Diyetin adı Dukan

O, sağlıklı beslenme alanında kendi namıyla bir marka. Herkesin hakkında -doğru ya da yanlış- bir fikir sahibi olduğu Dukan Diyeti'ni bir de yaratıcısı, sağlıklı yaşam ve beslenme uzmanı Dr. Pierre Dukan'a sorduk...

31 Temmuz 2014

Diyetin adı Dukan


Dukan diyeti son yıllarda bir sağlıklı beslenme fenomeni haline dönüştü. Meraklı olanlara ve bu diyeti tanımayanlara, bunun ne tarz bir diyet olduğunu anlatabilir misiniz ?

Bu diyeti 1970-2000 yılları arasında oluşturdum. Tıbbi çalışmalarım sonrasında Fransa’nın en iyi hastanelerinde beslenme konusunda uzmanlaştım. O dönemde tüm beslenme “kalori hesapları” üzerine kuruluydu ve besinlerin hangi gruplara ait oldukları önemsenmiyordu. “100 kalori şeker, tereyağı ya da et aynı değerdedir” diyorduk. Ancak çalışmalarımda gözlemlediğim bu değildi. Özellikle düşük kalori diyetleri diye tanımlanan diyetler, acı veren sonuçlar yaratırken başarısızlığa ve yeniden kilo almaya götürüyordu.

Ben de hızlı bir şekilde kalori sisteminin yerine besin grupları sistemini kullanmaya başladım. Hergün hastalarımla çalışarak, onlara sorular sorarak, şunu gördüm ki onlara kilo aldıran ve onları hasta eden, şeker hastalığına, yüksek tansiyona ve kalp sorunlarına yol açan şey karbonhidratlar, kana hızla karışan şekerlerdi. Yağların sorumluluğu daha azdı ama kalorice zengin olmaları kilo almaya sebep oluyordu. Kilo almanın ve hastalıkların karşısında duran besinler ise protein oranı yüksek olanlar ve sebzelerdi.

Buna paralel olarak antropoloji çalışmalarım bana, 200 bin yıllık insanlık tarihinin 190 bin yılı boyunca insanın avcı ve toplayıcı olarak yaşadığını, yani protein ve sebzelerin peşinden gittiğini gösteriyordu. Fazla kilo, obezite ve şeker hastalığı fazla miktarda şeker ve yağ tüketiminden kaynaklandığı için de metodumu bunun tersi bir sistem üzerine kurdum: Şekerleri ve yağları azalttım. Zayıflama döneminde ciddi bir kesinti ve sonrasında yeniden kilo almamak için daha düşük düzeyde bir kesinti. Basitçe anlatmak gerekirse metodum 4 evreye ayrılıyor : ilk ikisi fazla kilodan kurtulmak, takip eden diğer iki evre ise öncelikle ilk dönemde, sonra da ömür boyu yeniden kilo almamak için.

Peki kadınlar tarafından sıkça tercih edilen Dukan Diyeti erkeklere de uygun mu?

Diyetim herkese uygundur hatta erkeklerde daha iyi sonuçlar vermekte. Bunun iki nedeni var. Birincisi, günümüz erkeğin hala avcı bir bireyin vücuduna, doğasına, yeteneklerine ve ağız tadına sahip olması, yani et ve balığı seviyor olması. Diğer neden ise daha fazla enerji yakmaya yarayan yoğun kas kütlesine sahip olması. Diyetlerini o kadar da düzgün takip etmeyen kocalarının kendilerinden daha fazla zayıfladığını söyleyip bu adaletsizlikten yakınan bayan hastalarım hiç de az değil. Onlara bu adaletsizliğin uzun vadede kadının lehine olduğunu çünkü erkeklerin ömrünün daha kısa olduğunu anlatıyorum.

Dukan diyetinin belki de en eleştirilen yanı fazla “Fransız” oluşu. Yemek kültürü farklı olan Türkler bu diyete uyum sağlayabilecek mi?

Diyetimin beslenme profilinde özellikle Fransız olan hiçbir unsur yok. Proteinler ve sebzeler her yerde olan besinlerdir. Bir Türk, tıpkı bir Fransız gibi dana eti, balık ya da domates, soğan ya da patlıcan tüketiyor. Fransızlar biftek olarak yerken Türkler şiş yapıp yiyebilir. Metodum 70’i protein zengini, 30’u sebze olmak üzere 100 temel besin üzerine kurulu. Tek fark hazırlama ve pişirme yöntemleri ile kullanılan aroma ve soslar. Metodumun ulaştığı her ülkede, her kültür ve gelenekte öncelikle bizler tarafından sonrasında da o ülkenin kadınları ve aşçıları tarafından yürütülen bir adaptasyon çalışması oluyor. Dana kıyma, domates ve patlıcan kullanarak dolma ya da musakka da yapabilirsiniz.

