Geleceğin efendileri

Dünya değişiyor tamam da esas mesele kimin değiştirdiği. Zamanın ruhunu başarıyla okuyanlar gelecekteki on yılları şimdiden belirliyor. Buluşlar, fikirler muazzam fakat hemen atlamayalım, dezavantajlar da çok. Yaşayıp göreceğiz. Ama siz bir de önden görün.

14 Haziran 2013

Geleceğin efendileri


JENNIFER LAWRENCE

Tenis dünyasında ne yaşanıyorsa, bugün Hollywood’da tam tersi yaşanıyor. Sinemada dönemini domine eden erkek oyuncu yok ama Lawrence kadınların arasından tek başına sıyrıldı. Gelecek de onun.

YETENEK: Hiçbir süslü tanıma gerek yok: Saf yetenek. Kafa kağıdında 1990 yazan Jennifer Shrader Lawrence hangi rolü oynasa hakkını veriyor. Çıkış yaptığı Winter’s Bone’da Oscar’ı kaçırdı, Hunger Games’te bizi distopyaya inandırdı, Silver Linings Playbook’taysa kendini aştı ve bir de Oscar aldı. Meryl Streep 2.0’a dönüşecek ve ödül koleksiyonu evine sığmayacak.

TEHLİKE: Hiçbir tehlike yok. Belki canı sıkılıp oyunculuğu bırakması. O da sadece bizi üzer.

ANDREW SULLIVAN

Gelecekte haberler nasıl verilecek? Kimsenin hiçbir şeyi kestiremediği bu kaos ortamında en kıymetli “bağımsız” deney, blog yazarı Andrew Sullivan’dan geldi. Önce CV: 2000’de The Daily Dish’i (bugün The Dish) yazmaya başlayan Sullivan o denli kabul gördü ki, blog ilkin Time, sonra Atlantic, ardından da Daily Beast web sitelerine entegre edildi.

YETENEK: Sullivan ilginç bir karışım. ABD’ye yaşayan bir İngiliz, hak mücadelesini her mecrada yapan deklare bir eşcinsel, siyaseten muhafazakar. Bu sene kendi kanatlarıyla uçmaya karar verdi ve “tatmin edici” içerik sağlamak için The Dish’e bir abonelik sistemi getirdi. Ücret yıllık 19.99 veya ayda 1.99 dolar. Buna rağmen abone olmayanlar da içeriğin önemli bir kısmını görüntüleyebiliyor. The Dish kısa sürede para toplamayı başardı. Sullivan’ın bir yıllık masraf olarak belirlediği 900 bin doların 700 bini cepte.

TEHLİKE: Şu an herkes Sullivan’ı izliyor. Başarı sağlarsa, birçok saygın blog aboneliğe gidecek ve gazetelerin para toplama becerisi daha da azalacak. Bu ortamda düzgün içerik hepten yok olabilir.

PERRY CHEN

Memlekette crowdsourcing sözcüğüne temiz bir karşılık halen bulamadık. Ama Perry Chen’in elbirliğiyle para toplayarak bağımsız projelere destek atma sitesi Kickstarter çoktan aldı yürüdü.

YETENEK: Bir önceki kuşağın sevdası “Herkesten 1 dolar toplasam neden zengin olmayayım”dı. Perry Chen bu sevdanın internet ortamında mümkün olduğunu gören adam. Açın Kickstarter’ı, verin herkese 1’er dolar, işler yürüsün. Siz de bir-iki hediyelikten nasiplenin. Artık her koyun kendi bacağından asılıyor.

TEHLİKE: Tam da bu: Artık her koyun kendi bacağından asılıyor. Sorun şu ki, büyük oyuncular da meselenin farkına varıp devreye girmeye başladı. Scrubs yıldızı, multimilyoner Zach Braff yeni film çekeceğim diye Kickstarter’da 2 milyon dolar topladı. Onların reklam yapması daha kolay, bağımsızlar ne olacak?


SCOOTER BRAUN

Üniversitede parti düzenleyen çocuktu. Şimdi bütün dünyayı eğlendiriyor. Raymond Braun Media Group ve Schoolboy Records isimli iki plak şirketiyle, alanın devlerini dize getirdi.

YETENEK: İki isim sıralayalım, yeter: Justin Bieber ve PSY. Onları bütün dünya dinliyor mu, dinliyor ama tek başlarına yükseldiklerini sanmayın. 1981 doğumlu yetenek kaşifi Braun, yaşadığı dünyanın bütün kodlarının farkında. Parti işinden gelmesi, onu mükemmel bir radar haline getirdi. Kimin neye tepki gösterdiğini isabetle ölçüyor. Piyasaya sürdüğü isimlerden çuvallayan yok.

TEHLİKE: YouTube standardı. Bulduğu yetenekler kitlelerin önünde gidenler değil. Tıpkı bir partinin yükselip düştüğü anlardaki gibi, dönemin ihtiyaçlarına cevap veren isimler. Gelecekte Braun metotları etkili olacaksa, öncü sanatçıları unutabilirsiniz.

ARNON GRUNBERG

Hollanda’nın bir numaralı yazarı, araştırmacı gazeteci, düşünür, salon insanı. Romanları onlarca dile çevrildi.

YETENEK: 1971 doğumlu ve ülkesinde her güncel konuda ağzına bakılıyor. Hollanda’nın en etkili gazetesi Volkskrant, başyazıyı ona emanet etti. Grunberg’in bu alana getirdiği yenilik muazzam. Başyazılar dipnot şeklinde, beş-on vurucu cümleden ibaret. Daha fazla söze gerek olmadığını düşünüyor. Didaktik değil, iddiacı hiç değil. Pratik. Hızlı. Ağız ishali yazarlar çağında geleceğin aydın profilini o şekillendiriyor. İster edebiyat, ister gazetecilik, ister düşün dünyasında eline aldığı konuyu beş dakikada bitirip öteki tarafa geçiyor.

TEHLİKE: Bu model, sadece üstün bir yazı kapasitesi için geçerli. Grunberg’in ardından geleceklerin çoğu, her yerde olduğu gibi vasatlığa mahkum; üstelik yok yere birden fazla alanı kaplayacaklar.

STEVE LEE

Fiyakalı bir işi var. Google Glass’ı ilk takıp dolaşan oydu. Ürün popülerleştikçe Lee’yi daha çok etrafta göreceğiz. Yani pek yakında.

YETENEK: Havalı gözlük (İleride dönüp bakınca belki çok ilkel görünecek) Google Glass, geleceği yönlendirecek birçok projenin (mesela şoförsüz araba) denendiği laboratuar Google X’ten çıktı. Dr. Moreau’nun Adası kıvamındaki, konumu bilinmeyen laboratuarın çalışanlarından Lee, bu projenin yüzü. Gözlük tutarsa, bu yüz bir döneme damgasını vuracak.

TEHLİKE: Bilgisayarı kafaya takıp gezmek saçma gelebilir ama bunu geçelim bir kalem. Sonuçta her şeye alışıyoruz. Peki gözlük yaygınlaştığında ve tek bir göz kırpmayla fotoğraf çekip video kaydetmeye başladığımızda röntgen ve mahremiyet meselelerini ne yapacağız?

Yazının devamı ve daha fazlası GQ Türkiye Haziran sayısında ve GQ Türkiye iPad edisyonunda...