Anonim babalar kulübü

Sperm bağışı tarihinden üç efsaneyle tanışın. Onlarca çocuğa can veren bu adamlar, babalık tanımının sınırlarını genişletiyor.

27 Eylül 2017

Anonim babalar kulübü

Savaş zamanı tüm vatanseverler cephede yoklama vermez. 1889 doğumlu, Derek isimli delikanlı da I. Dünya Savaşı sırasında ülkesini cephelerden uzakta desteklemişti. İngiltere ve bugünün Sri Lanka’sı arasında geçen çocukluğunun ardından baba mesleğini devam ettirmek üzere Malezya’da kauçuk çiftliği işletmeye giden Derek, savaş bitene kadar burada kalacaktı. Savaş araçları için gereken lastikleri üretmek için çalışan Derek, İngiltere’ye döndükten sonra da bir şekilde vatanına hizmet etme fırsatı buldu.

Bu fırsatı ona sunan kişi Dr. Helena Rosa Wright oldu. Dr. Wright, doğum kontrolü konusunda öncülerden biriydi; iki basamaklı sayılarda çocuk sahibi olmanın normal görüldüğü bir toplumu eğitmeye çalışıyordu. Yazdığı kitaplar ve cinsellik eğitimi konusunda açtığı kapılarla, alanının en önemli isimlerinden birine dönüşecekti. Derek ile Dr. Wright’ın yolları kesiştiğinde Birleşik Krallık savaşın yaralarını sarmaya çalışıyordu. Londra’daki klinikleriyle halkı doğum kontrolü konusunda bilgilendiren Dr. Wright’ın gündeminde artık yeni bir konu vardı: Savaş sonrası travma sebebiyle ilişkiye giremeyen ve bu yüzden anne-baba olamayan çiftler.

Dr. Wright’ın kayıtlarında eşlerinden çocuk sahibi olamayan yaklaşık 1000 kadın vardı. Derek ise genç, yakışıklı ve etkileyiciydi; ayrıca vatanı için hizmet etmeye dünden hazırdı. Dr. Wright bağlantıyı kuracak, Derek müstakbel anne adayıyla bir gece geçirecek ve ödeme olarak da Dr. Wright’ın kliniklerine bağış yapılacaktı. 1950’lere kadar devam eden bu iş düzeni sonunda Derek’in yaklaşık 500 çocuğa baba olduğu söyleniyor. Tabii bu inanması güç hikâye gerçekse…

Yazar Paul Spicer’ın The Spectator dergisi için kaleme aldığı bu hikâye, tam da Hollywood prodüktörlerinin ağzını sulandıracak cinsten; fakat Spicer’ın gerçek bir kişilik olarak yansıttığı Derek hakkında başka bir yazılı kaynak bulmak mümkün değil. Dr. Helena Rosa Wright ise gerçekten yaşamış ve gerçekten de cinsellik eğitimi konusunda çığır açmış bir isim. Hatta işlerinden bazıları yasalara ters düşünce hakkında davalar bile açılmış, bu sebeple Derek’le ilgili detayların gizli kalmış olması da gayet muhtemel. Wright’ın hayatını anlatan biyografilerde Derek’in adı geçmese de, Londra tarihindeki benzer hadiseleri incelerken ilginç bir hikâyeyle karşılaşıyoruz.

1940’lı yıllarda Mary Barton ve eşi Bertold Wiesner’ın işlettiği bir klinik, çocuk sahibi olamayan çiftlere suni döllenme yoluyla yardımcı oluyordu. Bu klinikte anonim sperm bağışlarıyla yaklaşık 1500 çocuk hayat buldu, fakat bağışların kimler tarafından yapıldığına dair kayıtlar yok edilmişti. Yıllar sonra, kendisinin de sperm bağışı yoluyla dünyaya geldiğini öğrenen belgesel yapımcısı Barry Stevens’ın yaptığı bir keşif, klinikte olan bitenleri gün ışığına çıkaracaktı.

Köklerinin bu kliniğe uzandığını keşfeden Stevens, Wiesner’ın oğlu ile kendi DNA’sını karşılaştırdığında gerçeği ortaya çıkardı. Stevens’ın babası, klinik doktorlarından Wiesner’ın bizzat kendisiydi. Klinik sayesinde dünyaya gelen başka çocukların DNA’ları da incelenince, Wiesner’ın yaklaşık 600 çocuğun babası olabileceği keşfedildi. Wiesner’ın nüfusuna kayıtlı çocuklardan alınan DNA’lar sayesinde, Stevens’ın üvey kardeşleri birer birer ortaya çıkmaya devam ediyor. Kim bilir, belki bir gün Derek’in izi sürülünce de benzer bir durum daha kanıtlanır…