Yani pek sevdiğimiz kebaptan uzak kalmak da gerekmeyecek?

Hayır. Uzak durmayacağınız gibi yağ oranını düşürerek de serbestçe tüketebilirsiniz. Bu kesinti kebabın tadını da değiştirmeyecektir. Anlaşılması gereken şey, besinlerin en önemli zevk kaynaklarından biri olduğudur. Cinsellikle beraber seratonin salgılanmasını sağlayan en önemli kaynak. Bize binlerce yıldır besinlerin peşinden gitme ve onları kutsal görme gücünü ve isteğini veren de bu doyum ve zevk duygusudur. Ancak bugün işler çok ciddi ölçüde değişmiş durumda. Besinler artık nadir ve bulunması zor değil. Her yerde ve bolca buluyoruz. Yüksek şeker ve yağ oranı ile olağanüstü doyurucu oldukları kadar da tehlikeliler. Önceden yağ ve baldan yapılmış bir Türk tatlısı günlük hayatta ve bayramlarda tüketilirdi. Ancak bu tip besinler artık aşırı kilo ve şeker hastalığını önlemek için ara sıra tüketilmeli.

Başta kilo kaybedip sağlıklı kalarak gerçekçi hedefler belirlemenin yolları nedir ?

Gerçekçi kalmak için “normal” olan bir kilo değil kendine ait bir kilo belirlemek gerekli. Herkesin geçmişi, gen yapısı, aile içi alışkalıkları farklıdır.

Bu sebeple 11 kişiselleştirme parametresini baz alan ideal kilo dediğim konsepti yarattım. Her şeyden önce cinsiyet ve yaş faktörü devrede, çünkü erkek ve kadın yağların oynadığı rol konusunda tamemen farklıdır. Kadın yağlara, bir kadın vücudu oluşturmak ve sonrasında da anne olmak için ihtiyaç duyar. 18 yaşından itibaren her 10 yılda kadınlar 800 gram, erkekler 1.200 gram kilo almayı kabul etmek durumunda. Ayrıca ulaşılmış en yüksek ve en düşük kiloyu, yaşam boyunca genellikle sahip olunan kilo aralığını ve hedeflenen kiloyu da bilmek gerekiyor. Kalıtım, kemik yapısı, çocuk sayısı, takip edilen diyetlerin sayısı... Tüm bu parametreleri bir araya getirip bir hesap yapmak zor olduğundan, kullanması kolay bir algoritma yarattım ve internet siteme koydum. Kullanması ücretsiz. Bugün dünya çapında yaklaşık 10 milyon kişi bunu kullandı.

Önerdiğiniz beslenmenin sağlık açısından riskleri var mı ? Kimlerin bu diyeti yapmasını önermiyorsunuz?

Hayır yok. Özgürce et, balık, yoğurt ürünleri ve sebze tükettiğimiz bir zayıflama diyeti hiçbir risk taşımaz. Tek sınırımız hamilelik ve çocuklar. Çünkü gelişimin doğal olarak devam etmesini engellememeliyiz. Buna karşın 10 kilonun üzerinde bir kilo fazlası sağlığı tehdit ediyorsa ve böyle bir ihtiyaç durumunda diyet yapılmıyorsa, işte bu risk taşır. Erkeklerde risk daha fazladır çünkü erkek, karın bölgesine kilo alır ve bu kilo kalp, tansiyon ve hatta şeker hastalığı açısından daha zararlıdır.

Günümüzde obezite ve şeker hastalığının, aynı sebebe bağlı iki sorun olduğunu biliyoruz: insülin fazlası. Güçlü bir pankreası olanlar çok yağlı yiyerek obez oluyorken pankreası zayıf olanlar hem obez hem şeker hastası oluyor. Şeker hastalığı son 10 yılda Türkiye’de bir patlama yaşadı ve çocuklara kadar indi. Görme engellilerin %80’inin şeker hastası olduğunu, bacağını kaybedenlerinin %80’inin şeker hastası olduğunu, enfarktüs ve böbrek diyalizlerinin yarısının da şeker hastalığından ileri geldiğini unutmayın.

Sağlıklı bir besinin tüketilmesini ve kilo kaybetmeyi engelleyen başlıca sebep sizce nedir ?

