Efsane Film Replikleri

Bir film seyrettim, bütün hayatım değişti... Onlar değiştirdi. Don Corleone’nin oğluna verdiği öğüt, Yeşilçam’ın bir numaralı “loser”ı Ofsayt Osman, Tatar Ramazan’ımız... Halen konuşuyor, halen geyiğini yapıyorsak sebebi var: Onlar birer efsane!

21 Şubat 2016

Efsane Film Replikleri
Bu da mı gol değil?

Yeşilçam’ın bir numaralı “loser”ı Ofsayt Osman (Sadri Alışık) mahkemede başına gelen talihsiz olaylar serisini, kendisinin bir can kurtarmaya çalışırken nasıl oyuna getirildiğini anlatıyor. Dünyanın en yanlış çalınan ofsaytını, en namussuzca çekilen bayrağını, iptal edilen en güzel golünü Türkiye sinemasının insanı en çok perişan eden sahnelerinden birinde anlatırken döktürüyor Alışık. Dilediğiniz kadar seyredin, “erkekler ağlamaz” klişesine ister inanın ister inanmayın; bu ofsayt ağlama garantili! Tek bir cümleye sıkıştırmayalım, Osman’ın konuşmasının finalini tekrar yaşayalım: “Hepiniz hakem olun abiler. Ya bu maç be, tıpkı bir maç, hayat sahasında oynanıyor, oyuncusu da bizleriz, topumuz da namusumuz, vicdanımız, insanlığımız. Ben Osman. Ofsayt Osman. Söyleyin be, Allah rızası için söyleyin be, gene mi atamadım golü? Bu da mı gol değil be?” Gol güzel kardeşim Osman, gol. Üstelik bu defa sadece hakem değil hakim bile veriyor golü!

Benim adım Tatar Ramazan, ben bu oyunu bozarım!

Eloğlunun insandan bozma, mutanttan olma süper kahramanları var; bizim Tatar Ramazan’ımız... Ama söyleyin, hangi süperin bu kadar süper repliği var? Adaletin olmadığı yerde, yani tüm dünyada, Tatar’ın, Kadir İnanır’ın ağzından cezaevi müdürüne karşı söylediği bu lafı ödünç alabilirsiniz: “Ben bu oyunu bozarım!” Harbiden bozuyor da üstelik.

Bu dünyanın bütün günahları bana mı yazılacak ulan!

Adam kötü, adam zalim, tamam da... Yine de bir zalimin bu kadar içten haykırışı ancak Türkiye’de mümkün olabilirdi. Salkım Hanım’ın Taneleri filminin baş kötüsü Durmuş’a (Zafer Algöz muhteşem oynuyor) kendi zulmü bile ağır gelmiş, haykırıyor: “Bu dünyanın bütün günahları bana mı yazılacak ulan!” Karar seyircinin...

İstanbul ne tarafta ağalar?

Komik değil. Hiçbir zaman da komik olmayacak ama gerçek. Hem de bir komedi filminde, absürt sinemanın kralı Arabesk’te... Ertem Eğilmez’in son eserinde Müjde Ar’ın repliği, baştan sona dram. Kamyoncunun tecavüzünden kaçan Müjde Ar, üzerinde gelinliğiyle yol üstündeki bir kahveye girip sorar: “Beyler ağalar, İstanbul ne tarafta?” Erkekler arsız arsız hep birden hem de uçkurlarını çözerek ayaklanır: “Gösterelim anam!” Sahne biter. Bu sahnenin gerçekten de gerçek anı, bütün kafalar Müjde Ar’a dönmüşken, bir erkeğin düşünce balonunun sese kavuşmasıdır: “Karı!” Halen de aynı noktadayız maalesef.

Geri döneceğim

Sadece bir temenni değil, aynı zamanda bir intikam yemini. Bir yandan da kavuşma arzusu... Aynı kısacık cümleye bu kadar anlam sıkışır mı? Olacak şey değil. Hem de popüler bir bilimkurguda. Hem de bir robotun ağzından. Ama olmuş işte. Önce Terminator serisinin birincisinde, sonra ikincisinde, derken cılkını çıkarmak pahasına hepsinde kullanıldı. Ama afili olanı Arnold’ın söylediği tabii. Üstelik biliyorsunuz, sözünü tutuyor. Her defasında geri dönüyor.

Dinle, kim sana Barzini’yle buluşalım diye gelirse, hain odur; bunu unutma!

Don Corleone (Marlon Brando), oğlu Michael’a (Al Pacino) hayatının öğüdünü veriyor. Michael, babası öldükten sonra bu öğüt sayesinde hayatta kalıyor ve ailenin başına gerçekten geçebiliyor. Mesele şu: Bir adam düşünün, girdisine çıktısına aldanmadan bütün bir âlemin fotoğrafını çekmiş, iki saniyede oğlunun önüne koymuş. Filmin isminin Baba olmasının birden çok anlamı var: Don Corleone öncelikle kendi oğlunun babası!