Başarının Sırrı: 5 Maddede Ofiste Akıl Oyunları

Kariyer hayatında basamakları hızlıca çıkmayı kim istemez ki? Herkesin farklı planları, amaç ve hayalleri var. İşte onları gerçeğe dönüştürme yolları.

29 Ocak 2016

Başarının Sırrı: 5 Maddede Ofiste Akıl Oyunları
MÜLAKATTA KARŞI TARAFI NASIL ETKİSİZ HALE GETİREBİLİRSİNİZ?

İş hayatında her mülakat sessiz sinema oynamak gibidir. Taraflar karşılıklı olarak birbirlerine sezdirmemeye çalıştıkları bir oyunun içindedirler. İki taraf da alacağı cevabı beklemekten ziyade diğerinin beklentilerini ne kadar karşılayabileceğine odaklanmış durumdadır. Karşınızdaki şirket ya da organizasyon hakkında olabildiğince çok bilgiye sahip olduğunuz zamansa bireysel mülakatınız kritik ve zorlu bir sunuma dönüşebilir.

Ne kadar daha zorunu denerseniz o kadar daha az başarılı olursunuz. Çıtayı sürekli biraz daha yukarı taşımak, kendini pazarlamaya çalışan narsisist bir imaj çizmenize ve bu da beklediğinizin aksine itici görünmenize yol açabilir. Birçok insan kendisiyle alakalı bir dizi yalan söyler ve karşısındaki yöneticiye resmen eziyet eder. Bugünlerde sayıları giderek artan bu insanlar bir süre sonra bir arabanın egzozunun patlaması gibi yanar ve yok olurlar. Bırakın, iyi olduğunuzu onlar keşfetsin, siz bunu anlatıp durmayın.

 

YÜKSELMEK İSTİYORSUNUZ AMA NASIL?

Kendinizi yeterli buluyor olabilirsiniz ancak bu öngörüyü dikte etmenin yönteminde de, insan karakterinde olması gereken belli nüanslar vardır. Bu noktada düşünebileceğiniz çıkış noktası şu olabilir: “Öncelikle yaptığım işte nasıl bir uzman olduğumu insanlara göstermeliyim çünkü böylece gerçekten ne konuda iyi olduğumu görebilirler, daha sonra terfi alırım.” Çoğu insan sizi en iyi olduğunuz işle tanır ve daha sonra da çok iyi olduğunuz için sizi orada tutar.

Terfi almak ya da maaşınıza zam yapılmasını sağlamak için yapmanız gereken şey, risk alma kapasiteniz olduğunu önce kendinize göstermeniz, kendinizi tanımanızdır. Bir sonraki aşamada, diğer birçok insanın sizin yeni bir pozisyona geçmeye hazır olduğunuzu görmesine ihtiyacınız var. Fakat müdürünüz, sizin böyle düşündüğünüzü düşünmemeli. Yöneticilerle alakalı, onların sizin her yaptığınızı gördükleri ve otomatik olarak size terfi ya da zam teklifiyle kendi kendilerine geldiklerine dair bir inanış vardır. Oysa gerçek şudur; onlar çoğu zaman kendi işleriyle çok meşguldürler ve sizin bir sonraki adım için hazır olduğunuzu görmezler. İşte böyle bir durumda hatırlatmak gerekebilir. Bu hedefiniz için derin bir psikoloji bilgisine de ihtiyacınız yok; meseleye insanlara neyi bilmediklerini anlatacağınız, basit bir eylem olarak bakabilirsiniz.

 

ÇALIŞTIĞINIZ EKİP SİZE NASIL SAYGI DUYAR?

Lider olabilmenin yolu, çalıştığınız ekibin buna izin vermesinden geçiyor. Çünkü liderlik aslında kişiden çok, onun lideri olacağı toplumun gücünde gizlidir. Eğer karşı taraf sizden etkilenmiyor ya da sizin yolunuzu takip etmiyorsa, bir lider gibi davransanız da maalesef böyle sayılmazsınız. Bu kimliğin anahtarlarından biri, başkalarının size inanmasını sağlayabilecek özellikte biri olduğunuza, öncelikle sizin inanmanızdır.