40 yıllık deneyimlerime dayalı analizlerim ve bu soru üzerine yapılmış bütün çalışmalar üzerindeki incelemelerim beni şu sonuca ulaştırıyor: şu anki aşırı kilo salgını genetik sebeplere bağlı değil. Çünkü günümüzdeki Türk insanı atalarının genlerini koruyor. Savaş öncesi dönemde Türkiye’de aşırı kilo sorunu yoktu. Sayı birkaç bin civarındayken bugün 10 milyondan fazla şeker hastası ve bir o kadar da teşhis edilmemiş şeker hastası mevcut. Bu durum çok yeniyse sebebi, ekonomi, tüketim ve büyüme üzerine kurulu yeni yaşam tarzıdır. Bu yaşam tarzı, doğal gelişimi daha az destekliyor ve daha fazla yemeğe teşvik ediyor. Aynı zamanda şeker, beyaz un, unlu atıştırmalık besin ve gazlı içecek sağlayıcıları duyulara ve zevklere hitap eden besinleri çok düşük fiyatlara sunarken insanın doğal besinleri, hayvansal gıdalar ve sebzeler gittikçe pahalılaşıyor. Son olarak da bugünün insanının, dedesine oranla 3, büyük dedesine oranla 6 kat daha az enerji harcağını söylemek gerek.

İşte benim koyduğum tanı bu: zevke duyulan ihtiyaç ya da gittikçe daha hızlı ve stresli akan ve doğal modelden uzak bir hayata yemek yiyerek ayak uydurma yöntemi; zevk verici, aklı başından alan, beyindeki zevk merkezini uyaran, alkol, tütün ve uyuşturucu gibi maddelerden çok da farklı olmayan besinlerin sunulması.

Bu diyeti yapmaya cesaret edemeyenlere ne önerirsiniz ?

Çok güzel bir soru bu. “Doktor Bey, yıllar boyunca kilo aldım ve bunu düşünmemeye başladım. Her gün kendime bu kilo artışını durdurmayı denemek gerektiğini ya da harekete geçerek bir diyet yapmak gerektiğini söylüyorum. Ancak hiçbir şey değişmiyor. Son günlerde sebebini bilmediğim bir şekilde zayıflama isteği ve ihtiyacı beni harekete geçirdi. Gücüm olduğunu hissediyorum. Denemek istiyorum. Önüne gelecek her şeyi yıkmaya hazır bir dozer kullanıyor gibiyim.” diyen birçok hastam oluyor, özellikle de kadınlar. Bunu duyduğumda her şeyin olumlu seyredeceğini ve başarıya ulaşacağımızı biliyorum.

Kilo verme kararı olgunlaşan bir meyve gibidir. Olgunlaşınca kendiliğinden düşer. Ancak söz konusu, ciddi anlamda kilo vermesi gerektiğini kendine söyleyen bir insansa ve bu kişi bu kararı tek başına alıp yol haritası olmadan yola çıkıyorsa başarma şansı yok. Eğer bir metod izliyorsa, her şey metodun sunuluş şekline bağlı. Basit, etkili ve açlık hissettirmeden ilk etapta hızlıca kilo verdiriyorsa birçok kişi tarafından tercih edilebilir.

Ancak 2 kişiden 1’i başarmak için yardıma ihtiyaç duyuyor. Bu kişiler için internet üzerinde bir koçluk sistemi geliştirdim. Bu koçluk tamemen kişisel. Neden kilo alındığını ve diyetimi bu kişiye nasıl uyarlayacağımı gösterecek olan 80 soruluk bir anketle başlıyor. Ayrıca bu koçluk interaktif; yani her sabah, beslenme, fiziksel aktivite ve motivasyon desteği konusundaki ödevlerinizi size yolluyorum. Her akşam bana, bu ödevleri hangi ölçüde takip ettiğinizi, kilo verip vermediğinizi, kaçamak yapıp yapmadığınızı ve yaptıysanız miktarını, fiziksel aktivitelerinizi nasıl yaptığınızı, motivasyonun ve yoksunluk duygusunun ne aşamada olduğunu, gün boyu en çok canınızın çektiği besini yazmanızı istiyorum. 30 saniyede yapacağınız 7 tıklama ile bana bu raporu iletiyorsunuz ve cevaplarınızdan yola çıkarak ertesi günün ödevlerini hazırlıyorum. Bu günlük yardım ile elde edilen sonuçlar iki kat başarılı oluyor.