Geek’lik marifet değil

Eskinin altkültürü döndü dolaştı anaakım oldu. Geek olmanın sıradışı sayıldığı günler geçtiğine göre, artık barındırdığı diğer sıkıntıları da masaya yatırmamızda sakınca yok.

25 Ekim 2015

Geek’lik marifet değil

Bundan 20 yıl önce “geek” olarak tanımlanmak bilimkurgu, çizgi roman, fantastik edebiyat gibi anaakım kültür içinde çok da üst sıralarda yer almayan konulardan birine veya hepsine obsesifçe ilgi duyan insan olmak demekti. Zaman değişti. Mark Zuckerberg gibi milyarder geek’ler ortaya çıktı. Big Bang Theory, geek’leri konu alarak çok izlenen diziler arasına girmeyi başardı. Onun dışında zaten her kanalda vampirden, kurt adamdan, büyücüden geçilmiyor. Elinizi sallasanız geek’e çarpıyor.

The Huffington Post’tan Paul Barter durumun adını “Geek artık yeni cool” diyerek koymuştu. Dünün altkültürü bugünün popüleri olunca, eleştirilerle karşılaşması da kaçınılmaz oldu. Zira her çıkışın bir inişi vardır. Kıssadan hisse, geek’lik artık öyle ahım şahım bir durum, bir marifet değil. Peki eskiden marifet miydi? Buna rahat rahat evet dememize engel olacak beş temel sıkıntı var. Doğru dozda, abartmadan alınan geek’lik, GQ erkeğini çok da bozmaz ama işbu sıkıntıları da göz önünde tutmanızda yarar var.

Gerçeklerden kaçar ve kaçan her zaman kovalanmaz

Fantastik yapıtlarda mesele genel olarak evren yaratmaya dayanır. Varolmayan bir evrenin içinde kaybolmanın, hayal gücünüze iyi geleceği iddia edilebilir. Ancak geek kültürünün yaygınlaşması ve her karakter için ayrı ayrı uzun hikayeler hazırlanması işi biraz sıkıntıya sokuyor. Bir süreliğine başka bir evrene konuk olmak hoş olabilir ama gözü dönmüş yapımcıların her an daha fazla ürün ortaya koyma çabası, ziyaretinizin fazla uzamasına sebep olabiliyor. Etrafta kaç farklı Star Wars ürünü, kaç Forgotten Realms kitabı, kaç Marvel oyuncağı olduğuna bir dikkat ederseniz, sizin de gözünüz korkabilir. Çizgi roman fuarı olarak başlayıp geek kültürüne dair her şeyin satıldığı bir pazara dönüşen Comic-Con’a da yakından bakmayı deneyebilirsiniz. Bir videosunu bulup izlerseniz birbirini ezen kadınlar yüzünden girmekten imtina ettiğiniz Mango atmosferiyle ciddi benzerlikler taşıdığını dehşetle fark edebilirsiniz. 1970’teki ilk fuara 300, sonuncusuna ise yaklaşık 150 bin kişinin katılmış olması bu değişimi açıklayabilir. Diğer yandan bu aynı zamanda orada bulunmamanız için de iyi bir sebep demek.

15-10/25/geek_3.jpg

Basitleştirir, indirger, üstelik bunu yapmıyormuş gibi yapar

Ahlaki çıkarımlar yapar ve güncele atıfta bulunur ama bunu alabildiğine basitleştirip, indirgeyerek yapar. The Dark Knight’ın gemi sahnesini düşünün. İki gemi dolusu insandan herhangi biri bir düğmeye basarak diğer gemiyi batırabilecek durumdadır. Kimse kendi gemisini kurtaracak bu hareketi, ahlaki bulmadığı için yapmaz. Kör gözüm parmağına bir iyilik anlayışı mı dediniz? O zaman Star Wars’un dindar jedi’larının tamamen kendi belirledikleri (ve dönemin Reagan’lı, Teacher’lı, soğuk savaşlı anlayışına uygun) “iyilik” kuralları dahilinde, kafalarına göre şiddete başvurabilmelerini de hoş karşılamayacaksınızdır. Film boyunca katı bir disiplin ve inanca dayalı değerlerle hareket eden jedi’lık müessesesi günümüze taşınsa büyük ihtimalle hepimiz bedelli jedi’lık çıksın diye dua etmeye başlarız.

Tutucudur ve bu sizi sıkıcı biri yapar

Geek’lerin büyük kısmı beğendikleri şeylerin eleştirilmesinden hoşlanmaz. Star Trek’in o kadar da iyi olmadığını düşündüğünüzü yüksek sesle söylerseniz karşısınızda bol bol sinirli hayran bulabilirsiniz. Onlara bu işten milyarlar kazanan adamların herhangi biri tarafından hararetle savunulmaya çok fazla ihtiyacı olmadığını anlatmanız zor olacaktır. Bu tutum geek’lik bir altkültürken anlaşılabilirdi ama hayli popüler bir ilgi alanı olduğu bu günlerde sadece muhafazakar görünüyor.

Seksisttir ve kadınlar seksistleri sevmez

Tamamen değilse de çoğunlukla öyledir. Geek kültüründe fetişin geniş bir yeri vardır. Çok az kadın çizgi roman ana karakteri olduğunun zaten farkındasınızdır. Kıyafetlerini de gözünüzün önüne getirirseniz, ne demek istediğimizi daha iyi anlarsınız. Yine Star Wars’dan örnekleyecek olursak, oğlu Luke’un varlığını galaksinin öbür ucundan sezen Darth Vader’ın kızı Leia ile burun buruna gelmesine rağmen onu tanıyamamasını ve aynı Leia’nın serideki temel görevinin Han Solo ile yaşadığı aşk olarak öne çıkmasını alabiliriz. Benzer bir durum Kutsal Hazine Avcıları’nda Indiana Jones ve Marion Ravenwood için de geçerlidir.

Bütçeler uçtu ve bu her zaman iyi bir şey demek değil

James Cameron’ın orijinal Terminator’ı 6 milyon dolara mal olmuştu. Avatar ise 237 milyon dolara. Birincisinin çok iyi, ikincisininse alabildiğine kötü olduğu görüşüne itiraz edecek kimse yoktur herhalde. Bu örnekten sonra, uzadıkça uzayan serilerin ve katlanan bütçelerin daha iyi işler üretilmesi anlamına geldiğini savunan çıkmaz ama talebin artmasıyla kötü işleri parlatıp parlatıp cebini doldurmaya kalkan yapımcı çok çıkar. Sırf geek’lik olsun diye uyduruk film veya dizilerde boğulup vakit ve nakit kaybetmenin de marifet olarak görülecek bir yanı yok.