Bertold Wiesner ve Derek, çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin hayallerini gerçekleştirmiş olabilir ama bu sıklıkta yapılan sperm bağışları sorunlara da yol açıyor. Babası hakkında gerçeği hiçbir zaman bilmeyecek veya babasının kim olduğunu yıllarca arayıp bulamayacak yüzlerce çocuk dünyaya gelmiş olabilir. Hikâyesini anlattığı bir belgeselde arayışının temel sebebini “Aynaya baktığımda kime benzediğimi görebilmek istiyorum” diyerek özetleyen Stevens, bir sonuca varabildiği için şanslı sayılır. Varoluşsal sorgulamaların dışında, bu işin daha ciddi bir sonucu da doğabilir. Dünya küçük; aynı babaya sahip olduklarını bilmeyen iki kişinin, ensest bir ilişkiye girme ihtimalleri de var. Bu durumda kim “Durun, siz kardeşsiniz!” diyecek?

Amerika menşeli Donor Sibling Registry (‘Bağışçı-Kardeş Kayıt Defteri’) bunun gibi durumlar için kurulmuş. ABD’de anonim sperm bağışı yapılabiliyor, üstelik bir kişinin toplam kaç kere sperm bağışı yapabileceğine dair bir sınırlama da bulunmuyor. Nadir genetik hastalıkların yayılmaması için işlev gören bu web sitesi, aynı zamanda babasını ya da kardeşlerini bulmak isteyen çocuklar için de önemli bir kaynak. Tabii her ülkede ABD’dekine benzer yasalar yok. Mesela Türkiye’de sperm nakli yoluyla suni döllenme toptan yasak. İsveç’te ise bir kişinin bağışladığı spermler en fazla 12 çocuk için kullanılabiliyor ve anonim bağış yapılamıyor.

Anonim bağışların yasak olduğu ülkelerden Hollanda’da 2002’de sperm bağışı yapmaya başlayan Ed Houben, bir süre sonra süreçten rahatsız olmaya başlamış. Houben’in derdi anonimlikle değil. Hatta kimliğini saklamamayı doğru buluyor. GQ Avustralya için Michael Paterniti’ye verdiği röportajda bağış yaptıkça daha insanî bir yol arama ihtiyacı duyduğunu ve sonunda anne-baba adaylarıyla doğrudan iletişime geçtiğini anlatıyor. Bir gün buluştuğu çiftlerden birinin yaptığı teklifle birlikte, babalık müessesindeki pozisyonu kökten değişmiş. Her adımın doğal olması için ısrar eden çift Houben’i ikna edince, ilk defa suni döllenme yerine bildiğimiz doğal yöntemlerle baba olmak için yatağa girmiş. Houben’in doğal yollarla sperm bağışı yaptığı bu ilk tecrübesinin devamı da gelmiş.

Bugüne kadar 100’den fazla ‘çocuk üretimi’nde katkıda bulunan Houben, tam bir profesyonel. Çocuklarıyla görüşmeye açık, tabii anne-babasının ve çocuğun rızaları dahilinde. İnternet sitesinde neden bu işi yaptığını özetleyen metnin hemen yanında, Ed’in çocuklarından biriyle tanışırken çekilen bir fotoğrafı bulunuyor; sol taraftaki menüdeki bağlantılardan biri ise Houben’in yaptırdığı hastalık testlerinin sonuçlarını içeriyor. İşin en ilginç kısmı ise Ed Houben’in hizmetleri karşılığında bir ücret talep etmemesi…

“Çocuk yetiştirmek için bir sperm hücresi dışında her şeye sahip olan bu kadar fazla insan olduğunu öğrenince çok etkilendim” diyor Houben, internet sitesinin açılış sayfasındaki mektupta. “Çocuklarının mutlu bir hayata sahip olacağına inandığım sürece, ihtiyaçları olan sperm hücresini memnuniyetle temin ederim.” Avrupa’nın dört bir yanından, hatta Brezilya ve Hong Kong gibi uzak ülkelerden insanlar Ed’in kapısını çalıyor; bazıları birkaç gün onun yanında konaklıyor, bazıları kısa sürede işini halledip hayatlarına geri dönüyor. Peki ya ‘diğer’ babalar? Bekâr anne adayları ve homoseksüel çiftlerin yanı sıra, heteroseksüel çiftler de Ed’e başvuruyor. Kimi eşler işlem sırasında salonda oturup televizyon izliyor, kimileri Ed’le tanışmayı bile reddedip arabada bekliyor, kimileri ise yatak odasındakilere katılıyor… Tercih çifte ait.

2013’te verdiği TEDx konuşmasında Ed, kendisine ilham veren kahramanlar arasında Helena Rosa Wright ve Derek’i anıyor. Belli ki aynen 20. yüzyılın başında olduğu gibi, dünyaya spermleriyle katkıda bulunmak isteyenlerin yardım edebileceği pek çok insan hâlâ var.