Özür Nedir, Nasıl Dilenir?

Hepimizin türlü türlü kusuru var kabul! Ama mesele kusurlu olmak değil, kusur işlemek. Beyefendiysen, kusur işledikten sonra özür dilemeyi de iyi bileceksin. Ve bu sadece “Özür dilerim” demek olmayacak.

10 Eylül 2020

Özür Nedir, Nasıl Dilenir?

Fotoğraf: Keith Martine

 

“Kusur” denilince ilk akla gelenler fiziksel şeyler olabilir. Halbuki bir
o kadar da düşünseller. Yani kişi oturduğu yerde, kendi kendine
kusur işleyebilir ya da hiç istemediği bir anda aile / arkadaş
meclislerinde suçlu taraf çıkabilir.


Kusurlarımızın farkında olarak, onlarla zihinsel ilişkilerimizi
düzenlemeliyiz. Yani çirkinliklerimizi kabullenmeliyiz. Çünkü fiziksel
ya da düşünsel, kusurlarımız oradalar. Dolayısıyla onlarla ne
yapıyoruz? Cevap her zamanki ile aynı: Efendi oluyoruz.


Konuya genelden girip, sadede geleceğim. Genel konu şu: Bazı
‘kusurlarımız’ var ve evet onlarla barışılması gerekiyor. Boyumuzun
kısalığı, kilomuzun fazlalığı, burnumuzun büyüklüğü, çükümüzün
küçüklüğü gibi... Ve kişinin kendinde gördüğü bu kusurları kabul
ettikten sonra onlarla yaşamayı öğrenmesi gerekiyor. Kusurlarımızı
yaşayış biçimimiz, olduğumuz kişiyi şekillendiriyor; bu yüzden epey
dikkat edilmesi gereken bir konu.


Genellikle ergenlik zamanı kişinin içinde alevlenen fiziksel sorgular
bir bireyin aklını 40’lı yaşlara kadar meşgul edebiliyor*. Bu süreç
bazen sağlıklı kabul edilecek sürede bitmiyor, bazen hiç bitmiyor;
bazen de zihin bir başarı sergiliyor ve bedeni olduğu gibi kabul
edebilme becerisini sağlıklı bir şekilde geliştiriyor.

Farkında ol ve gerekeni yap!


Yani huzur, kusurun kabulü ile birlikte geliyor. Dolayısıyla kusurun
ne olduğu değil, bizim onunla ilgili ne yaptığımız daha önemli oluveriyor. Bu kendimizde gördüğümüz fiziksel kusurlar kadar,
konumuz olan, düşünsel & davranışsal kusurlarımız için de geçerli:
Farkında olmak ve gerekeni yapmak.
Öncelikle başkalarına karşı ‘kusur eylemek’ ne olabilir, onu açıklığa
kavuşturmak gerekli. Kibarca ifade edersem: ‘Müsebbibi kişi /
kişileri incitecek bir anlaşmazlık içinde olmak.’ Halk arasında
‘dallamalık yapmak’ dediğimiz şey. Ve bu dallamalık, günlük
hayatın kabul etmemiz gereken bir parçası. Kişi genelde kendini
biliyor, ama bazen kendini görmezden gelmek işine geliyor ve
yaptığı dallamalığın farkında olmuyor. Çünkü üzerine düşünmüyor.
Şu an bile gözünüzü kapatsanız, üzerini örtüp geçtiğiniz yakın
zamanda yaptığınız birkaç dallamalığı hatırlayabilirsiniz.
Bu bazen sivri dil ya da basit bir nezaketsizlik olabilir ya da kişi
dallamalıkta daha ileri gitmiş ve isteyerek kabalaşmış, yalan
beyanda bulunmuş, dedikodu yapmış, ilişkiler ihalesine fitne fesat
karıştırmış hatta hak yemiş bile olabilir. Ya da sadece beklenenin
aksine üzerine düşeni yapmamış olabilir. Bunların herhangi biri,
herhangi birini üzmüş / incitmiş olabilir.

 

Düşüncesizlik VS düşünce


Herhalde kendi beyefendiliği hakkında kafa yoran kimse her zaman
haklı olduğunu düşünmüyordur. Dolayısıyla yukarıda bahsi geçen,
veyahut bahsedilmemiş kusurlar işliyor olmanız hayli olağan.
Yüzde 100 haklı olamayacağımızı kabul edersek, birisinin incindiği
bir olayda başrol oynadığımızda gözümüzden neyin kaçtığını
araştırmaya başlamak mümkün hale gelecektir. İşte kaliteli bir özür
dileme için ilk adım atılıyor bile: Düşüncesizlik ile işlediğiniz kusuru
ancak düşünerek bulabilirsiniz.
Düşünüp taşındıktan, karşınızdakinin incindiği sebebi bulduktan
şimdi sıra bunu kaliteli bir şekilde icra etmekte:
Buradaki kaliteli davranış, ağzınızdan çıkacak “Özür dilerim”
önermesi değildir. Buradaki kaliteli davranış, karşınızdakine onu
anladığınızı kanıtlamaktır. Kaliteli bir özrün olmazsa olmazı,
anlayıştır. Laftan daha değerlidir.

* Robins, Richard W.,Trzesniewski, Kali H.,Tracy, Jessica
L.,Gosling, Samuel D.,Potter, Jeff Robins, R. W., Trzesniewski, K.
H., Tracy, J. L., Gosling, S. D., & Potter, J. (2002). Global self-
esteem across the life span. Psychology and Aging, 17 (3),
423–434. https://doi.org/10.1037/0882-7974.17.3.423

Yazının tamamı GQ Türkiye Yaz 2020 sayısında