Kendime Yeni Tavsiyem: Küçük Düşün!

Tolga Akış, girişimcilik dünyasında devamlı göz önünde bulunan 'Büyük Düşün' kavramına zıt bir bakış açısı ile cevap veriyor. 'Küçük Düşün' tavsiyesi ile neyi nasıl başarabiliriz, Sonbahar 2020 sayısında açıklıyor.

01 Aralık 2020

Kendime Yeni Tavsiyem: Küçük Düşün!

İlk etapta olumsuz bir cümle gibi geliyor benim de kulağıma. Hatta umutsuz belki de. Bir dış etkenden dolayı büyük düşünemediğim için küçük düşünmek zorundaymışım gibi bir his kaplıyor içimi. Ama sonra kendime tekrar ediyorum: “Hayır, öyle düşünme, bu bir metot.” Bu yazıda neden kendimi küçük düşünmek için telkin ettiğimi adım adım anlatacağım. Belki siz de kendi kendinize bu konuyu değerlendirir, küçük düşünmenin dönüştürücü faydasını hissedersiniz. 

Bu yılın başında zaten ’kriz yönetimi’ artık yeni normalimiz haline gelmişti. Toplumca ‘ekstrem’ sayılabilecek durumları deneyimlediğimizi düşünürken, üzerine bir de pandemi çaldı kapımızı. Her aştığımız zorluğun ardından daha fazlasının gelmesi, önce hepimizi ağır bir ruh haline soktu sonra da bizi bu duruma da ayak uydurmaya itti. Peki hali hazırda kendi işini yürütmeye çalışan veya kurma hayalleri olanlar bu ‘tanımlanamayan yeni’yi aynı hızla kabullenebildi mi? 

Geçen yıllar içerisinde tüm dünyada sürekli olarak daralan kaynaklar içerisinde yolunu bulmaya çalışan bir iş ortamı var. Fenomen olan uygulamalar, devleşen şirketler, aranan yeni büyük fikirler hep benzer bir fayda ekseninde geziyor: “Daha az’la, çok’a ulaşma fırsatı sunma.” 

 

Büyüyenler Aslında Küçülebilenler

Yaşadığın şehirde popüler olmak için oyunculuk okumak, tiyatro veya TV dizilerinde rol almak zorunda değilsin. Telefonundaki uygulamayla basitleştirilmiş formatlarda içerik üretirsen artık bu fırsat cebinde. Albüm çıkarmak için kapısında yatacağın bir Unkapanı kalmadı, alacağın üç-dört ev tipi kayıt cihazıyla, ürettiğin müziği müzik dağıtım siteleriyle tüm dünyaya yayabilirsin. Örnekler bitmez. Burada ister daha ‘az’la ‘çok’a ulaşan ol, ister bu cihazı veya platformu üreten şirket, özünde dünya ekonomisinde büyümeyi yaratanlar temelde işi “küçültenler”. 

Krizlerle boğuştuğumuz ortamda fiziksel olarak büyük işler hayal etmek zaten gerçekliğini büyük ölçüde yitirdi. Büyük şirketler hızla küçülmeye çalışırken, sınırlı kaynakla en iyisini yapanın kazanacağı bir rekabet ortamına doğru ilerliyoruz.  

Öte yandan yeni nesiller, bir işin ne kadar büyük göründüğüyle ilgilenmiyor. Onlar, samimi şekilde yönetilen küçük işletmeleri destekleyip, sempati duyuyor; şirketleri kişilere indirgediklerinde daha kolay bağ kuruyorlar. İnsani olarak yapılan hatalar göz ardı edilebiliyor. “Bunu yapabildim, daha iyisini yapmak için çalışıyorum” açıklamaları takdir görüyor. Hatta bu sempati eksenine girmek için sermaye ve güce sahip şirketler bile PR çalışmalarıyla kendilerini naif amaçları olan, samimi, ‘küçük’ şirketler gibi gösterip, neredeyse şirkette hissesi kalmamış genç kurucularını şirketin yüzü olarak halkın önüne çıkarıyor. 

