Pandemide Takımlarından Ayrı Kalan “Mahzun” Taraftarlar

Mabetlerinden uzak kalan Beşiktaşlı, Altaylı ve Sakaryalı taraftarla takımlarına olan bağlılıklarının nasıl başladığını, maç izleme ritüellerini ve tribünlerde olmanın onlar için ne ifade ettiğini sorduk.

21 Temmuz 2021

Pandemide Takımlarından Ayrı Kalan “Mahzun” Taraftarlar

Pandemi başladığından bu yana hepimiz sevdiklerimizden, alışkanlıklarımızdan, sosyal aktivitelerden uzak kaldık. Canımız sıkıldı, birçok şeye olan özlemimiz arttı. Bu süre takımlarını her koşulda desteklemeye çalışan, maç kaçırmayan futbolseverlerde de ayrı bir hüzün yarattı. 13 Mart 2020 itibariyle maçlar seyircisiz oynandı ve taraftarlar çok sevdikleri takımlarını ekranları başında izlemekle yetindiler. Bu süreçte Mabetlerinden uzak kalan Beşiktaşlı, Altaylı ve Sakaryalı taraftarla takımlarına olan bağlılıklarının nasıl başladığını, maç izleme ritüellerini ve tribünlerde olmanın onlar için ne ifade ettiğini sorduk.

Ligi sezon boyu domine etmesine rağmen son haftalarda aranın kapanmasıyla büyük heyecan yaratan Süper Lig’in şampiyonu Beşiktaş oldu. Altay, normal sezonun son iki haftasına teknik direktör değiştirerek Mustafa Denizli’yle girdi ve play-off finalinde Altınordu’yu yenerek 18 yıl sonra Süper Lig’e döndü. 2. Lig’i ikinci sırada tamamlayan Sakaryaspor, play-off finalinde rakibine mağlup olarak 1. Lig'e çıkma şansını kaçırdı.

 

Batuhan Kartal Olkan - Beşiktaşlı, 32 yaşında, Çanakkale’de doktora yapıyor

taraftar

Önemli olan futbol değil Beşiktaş. Futbol bir metafor. 40-50 bin kişinin bir araya gelip tezahürat etmesi çok kolay bir şey değil ama tribünlerde bunu yapabilirsiniz. Pandemide maçları yalnız ve mahzun bir şekilde izledim.

Biz üç kuşak kongre üyesiyiz. Ben Beşiktaşlı doğdum. Kardeşimin de benim de ikinci isimlerimiz Kartal. Kombinelerimiz yan yana, maçları birlikte izliyoruz. 2018’den beri doktora eğitimim için Çanakkale’deyim. En son Çanakkale’den İstanbul’a maçlara gidiyordum. Geçen sene Antep, Malatya, Kayseri ve Trabzon’daki deplasmanlara da gittim. Ben genelde münferit gitmeyi tercih ediyorum. Var olmak, biz buradayız demek, tezahürat yapmak önemli oluyor. Orada var olmanın hazzını, sevdiğimi yalnız bırakmama hissini yaşıyorum. Bu her takım için böyle tabii bu arada. Sadece Beşiktaş için geçerli değil. Profesör de olsan ekonomist de olsan, işçi de olsan aynı kimliğe bürünüyorsun. Duygusal olarak boşalma yeri orası.

Maça gitmek hacca gitmek gibi. Ben semti ve takımı çok seviyorum.

Maç haftasonuna denk geliyorsa sabah ayrı bir heyecanla kalkarım. Maçtan 4-5 saat önce Beşiktaş’a giderim. Otobüsten erken inerim, Barbaros Bulvarı'ndan aşağı yürürüm. Genelde pide ya da döner atıştırırım. Külüstür Pub’da vakit geçiririz. Arkadaşlar gelir, masa büyür. Ağaçlı yolda cila çekilir ve maça beraber yürünür. Hacca gitmek gibi. Ben semti ve takımı çok seviyorum. Voleybol maçına da satranç takımına da heyecanlanıyorum. Benim için Beşiktaşlılık önemli. Futbol dışında Beşiktaş’ın diğer takımlarının karşılaşmalarına da gidiyordum. İstanbul’da yaşarken ajandamı fikstüre göre ayarlıyordum. İşimi gücümü maç gününe göre önceden tamamlıyordum. Mesela bir sunumum ya da makale teslimim varsa maçtan önceki 1-2 gün sabahlarım.

