Kalbinizden yakalayacak Akyaka

Son yıllarda adını daha sık duyar oldunuz muhtemelen. Şimdiye kadar ezbere aldığınız tüm tatil senaryolarının ötesinde bir anlayışın hüküm sürdüğü Akyaka’yla, popülaritesinin götürdüğü yere gitmeden tanışmanızda fayda var.

01 Haziran 2015

Kalbinizden yakalayacak Akyaka

Yaklaşık 14 yıl önce, 2001 Nisan’ında gittiğimde, kendimi Lost adasına düşmüş gibi hissettiğim ıssız bir yerdi Akyaka. O güne kadar gördüğüm tatil beldelerinden farklı, çok daha izole bir ortamı vardı. Ailemin buraya yerleşme kararıyla o tarihten beri tüm yazlarım ve bazı kışlarım burada geçiyor. Kim kimin elinde büyüdü bilmiyorum ama ikimiz de çok değiştik, orası kesin.

Akyaka net bir yerdir, ya seversiniz ya da bir daha uğramazsınız. Dünyanın en mutlu köpekleri burada yaşıyor olabilir; çiçek isimleri verilmiş sokaklarında yürürken adım başı karşınıza cins bir köpek çıkabilir. Biraz uzun kalınca bakkalda gofret yiyerek dedikodu yapabilir veya çay bahçesinde beş yaşındaymış gibi ayaklarınızı sallayarak gazoz içebilirsiniz. Tabii bunun için, sizin onu sevdiğiniz kadar, Akyaka’nın da sizi sevmesi gerekir. O halde başlayalım...

Nerede?

Bugüne kadar Akyaka’yla ilgili kaç soru cevapladım bilmiyorum ama en popüleri hep “Nerede bu?” oldu. Yeri, tatil beldesi denilince kafamıza kodlanan Çeşme, Bodrum, Antalya üçlüsüyle alakasız olduğundan, çok bilen yok. Muğla’nın Ula ilçesine bağlı bir mahalle (geçen seneye kadar beldeydi, artık mahalle oldu) burası. Muğla’yla Marmaris’in ortasında kalıyor. Marmaris’e giderken, o bitmek bilmez virajların birini dönünce karşınıza çıkan şahane Gökova Körfezi’ne bakıyor. Gökova da Akyaka’nın çok yakınında, denize kıyısı olmayan bir köy. Yeri sapa gibi görünse de aslında birçok tatil beldesine çok yakın ama dağın eteklerinde olduğundan nevi şahsına münhasır bir havası, ortamı var.




Nasıl Gidilir?

Dalaman Havaalanı’yla Gökova kavşağı arası otomobille yaklaşık 45 dakika sürüyor. Kavşaktan sonra da 10 dakikada Akyaka’ya ulaşmış oluyorsunuz. Bütün yolu otomobille gidecekseniz Muğla’dan sonra gözünüz sağda olsun, manzaraya bakacağım derken Akyaka girişini kaçırmayın.

Nerede kalınır?

İlk gittiğimizde sadece bir adet büyük oteli olan Akyaka, şu sıralar butik otellerden ve apartlardan geçilmiyor. Bu yüzden istediğinizden bile fazla çeşit var. En eski ve hâlâ en büyük tesis olan Yücelen Hotel, hem apart hem de otel olarak hizmet veriyor. Sahile en yakın yer de burası. Yalnız genelde tüm yabancı turistler ve turlar burayı tercih ettiği için ancak çok önceden ararsanız yer bulabiliyorsunuz. Akyaka çok büyük bir yer olmadığı için denize yakın olmak büyük fark yaratmıyor; bu yüzden seçeceğiniz otelin konforu daha önemli.

Deniz haricinde bir de meşhur Azmak Nehri var ve aşırı soğuk suyu sayesinde özellikle akşamları kenarında otururken üşümeniz mümkün. Azmak kenarı otellerinin en bilineni Kerme Ottoman. Biri konak, diğeri palas olmak üzere iki farklı oteli, bir de apart hizmeti var. Nasıl konaklamak istediğinize karar verip erkenden ararsanız kolayca istediğiniz gibi bir yer bulabilirsiniz. İsterseniz orman kampının içinde çadır kurabilir veya yine orman içindeki evleri kiralayabilirsiniz. Otomobille giderseniz Akyaka’ya 2-3 km mesafede bulunan Maden İskelesi’ndeki otelleri de tercih edebilirsiniz.


Nereyi gezmeli?

- Akyaka doğal güzellik konusunda beklediğinizden de fazlasını veren bir yer. Hayranlık uyandıracak manzaralarla karşılaşacağınıza emin olun.

- Tatil denilince koşa koşa denize atlayanlardan olabilirsiniz ama sabredin, önce her yerde göremeyeceğiniz güzellikteki Azmak Nehri’ni (bir diğer adıyla Kadın Azmağı) görün. Nehir kenarındaki restoranlarda kahvaltı da yapabilirsiniz, akşam yemeği de yiyebilirsiniz. Ya da ayaklarınız buz gibi suyun içindeyken (dayanabilirseniz tabii) güzel bir kahve içip serinliğin tadını çıkarabilirsiniz. Eğer ben buz gibi suları çok gördüm diyenlerdenseniz akıntıya kapılmamaya dikkat ederek atlayabilirsiniz, çıktığınızda eski sizden eser kalmayacak.

