Kaplan kafesten çıktı

Atletico Madrid’in Kaplan lakaplı futbolcusu Radamel Falcao durdurulamıyor. Kolombiyalı yıldız geçen hafta Deportivo’ya 5 gol birden atarak kulüp tarihine geçti.

14 Aralık 2012

Kaplan kafesten çıktı


2012/2013 sezonu, Atletico Madrid taraftarı için harika başladı. La Liga’da uzun zamandır hasretini çektikleri şampiyonluk kelimesi Barcelona’nın varlığına rağmen telaffuz edilir hale gelirken, Avrupa Ligi’nde de rahat bir şekilde gruptan çıkıldı. Arda Turan ve Emre Belözoğlu’nun varlığı sebebiyle Türk futbol camiasının daha da yakından takip ettiği başkent ekibinin süper starı ise, hiç şüphesiz ki Radamel Falcao.

El Tigre, 2011/2012 sezonunun başında geldiği Atletico Madrid’te hiç uyum sorunu yaşamadı. 40 milyon Euro transfer bedeliyle İspanya’nın başkentinin yolunu tutan yıldız oyuncu, Atletico ile geçirdiği ilk sezonda 50 maça çıkıp 36 gol atmayı başardı. Taraftarın, takımın kendisinden önceki yıldızı Sergio Aguero’yu özlemesine fırsat vermeyen Falcao, kazanılan Avrupa Ligi kupasında da başrolü oynadı. İki sezon üstüste Avrupa Ligi gol kralı olmayı başaran Radamel Falcao, bu iki sezonda da kupayı bir kez Porto, bir kez de Atletico Madrid ile kaldırmayı başararak tarihe geçti.

Kolombiyalı gol makinesi, bu sezona da adeta fırtına gibi girdi. Atletico’nun 15 maçta 37 puan toplayarak, tarihin belki de en formda Barcelona’sının sadece 6 puan gerisinde ikincilik koltuğuna oturmasını sağlayan Falcao, geçen hafta oynanan Deportivo La Coruna maçında ise bir kez daha adını rekorlar kitabına yazdırdı. 6-0 biten maçta tam 5 gol atarak Atletico Madrid formasıyla bunu başaran ilk oyuncu olmasının yanı sıra, 10 sene önce aynı tarifeyi Las Palmas’a uygulayan Real Madridli Fernando Morientes’ten sonra La Liga’da bunu başaran ilk oyuncu da oldu.

Golcü fabrikası River’ın son ürünü

Radamel Falcao, profesyonel futbol hayatına Arjantin’in River Plate kulübünde başladı. Yakın zamanda Caniggia, Batistuta, Crespo, Salas gibi büyük golcülerin formasını giydiği Milyonerler’in kapısında içeri girdiğinde henüz 17 yaşındaydı ve yeni bir ülkeye adım atmıştı. 2 sene boyunca altyapıda pişen El Tigre, 19 yaşına geldiğinde artık A takıma yükselmiş ve geleceği parlak görünen bir yetenekti. 4 sezon boyunca Arjantin’de kalan ve 110 maçta görev alan Falcao beklenen patlamayı tam anlamıyla yapamayıp Porto’nun yolunu tutarken neredeyse 24’üne merdiven dayamış ve potansiyeline ulaşamayacak futbolcular sınıfına aday hale gelmişti.

Ancak sıradaki durağı Falcao’yu parlatacak ve dünya futbol piyasasına sunacak olan Porto’ydu. Lisandro Lopez’in yerine sadece 4 milyon euro’ya mavi beyazlıların yeni transferi olarak takıma katılan Radamel, Portekiz’deki ilk sezonu olan 2009/2010’da çıktığı 43 maçta attığı 34 golle tüm dikkatleri üzerine çekti. Kolombiyalı’nın Porto’daki ikinci sezonu ise adeta bir rüyaya dönüştü. Lig şampiyonu, kupa şampiyonu, Avrupa Ligi şampiyonu ünvanlarını kazanan Porto’nun en golcü oyuncusuydu ve 42 maçta attığı 38 golle rakipleri darmadağın etmişti. Aynı sezon Avrupa Ligi’nde 14 maçta 17 gol atarak, efsane golcü Jürgen Klinsmann’ın rekorunu da kıran El Tigre Porto’da daha fazla kalmayacak gibi görünüyordu. Kolombiyalı’nın artık daha büyük bir lige transfer olması gerektiği herkesin ortak fikriydi ve bu transfer teklifi de İspanya’dan geldi.




Vicente Calderon’un yeni prensi

2011 yaz ayları, Atletico Madrid taraftarı için oldukça zor geçiyordu. Takımın en büyük yıldızı Sergio Aguero’nun transfer olacağı söylentileri ayyuka çıkmış, Arap sermayesi sayesinde para harcamaktan çekinmeyen Manchester City kulübün kapısına dayanmıştı. Teklif Atletico’nun reddedebileceğinden çok daha fazlaydı ve kulüp teslim oldu. Aguero yaklaşık 50 milyon euro’ya Manchester şehrinin yolunu tutarken, arkasında gözü yaşlı taraftarlar bırakıyordu. Başkentlilerin üzüntüsü ise yaklaşık 20 gün sürdü. City’nin kasaya koyduğu para olabilecek en iyi şekilde harcanmış ve Radamel Falcao Madrid’e giden ilk uçağa atlamıştı. Avrupa Ligi tarihinin en golcü oyuncusu apoletini sadece 3 ay önce kazanmış olan El Tigre şüphesiz ki takıma çok şey katacaktı ve taraftarın ondan beklentisi de oldukça yüksekti. Artık dünyanın en iyi forvetlerinden biri sayılan Kolombiyalı da beklentilerin hiç altında kalmadı. Forvetteki ekürisi Adrian ve arkalarında oynayan Diego ile gösterdiği harika uyumla gollerine devam etti ve Atletico’yu ligde beşinciliğe, Avrupa Ligi’nde ise şampiyonluğa taşıdı. Bu sezona da aynı süratle girmeyi başaran Radamel Falcao, 14 maçta attığı 16 golle takımına sırtlamaya devam ediyor.

Komple oyuncu
Son 3 sezonda gösterdiği performansla dünyanın en iyi forvetlerinden biri olarak gösterilmeye başlanan Falcao, tam anlamıyla bir golcü. Ceza sahasının herhangi bir yerinde topla buluşması onun için yeterli. Eğer topu ona doğru yerde verdiyseniz, yapacağınız bir sonraki şey arkanıza yaslanıp biraz sonra atılacak harika golü izlemek olmalı. 1.80’den daha kısa boyu olmasına rağmen, muhteşem zamanlaması ve darbeli vuruşlarıyla öldürücü bir hava hakimiyeti de sağlayan Falcao’yu havadan da durdurmak neredeyse imkansız. Son zamanlarda serbest vuruşları da kullanmaya başlayan ve ceza sahası dışı duran top gollerini de portfolyösüne ekleyen El Tigre, tam anlamıyla bir gol makinesine dönüşmüş durumda.

Atletico Madrid onu elinde tutmak için her şeyi göze alacak olsa da, bunu başarabilmeleri imkansız gibi görünüyor. Dünyada futbol izleyen hiç kimse, onun yeteneklerinin sınırlarını konuşmuyor artık. Falcao’nun adı geçtiğinde sözü edilen tek konu, bir sonraki durağının dünyanın hangi dev kulübü olacağı.


Armağan Ükünç