yeni bölümü heyecanla izleyenlerdenseniz, bu tarihî paralellikler House of the Dragon'ı çok daha zengin bir deneyime dönüştürüyor.
BU İÇERİK İLK OLARAK GQ INDIA WEB SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR.