Seks, doping ve markalar

Spor dünyasının süper starlarıyla işbirliği yapmak güzel ancak hikayenin tamamı bu kadar pembe değil.

05 Ekim 2015

Seks, doping ve markalar

Herkes Michael Jordan değil. Sadece saha içinde değil, saha dışındaki başarısıyla da majestelerinin bir benzeri gelmedi henüz. Birçok spor otoritesi tarafından gelmiş geçmiş en büyük sporcu kabul edilen Jordan, parkedeki eşsiz performansıyla Chicago Bulls’a şampiyonluklar kazandırmakla yetinmedi. Başta Nike olmak üzere işbirliği yaptığı sponsorlarına da çok şey verdi. Sadece NBA’in değil, Nike’ın da bugün bulunduğu noktaya gelmesinde Jordan’ın hayati ve tartışılmaz bir rolü var.

Yılda 2.5 milyar dolarlık satış

Nike’la basketbol efsanesi arasında 1984 yılında başlayan ve halen devam eden Air Jordan işbirliği, şu anda bile yılda 2.5 milyar doları aşan bir satış hacmi yaratıyor. Bu büyük ekonomiden Jordan’a da yılda 100 milyon dolara yakın bir pay düşüyor. Bu etkileyici ve sürdürülebilir başarı, sadece Jordan’ın büyük bir sporcu olmasıyla elde edilmiş bir şey değil. Majestelerinin popüler bir figür, bir rol model olarak örnek alınacak türden bir hayat sürmesi, skandallara karışmaması gibi faktörler, başarıya istikrar kazandıran temel itici güç. Çok büyük sporcular olmalarına rağmen saha içindeki başarılarına saha dışında yaptıklarıyla gölge düşüren, sportif ve seksüel skandallara karışan, bu yüzden sponsor markaları kendilerinden kaçıran yıldızlara bakınca, Jordan’ın başardığı işin büyüklüğü daha iyi anlaşılıyor.

15-10/01/doping1.JPG

Kahramanın ihaneti

Bu yıldızlardan akla gelen ilk isim, bir zamanların bisiklet efsanesi Lance Armstrong. Uzun ve zorlu bir mücadeleden sonra lösemiyi atlatıp yeniden pedal basmaya başlayan, bisiklet dünyasında on yılı aşkın bir süre boyunca karşı konulmaz bir hakimiyet kuran, yedi kez Tour de France şampiyonluğuna erişen Armstrong, lösemi konusunda farkındalık yaratmak için kurduğu vakıf (Livestrong) ve yürüttüğü diğer faaliyetlerle göz kamaştırıyor, bu ilham verici ikonla işbirliği yapmak isteyen markalar sıraya giriyordu. 2011 yılının mayıs ayında rüzgar dönmeye başladı. Armstrong’un eski takım arkadaşı Tyler Hamilton, ikisinin birlikte Tour de France’da doping yaptıklarını iddia etti. Hamilton, 2012 yılının şubat ayında BBC’de katıldığı Hardtalk programında bu iddiasını yeniden gündeme getirdi. Bu süre boyunca Nike, bisiklet sporundaki yüzü olan Armstrong’la ilişkisini kesmedi. 10 Ekim 2012’de Amerikan Anti-Doping Ajansı (USADA) yayınladığı 1000 sayfalık raporda, Armstrong’un “spor tarihinin gördüğü en sofistike, en profesyonel ve en başarılı doping programını yürüttüğünü” açıkladığında ise iş değişti. Nike, bu tevil götürmez delil karşısında Armstrong’la tüm bağlarını kesti, kanser vakfına verdiği desteği bile sona erdirdi. Marka bu konuda yalnız da değildi. Ünlü bisikletçinin RadioShack, Anheuser-Busch gibi büyük sponsorları da desteklerini hemen geri çektiler...

 

Yazının devamı dopdolu içeriğiyle GQ Türkiye Ekim sayısı ile bayinizde ve GQ Türkiye dijital edisyonu ile cebinizde!