British GQ
Yılın en güzel zamanı geldi. Wimbledon geri döndü. Önümüzdeki günlerde dünyanın en iyi tenisçileri, Centre Court'ta yaşanacak büyük mücadeleler, ezeli rekabetler ve geçmiş yıllar bize bir şey öğrettiyse son derece şık görünümler için Londra'nın güneybatısında buluşacak. Takvimde dört Grand Slam turnuvası var ama sporcuların sanki şık bir bahçe davetine gidiyormuş gibi görünmesinin beklendiği tek turnuva Wimbledon. Avustralya Açık renkli tasarımları tamamen benimsemiş durumda. Fransa Açık daha rahat bir yaklaşım sergiliyor. Amerika Açık ise oyuncuları sınırları zorlamaya adeta teşvik ediyor. Wimbledon ise spor dünyasının en katı giyim kurallarından birini uygulamaya devam ediyor. Tamamen beyaz giyinme zorunluluğu. Bu, turnuvanın en bilinen geleneklerinden biri olmasının yanında en çok yanlış anlaşılan kurallarından da biri. Peki bu gelenek nasıl ortaya çıktı, kurallar tam olarak ne söylüyor ve Wimbledon neden bundan vazgeçmiyor?
Francois Nel/Getty Images
Kısacası Wimbledon'da mücadele eden oyuncular neredeyse tamamen beyaz giyinmek zorunda. Tişörtten şorta, etekten elbiseye, çoraptan şapkaya, bileklikten ayakkabıya kadar görünen hemen her parça bu kurala dahil. Diğer turnuvalarda oyuncular yeni tasarımları ve renkleri sergilemek icin kıyafetlerini kullanırken Wimbledon son derece sade bir görünümü tercih ediyor.
Bu da onu spor takvimindeki diğer büyük organizasyonlardan ayırıyor. Özellikle Dünya Kupası'ndaki pembe futbol kramponları gibi dikkat cekici görünümlerle kıyaslandığında fark daha da belirgin hale geliyor.
Bunun cevabı Viktorya dönemine uzanıyor. Çim tenisi 19. yüzyılın sonlarında yaygınlaşmaya başladığında daha çok Britanya'nın üst sınıfları tarafından oynanıyordu. O dönemde özellikle sosyal ortamlarda terlemek hoş karşılanmıyordu. Beyaz kıyafetlerin koyu renkli kumaşlara göre ter izlerini daha iyi gizlediğine inanıldığı için tercih ediliyordu.
1877'de ilk Wimbledon Şampiyonası düzenlendiğinde beyaz zaten sporun standart kıyafeti haline gelmişti. Yıllar içinde bu gelenek turnuvanın kimliğiyle bütünleşti.
Clive Brunskill/Getty Images
Evet. Hatta günümüzde kurallar birçok kişinin düşündüğünden daha katı. Oyuncuların sadece ağırlıklı olarak beyaz giymesi yeterli değil. Resmi kurallara göre kıyafetlerin neredeyse tamamen beyaz olması gerekiyor. Kırık beyaz, krem ya da fildişi tonları da kabul edilmiyor.
Renkli detaylar ciddi şekilde sınırlandırılıyor, logolar mümkün olduğunca küçük tutuluyor ve en ufak ayrıntılar bile denetlenebiliyor. Bu yüzden yıllar içinde birçok oyuncu ayakkabısını, iç şortunu ya da aksesuarlarını değiştirmek zorunda kaldı. Nick Kyrgios'un kırmızı bir şapka taktığı için beş haneli para cezası alması bunun en bilinen örneklerinden biri.
Yine de kurallar zamanla biraz değişti. Wimbledon 2023 yılında kadın sporcuların konfor gerekçesiyle koyu renk iç şort giymesine izin verdi.
Wimbledon'ın tamamen beyaz görünümü sadece oyunculardan kaynaklanmıyor. Ralph Lauren, 2006'dan bu yana hakemlerin, top toplayıcıların ve kort görevlilerinin kıyafetlerini hazırlayan resmi giyim sponsoru. Bu ortaklık modern sporun en uzun soluklu iş birliklerinden biri.
Ralph Lauren, preppy Amerikan stilini, Oxford gömleklerini ve country club estetiğini temsil ediyor. Wimbledon da son derece Britanyalı bir kimliğe sahip olsa da iki markanın görsel dünyası kusursuz şekilde örtüşüyor.
Julian Finney/Getty Images
Tek bir renge dayanan bu kural yıllar içinde pek çok tartışmaya neden oldu. Andre Agassi, 1980'lerin sonu ve 1990'ların başında turnuvanın geleneksel yaklaşımını sevmediği için uzun süre Wimbledon'da oynamadı. 2013 yılında Roger Federer'den turuncu tabanlı ayakkabılarını değiştirmesi istendi.
2022'de Nick Kyrgios kırmızı Jordan Brand şapkası taktığı için yaklaşık 12 bin sterlin para cezasına çarptırıldı. Bir yıl sonra ise Jannik Sinner kendisi için özel hazırlanan Gucci spor çantasıyla turnuvaya geldi. İlk bakışta yasaklanacak gibi görünen bu çanta organizasyon yetkililerinden önceden özel onay almıştı.
Asıl soru şu: Yaklaşık 150 yıllık bu kural neden hala uygulanıyor? Çünkü zamanla tamamen beyaz giyinme zorunluluğu pratik bir ihtiyaç olmaktan çıktı ve Wimbledon'ın kimliğinin ayrılmaz bir parçası haline geldi.
Bugün sporcular kişisel markalarını büyütmeye, daha cesur renkler kullanmaya ve her turnuva gelişini bir moda gösterisine çevirmeye teşvik edilirken Wimbledon kalabalığı takip etmeyi reddediyor. Onu farklı kılan da tam olarak bu. Bir Wimbledon fotoğrafını logoyu, skor tabelasını ya da oyuncunun yüzünü görmeden bile tanıyabilirsiniz. Herkes aynı renk paletini kullandığı için dikkatiniz renklerden çok polo yakanın kesimine, şortun duruşuna ya da ayakkabıların detaylarına kayıyor.
Sevin ya da sevmeyin, tamamen beyaz giyim kuralı profesyonel spor dünyasının en özgün geleneklerinden biri olmaya devam ediyor. Başlangıçta sadece ter izlerini gizlemek için ortaya çıkmış olsa da bugün bundan çok daha büyük bir anlam taşıyor.
BU İÇERİK İLK OLARAK BRITISH GQ WEB SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR.