Dikkate almamanız gereken 6 turist klişesi

Seyahate çıkmadan evvel önyargılarınızı evde bırakın. Gören görmeyen herkesin dilinden düşmeyen 6 turist klişesini deşifre ediyoruz.

07 Ağustos 2014

Dikkate almamanız gereken 6 turist klişesi


Fransızlar asla İngilizce konuşmaz(mış)

Bizde adettendir, her Fransa’ya gidecek arkadaşı gerim gerim gerecek, “orada ne halt edeceğiz?” diye düşündürtecek, hatta daha da ileri gidip 3-5 kelime Fransızca sözcük öğrenmeye itecek bu cümle: “Fransızlarla İngilizce konuşunca acayip tersliyorlarmış!”. Sizi hemen rahatlatalım, tabi ki böyle genelgeçer bir durum yok. Evet bizdeki gibi tüm esnaf seferber olup esrarengiz bir şekilde “bağırarak” yol anlatmaya çalışmıyor ama, zaman zaman sizinle gitmek istediğiniz yere eşlik edecek kadar kibar bile olabiliyorlar. Hem bir de şu açıdan yaklaşın, Başkent Paris’e yılda 30 milyona yakın turistin ayak bastığını düşünürseniz, siz de bir süre sonra Eiffel Kulesi’nin nerede olduğunu tarif etmekten bunalıp olay yerinden konuşmadan uzaklaşma isteği duymaz mıydınız?


İtalya’da yiyeceğiniz bütün makarna ve pizzalar muhteşem(miş)

İtalya deyince, aklına futbol ya da kaliteli takım elbise gelenlerden değilseniz, muhtemelen ilk olarak pizza ve makarna ikilisini hayal edenlerdensiniz. İtalya’nın bu konuda nam salmış olduğunu reddedecek değiliz. Ancak sanmayın ki her girdiğiniz restoranda hayatınızda yiyeceğiniz en lezzetli hamur işlerini yiyeceksiniz. Öyle ki, onca alengirli yemek isimleri ve Instagram’a “İtalya’da makarna keyfi” tadında fotoğraf açıklaması yazdıracak cinsten bir atmosferlere rağmen, “Türkiye’de yediklerimiz daha güzeldi” aşamasına geleceğiniz anlar bile yaşayabilirsiniz. Bizden size tavsiye, İtalya’ya gitmek gibi bir kararınız varsa, öncesinde nerelerde yemeniz gerektiği konusunda küçük çaplı bir ön araştırmaya girişin.


Almanlar kaba insanlar(mış)

İlginç dil yapılarından dolayı, “Tuzu uzatır mısın?” derken bile tüm sülalenize saydırıyormuş gibi görünen Almanlar konusunda kontrol edilemez bir önyargı hakimdir. Bu durumdan yola çıkarak Almanya’ya giderken psikopatça bir tavır takınıp, karşınıza çıkan her insana potansiyel tehdit muamelesinde bulunmanıza gerek yok. Çünkü bu durum, genellemeye çevrilemeyecek kadar gerçek dışı bir hurafe olarak kabul edilebilir. “Tüm Almanlar pırlanta gibi insanlardır” demiyoruz ama, bu kaba olma durumunun sizi rahatsız edecek noktaya kadar ulaşacağını da söyleyemeyeceğiz.


Avrupa’da 6 erkek de olsan her kulübe alıyorlar(mış)

Her Türk erkeğinin hayatında en az bir kez yüzüne tokat gibi çarpan “Damsız girilmez” söylemi, sanılanın aksine, Avrupa’da da son derece geçerli. “Hadi 6 erkek Amsterdam’a gidip, bekarlığa veda partisinin dibine vuralım” şeklinde bir karar aldıysanız, yüzde yüz bu sorunu yaşayacaksınız diyemeyiz ama, özellikle kalburüstü bir mekana gitmek niyetindeyseniz, böyle bir durum yaşama ihtimaliniz olduğunu göz önünde bulundurarak gecenizin mahvolmasına izin vermeyin.


Rus kızları Türk erkeklerine bayılıyor(muş)

Evet, geldik kalbinizin en çok kırılacağı, içinizin kan ağlayacağı yanlış bilinen bir gerçeğe. Güzellikleriyle Türk kızlarının nefretini toplamayı başaran uzun bacaklı Rus kızları, havaalanında “Hoşgeldiniz Türk erkekleri” yazan bir pankart ile sizi karşılayacak diye hayal ediyor olabilirsiniz. Çünkü her kim ki bu söylentiyi çıkardı ise, kaç gencin en güzel yıllarını heba edip, bir heves Rusya’ya akın eden binlerce Türk erkeğini, dönüşte arkadaşlarına uydurma Rusya anıları anlatmak zorunda bıraktı. Heyecanlanmayın demiyoruz, hobi olarak yine heyecanlanın, ama beklentiyi en yukarıda tutmanın da bir alemi yok. Sonuçta izdivacınıza mani olmak istemeyi ama her Türk erkeği için yanıp tutuştuklarını sanıyorsanız  yanılıyorsunuz.


Hollywood’un her köşesinden ünlüler fırlıyor(muş)

Hollywood’un kafamızda ne ile özdeşleştiği aşikar; Sinema ve dünya çapında ünlenmiş oyuncular. Buraya kadar bir sorun yok. Fakat kız arkadaşınızdan izin koparmaya çalıştığınız “Hangi ünlüyle tanışıp yakınlaşsam bi’ şey demezsin?” listenizin as isimlerini sağda solda göreceğinizi sanıyorsanız, bir sorunumuz var demektir. Eğer oturduğunuz ilk kafede Scarlett Johansson’la karşılaşacağınıza ya da saptığınız ilk sokakta Sofia Vergara ile çarpışacağınıza inanıyorsanız, 16 saate yakın sürecek uçak yolculuğunu göze almak yerine, Bebek Park’ına uğrayıp çocuk gezdiren Türk ünlülerle şansınızı deneyebilirsiniz. Bu durumda yaşanacak herhangi bir hayal kırıklığı için sorumluluk kabul etmiyoruz.

Oi the Blog