1990’lı yılların lider algısı özgüvenden geçiyordu ama daha sonra bu algı “karizma” olarak değişti. Ardından farklı bir tür ortaya çıktı: İnsanların inanmadığı, karizmatik liderlik! Liderlik aslında içsel kimliğinizin, dışa vurduğunuz davranışlarınızla örtüşmesidir ve bunun güvenle alakası yoktur. Mesele sadece, söylediğiniz şeye önce sizin inanmanızdır. Kısacası, ahlak anlayışınızla değer yargılarınızı göz önünde bulundurarak güçlü hislerinizle hareket etmenizdir. Bu ahlak anlayışı muhafazakar olmak zorunda değil tabii ki, sadece inandığınız şeylerle ilgili net olmanız gerek.

 

ÇALIŞMA ALANINIZI NASIL YÖNETMELİSİNİZ?

Temiz ve çıplak bir düzen, herhangi bir insanı içine oturtabileceğiniz en kötü alan olabilir. Eğer tüm yapabildiğiniz resimler, bitkiler olmadan bir bilgisayar ekranına odaklanmaksa, teoriniz sırf bunu sağlamak için etrafınızda hiçbir şeyin olmaması demektir. Fakat dünyanın hiçbir yerinde bu teoriyi haklı çıkaracak bir bilim dalı yok.

Hayvanat bahçesine bir ayı koyduğunuzu düşünün, yapabileceği tek şey pencereden etrafa bakabilmek olur ve iyi zaman geçiremez. İşte sizin de böyle bir alanda çalışırken ondan farkınız yok gibi görünüyor.

Unutmayın; bir alanı zenginleştirirseniz yaratıcılığı ve verimliliği öldürmez, aksine yüzde 15 oranında artırmış olursunuz.

 

KARİYERİNİZİ NASIL İNŞA EDERSİNİZ?

Eğer uzun dönem hayatta kalmanızı gerektirecek bir oyunun içindeyseniz, mücadele edeceğiniz savaşları seçmelisiniz. Bütünlük sağlamak ve prensipli olmak önemlidir. Değerli bir adam olduğunuzu insanlara anımsatmak da öyle. Fakat bu esnada her zaman diğer insanların nereden geldiğiyle alakalı olarak da farkındalığınızı korumalısınız. Uzun süreli oyunlar duygusal yapınızın kuvvetli olmasını gerektirir: Başkalarının hislerini ve fikirlerini anlamak, kendi sahip olduklarının bilincinde olmak ve ne şekilde tepki vereceğini kestirebilmek. Olayları başka insanların gözünden analiz edebilmek, kısacası empati kurabilmek önemlidir çünkü böylelikle onların bu noktaya nasıl geldiğini daha kolay anlayıp yorumlayabilirsiniz.

Uzun vadeli amaçlarınızı da her zaman aklınızın bir köşesinde tutun. Sonuçta hedefleriniz, kısa vadedeki davranışlarınıza rehber olacaktır. İleriki yıllara yaydığınız varış noktaları, iyi referansa ihtiyacı olan ve kendi içinde daha kısa vadeli hedefleri de içerebilir. Birçoğumuz aslında kariyerimizden ne beklediğimizi tam olarak bilmiyoruz. Kendiniz için bu alanda başarının ne anlama geldiğini iyi bilin. İnsanlar bu konularda çok farklı ve birbirinden ayrılmış bir dizi kıstaslara sahip olabiliyor. Ne istediğimizi aslında henüz elde etmediğimizi fark edene kadar, bunlar üzerinde düşünmeye eğilimli olmalıyız.

 

DOĞRU ZAMANI YAKALAMA İPUÇLARI

- Toplantı için en iyi zaman: 10.00

Gün içinde en uyanık olduğunuz zaman saat sabah 10.00’dur. Sabahlarınızı hafife almayın ve erken bir başlangıç yapın.

- İş mülakatı için en iyi zaman: Salı günü 10.30

Her iki taraf için de, hem saat hem de haftanın günü açısından erken bir vakit olduğu için avantajlı. Bu zaman aralığı ayrıca öğle yemeğinin, hafta sonunun ya da eve gitme zamanının yaklaşmakta olmasının görüşmeyi etkilemesini de önler.

- Maaş artışını sormak için en iyi zaman: 14.10

Vücudumuzdaki glikoz oranı yüksek olduğu zaman daha kolay risk alabiliyoruz. O sebeple patronunuzu öğle arasından sonra yakalayın. Gün içinde enerjisi düşebilir ve bu tür kararlar almaktan uzak durabilir.

- Toplantı için en kötü zaman: 16.02

Öğleden sonraki bir toplantıda katılımcılar çıkış saati yaklaştığı ve günün yorgunluğu kendini iyice gösterdiği için iyi performans sergileyemez.