banner

Sezonun çoğu maçını yalnız izledim. İstanbul’da olsaydım mutlaka semte giderdim. Ya da evde arkadaşlarımla izlerdim. Tribünde olmayınca çok heyecanlanmıyorum. 

Pandemi dönemi çok zordu. Hele şampiyon olduğumuz böyle bir yılda! Göztepe maçında gözlerimden yaşlar aktı. Ben evde maç izlerken çok mahzunlaşıyorum. Çocuksu bir duyguyla bir başarıdan sonra birine sarılmak istersin ya, onu yapamadığım için bir hüzne kapılıyorum. Takımdan uzakta olmak beni çok üzdü. Tribüncüler anlayacaktır beni... Tribünde ve televizyonda maç izlemek çok farklı. Takım kötü gittiğinde o an desteğe ihtiyacı olduğunu hissediyorsun. Tribündeyken en azından tezahüratla destek veriyorsun. Televizyonda izlerken bunu yapamıyorsun. 4-3 kazandığımız Fenerbahçe maçında mesela kesinlikle tribünde olmalıydım. Bir de iç sahada kaybettiğimiz Karagümrük maçında statta olmayı çok isterdim. Şampiyonluk maçını saymıyorum bile!

Maçları tezahüratsız izledim...

Maçları tezahüratsız izledim. Senkronu çok tutturamadılar. Komik geliyordu. Gol oluyor alakasız bir ses... Tezahüratlar birbirine uymuyor. İlk iki maçı babamla birlikte tezahüratla izledik. Ben sonrasında tezahüratsız devam ettim. Hiç kusura bakmasınlar ama çok kötüydü. Tezahüratsız daha rahat izledim. Çanakkale’de yalnız yaşıyorum, genel olarak maçları evde tek başıma izledim. Ara sıra ailem geldiğinde birlikte izledik.

  

Yusuf Erboy - Altaylı, 33 yaşında 

taraftar

Türkiye’de dört nesildir hem futbol oynayan hem başkanlık yapan başka bir aile var mıdır bilmiyorum. Yani bizim için taraftar olmaktan öte aile gibi bir şey Altay...

Benim soyadım Erboy’u taşıyan babamın dedesi Talat Erboy, 1914 yılında Altay kurulurken ilk 11’de sahaya çıkan futbolculardan biridir. Takımın o kadar içindeyiz. İngiltere’de okurken ilk formasını getirip Altay’a renklerini veren adamdır. Şükrü Saraçoğlu’yla beraber futbol tüzüğünü yabancı dilden Türkçeye çeviren kişilerden biridir. Ayrıca Altay’ın ilk başkanıdır. Kuzeni de başkanlık yaptı, babam da 20 yıl kadar altyapı başkanlığı yaptı. Ben de liseye kadar kulübün içinde futbol oynadım. Yani bizim için taraftar olmaktan öte aile gibi bir şey Altay. Aileyle özdeşleşmiş bir şey. Türkiye’de dört nesildir hem futbol oynayan hem başkanlık yapan başka bir aile var mıdır bilmiyorum. Dört nesildir Altaylıyız.

Şampiyonluk maçına gidemedim. Hıçkıra hıçkıra ağladım o gün.

Sezon boyunca buruk geçti, maçları televizyondan takip ettik tabii. Bir de ben çalışıyordum şampiyonluk maçına gidemedim. Hıçkıra hıçkıra ağladım o gün. Hafta sonları genelde birinin evinde toplanıp maçları aile arasında birlikte izledik. Urla’da 6 ailenin bir arada olduğu bir sitede yaşıyoruz. Bahçeli evler tabii, öyle bir şansımız vardı. Pandemi olsa da hep beraber bir evde toplanıp 8-10 kişi maçları izleyebildik. 