 

Yeni Neslin Esnaf Kültürüyle Tanışın

Bu tablo da bizi köklerimizdeki çok tanıdık bir kültüre geri götürüyor: Esnaflık. Şu an yeni neslin esnaf kültürü oluşuyor aslında. Dürüst ve şeffaf olarak işini / sanatını daha iyi yapmak için çalışanlar bir şekilde destek görüyor. İnsanların birbirine ulaşması veya istediği üretimi kendi imkânlarıyla yapabilmesi eskisine göre çok daha kolay. 

Böylece yeni kavramımızın anlamı yavaş yavaş netleşmeye başlıyor. ‘Küçük düşün’ çünkü çözüm senin küçük adımlarına bağlı. Küçük gördüğün adımları nasıl attığınla, bir işle ilgili küçük yüzlerce ayrıntıyı nasıl yönettiğinle, yani ne kadar iyi ‘micro management’ yaptığınla ilgili.

Bir örnekle tavsiyemi daha somut hale getireyim. Bu hafta ailem Bursa’dan beni ziyarete geldi. Yemekte sohbet ederken, çok sevdiğim Bursa’nın köklü yerel bir köftecisinin iflasını açıkladığını anlattılar. Bu habere üzülürken fark ettim ki masadaki yiyeceklerin bir kısmı, önceki gün tesadüfen bir influencer’dan görüp birçok ürün sipariş ettiğimiz, yine Bursa’nın köklü köftecilerinden birine aitti. Yani aslında benzer pozisyondaki köftecilerden biri farklı ürünlere genişleyip, şubeleşmeyi seçerken, diğeri var olan işindeki ‘gönderim detayı’nın üzerine daha iyi çalışmış, ürününü bize kadar ulaştırmıştı. 

 

Özetle:

Dün olduğu gibi bugün de başarının yolu gelişen rekabet ortamı, dijitalleşme, toplumsal dönüşümler ve birçok farklı parametreyle değişmeye devam ediyor. 

Kendime güncel tavsiyem, küçük veya başka bir tabirle küçülterek düşünmek. İşini, fikrini, sanatını, sana başarıyı getirecek onlarca hatta yüzlerce küçük parçaya böler, hepsiyle ilgili ayrı ayrı yol kat etmeye çalışırsan, bugünün ortamında başarı ihtimalini artırabilirsin. Ekseni çok büyük tutmazsan da dağılmaz, odaklı şekilde sonuç yaratabilirsin. 

Umuyorum ki büyük düşünmenin büyüsüne kapılmadan bu tavsiyemi uygulayabilirim! :)

Bu yazı Sonbahar 2020 sayısında yayınlanmıştır. 

Tolga Akış'ın 'Var Böyle Tipler' hesabının yaratıcısı Kıvan. Talu ile yeni medya üzerine söyleşisini buradan okuyabilirsin

 


Maksut Aşkar: Özgür İrade Gezegeninde Bir Şef

DERGİ KONULARI | Maksut Aşkar: Özgür İrade Gezegeninde Bir Şef

Engin Öztürk: Centilmenlik Beyaz Bulut Gibi Gezmeli Üzerimizde

DERGİ KONULARI | Engin Öztürk: Centilmenlik Beyaz Bulut Gibi Gezmeli Üzerimizde

Haldun Dormen: Enerjisi Mutluluğundan

DERGİ KONULARI | Haldun Dormen: Enerjisi Mutluluğundan

Alina Boz: Yeni Nesil Bir Yıldız

DERGİ KONULARI | Alina Boz: Yeni Nesil Bir Yıldız

Osman Sezener: Başrolde Ateş

DERGİ KONULARI | Osman Sezener: Başrolde Ateş

Erol Tabanca: Zahmetsiz Rahmet Olmaz

DERGİ KONULARI | Erol Tabanca: Zahmetsiz Rahmet Olmaz

Daha Fazla Göster