- Akyaka çok büyük bir yer değil, dolayısıyla otomobili bir kenara bırakıp sokaklarını adım adım gezin. Nail Çakırhan mimarisiyle yapılmış evlerin ve birbiriyle yarışan çiçekli bahçelerin fotoğraflarını çekmeye doyamayacaksınız, Instagram’ınız şenlenecek. Şansınız varsa son derece aktif sanat derneklerinin sergilerine de denk gelebilirsiniz.

- Burada mutlaka yapmanız gereken bir diğer şey de yat gezisi. Sedir Adası, Lacivert Koy, İngiliz Limanı gibi şahane güzelliklere hemen sahildeki limandan kalkan teknelerle ulaşabilirsiniz. Bangır bangır yat gezisi müziği sevmiyorsanız bunu belirtin, ona göre özel geziler de mevcut. Tekne gezisi Azmak için de geçerli, yine liman ve çevresindeki ufak teknelerle yarım saatlik tura katılabilirsiniz.

- Orman kampını gezmeyi ihmal etmeyin. Bazı gizemli merdivenler göreceksiniz, korkmayın, inin; üç-beş kişilik minik koylarla karşılaşacaksınız çünkü. Şanslıysanız burada tek başınıza deniz keyfi yapabilirsiniz.

- Çınar Koyu özellikle temmuz-ağustos döneminde piknikçilerin tıka basa doldurduğu bir yer olsa da görmeniz gerek. Yürüyüş yapmayı seviyorsanız, merkeze yaklaşık 3 km uzaklıkta ve Maden İskelesi’nin ilerisindeki koya sabah erken saatlerde gidip manzarayı seyre dalabilirsiniz.

Kiteboard meselesi

Akyaka’nın son yıllarda popülerleşme sebeplerinden en büyüğü, kiteboard alanı. Türkiye’de sörf denilince ilk akla gelen yer olan Alaçatı’yı kite sporu açısından neredeyse sollamasının sebebi, hiç durmayan rüzgarı. Bu yerel rüzgarın adı Deli Mehmet ve nereden eseceğinin hiç belli olmamasıyla, arada yangınlar çıkarmasıyla meşhur. Kite alanı Akyaka’nın biraz daha dışında ama özellikle eğitim için gitmek isterseniz son dönemde pek çok okul açıldığından, ulaşımınız da çoğu zaman o okul tarafından sağlanıyor. Kite zahmetli ve ciddi performans, vakit isteyen bir spor. Dolayısıyla iyice araştırmadan girişilmemeli ve özellikle sezonda hem kalacak yer hem de okullardaki doluluk oranı düşünülerek erken adım harekete geçilmeli. Kite haricinde Azmak üzerinde paddle veya rüzgar sörfü gibi seçenekleriniz de var. Ayrıca çeşitli noktalardan bisiklet kiralayıp gezebilirsiniz ama bol yokuşlu bir yer olduğunu hatırlatayım...

Bunları unutmayın

- Akyaka, “yeni Alaçatı” gibi bir yer değil. Geçen sene burayla ilgili neredeyse tüm turizm haberleri bu yönde yapıldığı için özellikle bilmenizde fayda var. Akyaka popüler yerlerin bir alternatifi gibi değil, tamamen kendine has, bambaşka bir havası var. Bir kere gece aktivitesi yok, barlar en geç 01.00’de müziği kesmek zorunda. Eğlence seçenekleri çok az ve bir “barlar sokağı” havasında değil. Yaz akşamlarında önceliğiniz eğlenmekse burası sizi pek mutlu etmez. Birbirinden popüler, çeşit çeşit gurme restoran veya kafeler de yok; iki-üç mekan dışında neredeyse hepsi birbirinin aynı.

- Hafta sonları aşırı kalabalık. Özellikle son yıllarda temmuz-ağustos döneminde rezervasyonsuz gelirseniz büyük ihtimalle kapıda kalırsınız. Yer bulsanız bile her yer çılgınca dolu olduğundan Akyaka hatıralarınızda hoş değil bir daha gidilmeyecek kabus bir yer olarak kalabilir. Çevre illerden piknikçi akınına uğrayan bölge, sezonda hafta sonu ve bayramlarda uzak durulması gereken yerlerden.

- Azmak kenarının sazlık olması sebebiyle, özellikle akşamları nehir kenarında ciddi bir sivrisinek akını oluyor. Bunun bir standardı yok; bazı günler aşırı yoğun, bazen hiç yok gibi olabiliyor ama siz yine de sinek kovucunuzu ve ısırık için sürülmesi gereken merhemlerinizi yanınızdan ayırmayın.

- Akyaka’nın denizi mavi bayraklı ama öyle beyaz kum, masmavi su gibi şeyler hayal etmeyin. Denize Azmak Nehri karıştığı için kum nemli ve biraz yapışkan, deniz epey soğuk. Ayrıca çok uzun bir yürüyüş sonrası derinleşiyor, bu yüzden çocuklu ailelerin favorisi. Kıyı sığ olduğundan su çok berrak görünmüyor ama temiz. Sahil kısmı çok geniş olmadığından hafta sonu yer bulamayabilirsiniz.