Pandemiden dolayı kutlama yapamadık. Bizim Urla’da bir restoranımız var. 30 kişilik bir kutlama yapacağız. Şampiyonluk mangalı yapacağız beraber.

Futbolculara bu kadar yakın olmak, takımla birlikte olmak, maçtan önce birlikte başlayıp sonrasında kutlama yapmak en çok o duyguyu özledim. Yoksa televizyondan da izliyoruz maçları hatta daha kaliteli görüntüden ama onlarla birlikte olmak onlara dokunabilmek esas mesele.

 

Tansu Erdil - Sakaryasporlu, 27 yaşında, öğrenci

taraftar

Keşke Sakaryaspor’u daha erken keşfetseydim

Yaklaşık yedi yaşımdan beri televizyondan futbol izliyorum. Aslında Sakaryaspor’u geç keşfettim. Barcelona taraftarıydım. Şampiyonlar Ligi, İspanya ligi, kupa maçları vs… Barcelona’nın maçlarını kaçırmıyordum. Messi’yle ilgili 2010’dan beri bulabildiğim tüm haberleri biriktirdiğim bir dosyam var. 2015’te Twitter’da Sakaryaspor’la ilgili #HenüzÖlmedik başlığı altında tweetlere rastlayınca çok şaşırdım. Şehrin takımı olduğunu bilmiyordum ve zor durumda olduğunu öğrendim. Takımı desteklemek için önce tweetler atmaya başladım sonra da stada gitmeye... Bir daha da Sakaryaspor’un kendi evindeki maçlarını hiç kaçırmadım. Keşke Sakaryaspor’u daha erken keşfetseydim. Stada çoğunlukla yalnız gidiyordum, bazen de arkadaşlarımı götürüyordum.

Tribünlerde yağmurda, çamurda, karda, kışta maç izleyeceğim günleri iple çekiyorum.  

Münferit taraftarım diyebilirim. Maça tek başıma gidip tek başıma izliyorum. Tatangalar dediğimiz grup toplanıp stada gidiyor ve aynı yerde oturuyorlar. Herkesin maç öncesi ve sonrası için köftecisi vardır. Ama ben bir münferit olduğum için böyle aktivitelerim yok. Ben oyunu izlemeyi seviyorum. Stat benim ikinci evim. Tribünden maç izlemek çok farklı, çok başka bir şey! Bir kere her yere hakimsiniz. Tribünlere, insanlara, futbolculara, teknik heyete… Pozisyonları daha geniş açıdan takip ediyorsunuz. Saha evime çok yakın, ben antrenmanlara da gidiyordum, hatta yöneticilerle de antrenmanlara gittikçe tanıştım. Pandemide maçları internette bir site üzerinden tek başıma izledim ama hiç aynı tadı vermedi. Tribünlerde yağmurda, çamurda, karda, kışta maç izleyeceğim günleri iple çekiyorum. 


Yazının tamamı #GQyaz21 sayısında. 


Mabel Matiz Çağın Mutsuzluk Sebebine İşaret Ediyor

DERGİ KONULARI | Mabel Matiz Çağın Mutsuzluk Sebebine İşaret Ediyor

GQ Sonbahar 2021 Sayısında Neler Var?

DERGİ KONULARI | GQ Sonbahar 2021 Sayısında Neler Var?

Gezegen B Yok: Güney Afrika’dan Merhabalar

DERGİ KONULARI | Gezegen B Yok: Güney Afrika’dan Merhabalar

Yarattığımız Markalar Bizlerin Yansıması

DERGİ KONULARI | Yarattığımız Markalar Bizlerin Yansıması

Tarihin En Şanslı Sporseverleri miyiz?

DERGİ KONULARI | Tarihin En Şanslı Sporseverleri miyiz?

Ufuk Sarıca'nın Hedefi Hep Daha İlerisi

DERGİ KONULARI | Ufuk Sarıca'nın Hedefi Hep Daha İlerisi

Daha Fazla Göster