Caoilfhionn Dunne, Róisín Gallagher ve Sinéad Keenan, How to Get to Heaven from Belfast dizisinde. Fotoğraf: Netflix
GQ’da çalışmanın kelimenin tam anlamıyla bir parçası, dayanabildiğimiz kadar çok televizyon izlemek. Büyük bir fedakârlık, ama yapmaya hazırız. Buna rağmen, Netflix’in her yıl ortaya boca ettiği her şeyi bitirmekte biz bile zorlanıyoruz. Ve dürüst olalım: büyük bir kısmı vasat. Hatta çoğu, vasat olduğunun da farkında. Bazen bu vasatlık “iyi bir vasatlık” oluyor; ne izlediğini biliyorsun, biraz saçma, biraz ucuz ama kafayı kapatıp eğlenmelik. Yine de… vasat.
Aşağıda bir araya getirdiğimiz liste ise bu tanıma pek uymuyor. Elbette henüz bu dizilerin hiçbirini izlemiş değiliz — Netflix genelde bu kadar erken ön izleme yapmaz — ama kâğıt üzerinde hepsi fazlasıyla umut verici duruyor. Derry Girls’ün yaratıcısından yeni bir dizi mi? Şerefe. Beef’in ikinci sezonu mu? Ocaklar yanıyor. Black Doves’la bir tur daha mı? Buyurun, queer casuslar!

Derry Girls’ün yaratıcısı Lisa McGee’den yeni bir dizi. Roísín Gallagher’ın canlandırdığı Saoirse, Sinéad Keenan’ın Robyn’i ve Caoilfhionn Dunne’ın Dara’sı, eski okul arkadaşları olarak, arkadaşlarının zamansız ölümü sonrası İrlanda’ya geri dönüyor. McGee diziyi “en sevdiğim iki türün, gizem ve komedinin bir karışımı” olarak tanımlıyor. Yani Knives Out sevenler için tam anlamıyla keyifli bir iş. (Daniel Craig’in güney aksanını çıkarın, yerine gerçek İrlanda aksanlarını koyun.) Derry Girls hayranlarını daha da heyecanlandıracak detay ise şu: dizinin arkasında yalnızca McGee yok; kült Channel 4 komedisinin yaratıcı ekibi de yeniden bir araya gelmiş durumda.

Basit bir trafik kazasıyla başlayan hikâye, Steven Yeun’ın Danny Cho’su ile Ali Wong’un Amy Lau’su arasında acımasız bir rekabete dönüşmüştü. Şimdi Beef çıtayı daha da yükseltiyor. Nisan ayında gelecek ikinci sezon, Letterboxd tayfasının ağzını sulandıracak bir kadroya sahip: Oscar Isaac, Carey Mulligan, Charles Melton, Cailee Spaeny ve Minari’den Youn Yuh-jung. Sinirler kısa sürede yine gerilecek. İlk sezonu bu kadar net bir kapanışla biten bir dizinin nasıl devam edebileceğini merak ediyorsanız, cevap basit: Beef artık bir antoloji. Netflix’in onayladığı her yeni sezonda, yine küçük öfkelere odaklanan ama tamamen yeni bir hikâye anlatılacak.

Çinli bilimkurgu serisi Remembrance of Earth’s Past’ten uyarlanan bu zihin açıcı epik, Game of Thrones’un yaratıcıları Benioff ve Weiss’in Westeros sonrası ilk televizyon işi oldu. (Bu projede onlara True Blood’dan Alexander Woo da eşlik etti.) Hikâyeyi kısaca özetlemek gerekirse — ki bu hiç kolay değil — fizik kurallarına meydan okuyan küresel olaylar ve bilim insanları arasındaki esrarengiz intiharlar sonrası, kötü niyetli bir uzaylı ırkı dünyayı… 400 yıl sonra ele geçireceğini ilan ediyor. Kulağa tuhaf geliyor mu? Evet. Takip etmesi zor mu? Zaman zaman. Arka planda oynatılıp TikTok kaydırmalık bir dizi değil bu. Ama ilk sezon son derece sürükleyiciydi ve kitabı okumamış olan bizler, hikâyenin nereye gideceğini merakla bekliyoruz.

The Lazarus Project’in yaratıcısı Joe Barton imzalı Black Doves, nadir rastlanan türden bir diziydi: hem kolay izlenen hem de içi dolu. Queer ve kamp tonları olan, tempolu bir suikast gerilimi. Ben Whishaw, Sam Young adlı tetikçiyi canlandırıyor; görevi ise Keira Knightley’nin oynadığı, İngiliz devletinin merkezine kocasının konumu sayesinde sızmış ajan Helen Webb’i korumak. Dizi Noel döneminde geçtiği için işin içinde bolca yılbaşı havası, şıklık ve ihtişam da vardı. İkinci sezon, Sam ve Helen’ın hikâyesini sürdürmeye hazırlanıyor ve yıl içinde gelmesi bekleniyor.

Son yılların en hoş sürprizlerinden biri The Gentlemen’ın ilk sezonuydu. Açıkçası kâğıt üzerinde pek mantıklı durmuyordu. Gerçekten bir Guy Ritchie B-filminin dizi uyarlamasına ihtiyacımız var mıydı? İçerik bataklığı o kadar mı derinleşti ki artık bir “Ritchie Sinematik Evreni” bile mi var? Ama susuyoruz, çünkü dizi büyük ihtimalle uyarlandığı filmden daha iyiydi. Ritchie’nin şiddet sevgisini, çizgi filmvari karakterlerle ve son derece adanmış bir oyuncu kadrosuyla birleştirdi. Theo James ve Kaya Scodelario’nun ikinci sezonda geri dönmesi bekleniyor; Glass ailesinin esrar imparatorluğunun daha da büyümesini izleyeceğiz gibi duruyor.
Stranger Things’in finali herkesi memnun etmemiş olabilir, ama gözler hâlâ Duffer Kardeşler’in üzerinde. Yaratıcı anlamda sınırlı katkıları olsa da — yapımcı olarak yer alıyorlar — Upside Down Pictures imzalı bu proje şimdiden dikkat çekiyor. Haley Z. Boston tarafından yaratılan korku-dram, Daisy Jones & The Six’ten Camila Morrone ile The White Lotus ikinci sezondan Adam DiMarco’yu, düğünlerine giden süreçte felaketle yüzleşen nişanlı bir çift olarak bir araya getiriyor. Boston’ın geçmişinde Brand New Cherry Flavour ve Guillermo del Toro’nun Cabinet of Curiosities’i var. Yani tür açısından emin ellerdesiniz.
I Love LA’in başarısının ardından ve Charli XCX’in meta-belgeseli The Moment’ta yer almaya hazırlanan Rachel Sennott, bu kez Dan Levy ile güçlerini birleştiriyor. İkilinin birlikte yazdığı Big Mistakes’te Sennott kamera önünde olmayacak. Levy, Taylor Ortega ve Laurie Metcalf’le birlikte rol alıyor. Dizi, Tudum’a göre, “organize suç dünyasına şantaj yoluyla sürüklenen” iki kardeşi konu alan bir “aile suç komedisi.” Kulağa kaotik geliyor ve evet, muhtemelen öyle olacak.
BU İÇERİK İLK OLARAK BRITISH GQ WEB SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR.