Dolce & Gabbana Erkek Sonbahar-Kış 2026, Getty Images
Dolce & Gabbana’nın hikâyesi nedir? İtalyan taşkınlığı ve kendinden emin bir sensualiteyle özdeşleşen Dolce & Gabbana, çağdaş lüks dünyasının en kolay ayırt edilen moda evlerinden biri hâline gelmiştir. Dolce & Gabbana’nın yaratıcılarının ardında, markanın kurucu ikilisi olan Domenico Dolce ve Stefano Gabbana bulunur. Zamanla Dolce & Gabbana çifti olarak anılan bu ikilinin hem kişisel hem de yaratıcı ilişkisi, en başından itibaren markanın kimliğini beslemiştir. Milano ile Sicilya arasında şekillenen Dolce & Gabbana’nın kökeni, kültürel, zanaatkârlığa dayalı ve popüler referanslarla zengin bir hayal dünyasına yaslanır. Bilinçli biçimde sade tutulan Dolce & Gabbana logosunda da görüldüğü gibi, marka biçimsel disiplin ile görsel ihtişam arasında sürekli bir karşıtlık iddiası taşır. Evreni yalnızca giyimle sınırlı değildir; Dolce & Gabbana parfümleri başta olmak üzere farklı alanlara da uzanır. İşte, birkaç yoğun başlık altında Dolce & Gabbana moda evinin hikâyesi.

Domenico Dolce ve Stefano Gabbana, 1980’li yıllarda. © Mondadori Portfolio / Getty Images
1985 yılında, Dolce & Gabbana Milano’da doğar. Sicilya’daki aile atölyesinde terzilik eğitimi almış Domenico Dolce ile grafik tasarım kökenli Stefano Gabbana, birlikte kendi isimlerini taşıyan bu moda evini kurar. Kısa bir süre sonra Milano Moda Haftası’nda sunulan ilk kadın koleksiyonları, güçlü bir estetik dilin temellerini atar. İtalyan Yeni Gerçekçi sinemasından, Güney İtalya’nın popüler kültüründen ve iç giyim dünyasından beslenen; iddialı, bedensel ve Akdenizli bir kadınlık anlayışı öne çıkar. O dönemde hâkim olan minimalizmin aksine, ikili anlatı gücü yüksek ve duyusal bir modayı savunur; elbise adeta kimliksel bir manifesto hâline gelir. Kısa sürede Dolce & Gabbana, İtalyan moda sahnesinin en umut vadeden evlerinden biri olarak kabul görür.
1990’lı yıllar, markanın küresel sahnedeki hızlı yükselişine tanıklık eder. Korse detayları, yapılandırılmış siyah elbiseler, hayvan desenleri, danteller ve dini referanslar, Dolce & Gabbana’nın ayırt edici imzaları hâline gelir. Derin biçimde İtalyan hayal dünyasına kök salan bu estetik, uluslararası pop kültürünü de etkisi altına alır. Madonna, sahnede ve günlük gardırobunda markayı benimserken, Monica Bellucci gibi ilham perileri Dolce’un savunduğu kadın idealini somutlaştırır. Aynı dönemde marka hızla büyür; erkek koleksiyonları, aksesuarlar ve parfümler piyasaya sürülür. Dolce & Gabbana böylece küreselleşmiş lüksün temel aktörlerinden biri hâline gelir.

Hâlâ bağımsız olan ve kurucularının mülkiyetinde bulunan Dolce & Gabbana, günümüzde lüks dünyasında kendine özgü bir yer işgal eder. Moda evi, Alta Moda, Alta Sartoria ve Alta Gioielleria gibi özel koleksiyonlar aracılığıyla İtalyan zanaatkârlığına olan bağlılığını her zamankinden daha güçlü biçimde vurgular. Bu koleksiyonlar, el işçiliğinin ve İtalyan kültürel mirasının gerçek birer kutlaması niteliğindedir. Estetiği bilinçli olarak ihtişamlı ve teatral kalmaya devam etse de, Dolce & Gabbana anlatı gücü ve gösteri anlayışıyla çağdaş modayı etkilemeyi sürdürmektedir.
BU İÇERİK İLK OLARAK GQ FRANCE WEB SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR.