Wellness

Değişmek Zamanıdır Şimdi

Takvimdeki yılın rakamı, ay, gün ismi değişimi çoğu zaman bahane olabilir. Ama değişim iyidir. Köklerimize baktığımız sayıdan, yazarımız Begüm Başoğlu değişebilmek için üstüne düşünmemiz gerekenleri yazdı.

20-12/27/photo-of-man-doing-handstand-on-desert-2404368-1609091170.jpg

 

“Olabileceğiniz şeyi olmak için asla geç değildir.”

 

George Eliot’a -başka bir deyişle yazdıklarının ciddiye alınması için kendine bir erkek ismi seçen Mary Ann Evans’a- atfedilen bu sözün bu denli tutulmasının ardında şüphesiz, değişim arzusundaki milyarlar yatar. İşin ironik yanı, buna bu denli gönüllü olan bizler, onu hayata geçirmede çoğu zaman sınıfta kalırız. Bu üç basit adımın size rehberlik ederek, arzu ettiğiniz değişime ulaştırması dileğiyle.

 

 

  • Kök salmış olumsuz düşüncelerinizi ayıklayın. 

 

Kelimelerin muazzam gücünün farkına varmak belki de değişimin esas ve bir o kadar da kolay yolu. Ağzımızdan çıkan hatta bazen yalnızca zihnimizden geçen olumsuz kelimeleri olumlularıyla değiş tokuş ettiğimizde ortaya çıkan sonuç etkileyici. Mümkün olsaydı, ilk fırsatta geride bırakmak isteyeceğimiz ne kadar özelliğimiz varsa, her defasında ezbere sarf ettiğimiz kelimelerle onları güçlendiriyoruz. Bu olumsuz tanımlar kimi zaman bir huyumuzu, kimi zaman herhangi bir alandaki yeteneksizliğimizi ya da negatif gelecek senaryolarını besliyor olabilir. 

Temiz bir zihinle uzaktan kendimize bakalım. Belki de zannettiğimiz kadar ‘zayıf değildir hafızamız’, ya da ‘erteleme huyumuz’ pekala hanemizden kolayca silinecek kötü bir kanaat notudur. Bu etiketleri yapıştırırken kendimize, kimi zaman köklerimizin ağır yükünü taşıdığımızı da fark ederiz. Şundan, bundan bize geçtiğine ve değiştirilemeyeceğine inandığımız huylar, bugün içinde bulunduğumuz duygu durumunu meşru kılacak yetiştirilme sorunlarımız... Bunları kibarca geri çevirme şansımızın pekâlâ var olduğunu anlasak? Gece kulübünün forslu müdavimlerine bu defa ‘yerimiz olmadığını’ söyleyerek onları kapıdan geri çevirsek? Yaka paça dışarı atarak değil, kibarca açıklayarak. 

Ya da tam tersi, köklerimizle bugüne dek kurduğumuz cılız ilişki, ya o kayıp puzzle parçasını içinde barındırıyorsa? Ya bizi dünyaya getirenlerin veya onları getirenlerin naif bir hayalinde saklıysa? Oraları deştiğimizde, geceleri ansızın üstümüze çöken yalnızlık hissinin kaybolup gideceğini görmek belki de mümkün olacak. 

Bu hayatta istediklerimiz söz konusu olduğunda da fiilleri olumlu kurmaya bakalım. Ne hayallerimizin önüne engel olarak gördüklerimizi koyalım, ne de kaçındıklarımızı söyleyip duralım. Her ikisi de o durumları güçlendirmekten başka bir işe yaramıyor. Bir deneyelim, bir şey söylemeden önce, o olumsuz fiilin üzerini çizip yerine başka bir şey koyabiliyor muyuz? 

 

 

  • Toprağı havalandırın.

 

Etrafımızdaki her şeye yeniden yaşam vermek, değişimin belki de en heyecan verici adımlarından. Yaşam alanlarımıza, ilişkilerimize, yaptığımız işlere, hepsine taze bir gözle bakalım. Eşyalardan başlayalım mesela. Artık işimize yaramayan ya da tam tersi işimize çok yarayacağı halde göz ardı ettiklerimizi keşfedelim. Yıllar önce bir hevesle aldığımız o fotoğraf makinesini bugün kullanalım, bir seneden uzundur giymeye elimizin gitmediği o ayakkabıları bugün ihtiyacı olan birine verelim. Tozlanmış ilişkilerimize bakalım. O uzun zamandır ‘görüşelim’lerle bir köşede bıraktığımız dostluğu bugün elimize alıp parlatalım, ses verelim, ses duyalım. Bizi saran hiçbir şeyin çürümesine, tozlanmasına izin vermeyelim. 

 

 

  • Harekete geçin.

 

Bir önceki maddeden de hareketle artık ‘yapalım’. Ne çok şey okuyor, dinliyoruz farkında mısınız? Ve günler, yıllar geçiyor. Tüm bu besleyici bilgilere karşı değilim, zira ben de yazdıklarımla, anlattıklarımla bu çarkın bir parçasıyım. Ancak şiddetle bir noktada durup, harekete geçmek gerektiğine inanıyorum. Ben de bu tuzaklara düşmüyor değilim, o ‘bir gün’ü bekleyip. Hani var ya, her zamankinden çok daha uygun koşulları olacak olan o gün. Bize kıs kıs gülen. 

Gözünüzde büyüyorsa sizi amacınıza ulaştıracak olan o upuzun yol, onu parçalara bölün. Molalar alın, ama her gün kısa da olsa ilerleyin. Her noktanın ulaşılabileceğine, her şeyin yapılabileceğine dair inancınızı asla yitirmeden. 

İçinden geçtiğimiz bu zor günlerde belki öncelikleriniz, belki amaçlarınız değişti. Belki başınıza gelen sıkıntılı meselelerle karanlık tünellere daldınız. O zamanlarda gözünüzün önüne bir ağacı getirin. Ancak kökleri çok sağlam olduğunda gökyüzüne kafa tutabilir. İşte siz de bütün o zorluklarla, daha da köklendiğinizi fark edin. Kendinizi daha çok anlamaya çalışın. Başınıza gelenlerle nasıl farklı biri olduğunuzu, geliştiğinizi. Dünyanızın neye evrildiğini. İşte o zaman değişimin ne muazzam bir sihir olduğuna tanık olacaksınız.

 

Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Ve bu, başınıza gelen en iyi şey olacak.

Bu yazı Sonbahar 2020 sayısında yayınlanmıştır. 

GQ Denge'nin ilk sayısını buradan satın alabilirsin. 

İlgili Başlıklar
Daha Fazlası