Yılın Yazarı: Hamdi Koç

Kesinlikle söyleyebiliriz ki GQ Türkiye Yılın Erkekleri arasındaki en iyi yazar o. Memleketin en iyi romancılarından olduğu konusunda mutabakat var. Yazarların işsiz güçsüz insan sayıldığı bu kültürde, hayatını yazmaya adamış. Kitapları hak ettikleri ilgiyi görsün diye savaşmayı göze almış. O yüzdendir ki, Hamdi Koç’un aşk acıları, tutkular, cinsellik üzerine yazdıkları dün ve bugün de okundu, önümüzdeki yıllarda da aynı ilgiyle okunacak.

31 Ekim 2014

Yılın Yazarı: Hamdi Koç

Orhan Pamuk bir gün bir kitap okur ve bütün hayatı değişmese bile okuduğu romandan çok etkilenir. Kitabın yazarı Hamdi Koç’un numarasını bulur ve tuşlar. Telefonun ahizesini kaldırıp karşıdaki sesin “Ben Orhan Pamuk, kitabınızı çok beğendim Hamdi bey” dediğini duyan Koç, bir anlığına afallar. “Dalga mı geçiyorsun arkadaşım” diye söylenir, bir ahbabının kendisini makaraya aldığından emindir. Telefon kapanır. Pamuk bir daha arar, “Ben Orhan Pamuk, Hamdi bey!” der ısrarla. Lakin karşısındakini buna inandırmayı bir türlü başaramamaktadır: “Bırak Ahmet ya, kafa mı buluyorsunuz benimle?” Nihayet ikna olup da övgünün büyük yerden, Pamuk’tan gelmiş olduğunu idrak ettiğinde Hamdi Koç’un yüzünü görmek için temizinden bir 100 lira bayılırdım. Bu eğlenceli hikayede romancının hayat boyu süren kendi başarısına ve başkalarının bunun hakkını vereceğine yönelik şüphesini çok seviyorum. Yazarı diri ve iyi tutan ve böyle komik olaylara da yol açan bir şüphe bu.

Koç, Fatsalı. Hani 12 Eylül’den evvel kurtarılmış bölge olan, Dev-Yol egemenliğindeki, MGK’nın Fatsa Cumhuriyeti şeklinde tarif ettiği Ordu ilçesi var ya, işte orası. Doğum yeri itibarıyla isyankar. Hayata çevirmenlikle başlamış. Yolun başında çevirdiği Faulkner, Beckett ve Joyce kitaplarına bakınca, sınava en zor sorudan başlamayı sevdiği anlaşılıyor. İlk romanı Çocuk Ölümü Şarkıları’nı 29 yaşındayken yayımlıyor. Tadımlık şu bölüm, kalitesi hakkında yeter miktarda fikir veriyor: “Günler geçiyordu, tahmin ettiğim gibi. Geçen günler kış günleriydi, kışın makul ilk günleri, belki toparlanmamıza zaman vermek için, gerçek kış havasının göz açtırmaz gücünden önce. Bildiğim kadarıyla toprak canlıları soğuyan toprağa karşı kış uykusuna yatmak üzereydiler, hatta belki şimdiden yatmışlardı. Uçabilenler de uçup gitmişti. Kendimi uçamayanlardan sayıyorum.”

Kurduğu şiirsel ve büyüleyici dil, Yapı Kredi Yayınları’nın tarihinde yayımladığı ilk kitaplardan olduğu söylenen Çocuk Ölümü Şarkıları’nı bir bestseller yapmıyor belki ama Koç’un adı memleketin edebiyat ortamlarında duyulmaya başlanıyor. Lakin seveni kadar, sevmeyeni de çok. Ne de olsa adamımız kelimenin gerçek anlamıyla “outspoken”. Asla ve kat’a sakınmıyor sözünü. Ekşi Sözlük’te kendisiyle ilgili olumsuz bir entry’de altı çizilen şu sözleri, ortalığı karıştıran yaklaşımının özeti gibi: “Kır/kent, ağa/köylü, işçi/patron, hümanist/faşist, örgüt/devlet, en iyisinde birey/toplum polariteleri üzerine kurulu bir roman geleneği var… Ne gelenek ama! Allah bizi öyle bir geleneğin devamından korusun! Bıktırdı yani. İkrah ettirdi... ‘Toplumsal sorunlar’, eski anlamda, yani politik sorunlar anlamında, beni sarmaz. Yaşasın apolitik Türkler! Çok yaşasın apolitik Türk yazarlar!”

Röportajın tamamı ve çok daha fazlası GQ Türkiye Kasım: Men of the Year 2014 özel sayısında ve GQ Türkiye Dijital iPhone/iPad/Android edisyonunda...