Hızlı Yaşayanlar: Bulut Reyhanoğlu

Başlığın Rock'n Roll çağrışımları sizi başka yerlere götürmesin; hızı hayatının tam ortasına yerleştirerek az zamanda çok yol kateden sekiz adamın hikayesini anlatacağız size.. Yedinci isim yapımcı Bulut Reyhanoğlu.

25 Ağustos 2018

Hızlı Yaşayanlar: Bulut Reyhanoğlu

Kendimi bilgisayar başında peş peşe kısa film izlerken bulduğumda, bundan önce en son ne zaman kısa film izlediğimi hatırlamıyordum bile. Gümüşhane’de yaşayan görme engelli iki kardeşin hikayesini anlatan kısa belgeselin ardından, Can Evrenol’un uzun metrajlı versiyonunu da çektiği kısa filmi Baskın’a geçiyorum; bir yandan da animasyon kategorisi altındaki filmlere göz atmayı planlıyorum. Sinemayla arasını ezelden beri sıcak tutan biri olarak, kısa filmlerden neden bu zamana kadar uzak kaldığımı düşününce ilgimi çekebilecek yapımlarla kolayca buluşmamı sağlayacak bir platformun eksikliğini sorumlu tutuyorum. Bugünkü kısa film maratonumun sebebi ise Bulut Reyhanoğlu’nun kurduğu çevrimiçi kısa film platformu Short by Short.

Reyhanoğlu, Short by Short’u “yönetmen arayışından çıkan bir proje” olarak tanımlıyor. Aslında tekstil ihracatçısı olan Reyhanoğlu, sinema sektöründe yeni bir isim. Arkadaşları Caner Alper ve Mehmet Binay’ın yönettiği uzun metrajlı filmler Zenne ve Çekmeceler vesilesiyle profesyonel olarak sinemayla ilgilenmeye başlamış. Zaten iyi bir seyirci olan Reyhanoğlu, yapımcılarından biri olduğu bu filmlerle beraber sinemanın cazibesine kapılmış. Yurtiçindeki ve yurtdışındaki film festivallerini gezerken bir yandan da sinemayla ilgili ne yapabileceğini düşünmeye başladığını söylüyor. “Bir filmin nasıl yapıldığını, masaya gelmeden aslında bitmiş olması gerektiğini öğrendim. Bu dünyanın içine girdikçe olay ne üretebileceğime döndü.”

“Türkiye’den yeni bir yönetmen çıkarmak, yeni bir ses duyurmak istiyordum” diyor. “Yönetmen arayışında nereden ve kimi bulabileceğimi bilmediğim için böyle bir kısa film sitesi kurayım, yönetmenler buraya başvursun, filmlerini seyredeyim, kiminle uyuşabilirsek onunla çalışırım dedim.” Sitenin teknik altyapısı için çalışırken fikrini, kısa film kumbarası işlevi görecek bir platforma dönüştürmeye karar vermiş. “Kısa filmcilerin festivallerden ve kendi kanallarından başka tanıtım yapabilecekleri bir alanları olmadığını gördüm. Uzun metraj yönetmenlerine bir şekilde ulaşabiliyorsunuz ama kısa film yönetmenlerine ulaşma imkanı çok az. Başka ne yapabilirim diye düşündüm. Yapımcı olarak kalmak istemedim, sinemayla ilgili bir şey yapmak istedim.”

Short by Short, sadece kısa film üreten sinemacıları tek çatı altında toplayan bir yer işlevi görmüyor. Site aynı zamanda YouTube çukuruna düşmeyi hobi haline getirenleri, dizi maratoncularını ve her türlü sinefili mest edecek bir kütüphane. “Sokaktaki insan kısa film seyretsin, o yönetmenlerin hayranları olsun” diyerek hedefini özetliyor Reyhanoğlu. Kısa film yönetmenleri burada sadece izleyici bulmakla kalmıyor, kendilerini ve meziyetlerini gösterebilecekleri bir çeşit portfolyo yaratıyorlar.

Reyhanoğlu’na göre Türkiye’de ve tüm dünyada bir gün gelecek ve kısa filmler çok daha fazla izlenecek. “Sinemayla ilgili olduğum halde, koştururken seyrettiğim film sayısı çok azalıyor. Film seyretmek için ancak özel bir zaman yaratmam lazım ama 10 dakika içinde bir kısa film seyredebiliyorum. Hızlı bir çağdayız ve yaşam daha da hızlanıyor.” Short by Short sitesinde yazdığı gibi Reyhanoğlu, geleceğin ünlü yönetmenlerinin önce kısa filmleriyle internete damgalarını vuracağına inanıyor ve ekliyor “Ama aynı zamanda böyle bir kısa film, dünyada pazar olarak daha büyük bir yere sahip olacak.”

“Diğer ülkelerde ciddi bir sektör kısa film. Türkiye’de ise kimi zaman atlama tahtası olarak görülüyor. Ben de diyorum ki, hayır, bu bir atlama tahtası değil. Uzun metraj çeken yönetmenler de kısa film çekebilirler. Sadece bir şekilde alıcı bulmamız, duyuru yapmamız lazım.” Kısa filmlere değer kazandırmanın yolunun seyirci toplamaktan geçtiğini düşünüyor. “Ancak o zaman bunun pazarda bir karşılığı olacak.” Pazarda başarıya ulaşmak da, Bulut Reyhanoğlu’nun iş hayatı deneyimlerine uygun bir hedef. “Ben sanat yapmıyorum. İş hayatında ürünü alıp müşteriye teslim ediyordum. Burada da yapılmış bir ürünü dışarıya teslim ediyorum.”

Short by Short, şu an için Türkiye’den kısa film yönetmenlerini bir çatı altında toplamayı amaçlasa da, uzun vadeli hedef uluslararası bir platforma dönüşmek. Yurtdışındaki festivallere Short by Short kısa film bölümleriyle katılmak istiyorlar. “Bunu yurtdışındaki yönetmenlerle de yapabiliriz ama benim hedefim buradaki kişilere destek bulabilmek, onları tanıtmak.”

Reyhanoğlu’nun projesine benzer bir platformun bugüne kadar kurulmamış olması, şaşırtıcı bir durum aslında. Bir gecede ünlenmenin, başkalarına kolayca ulaşmanın mümkün olduğu internet çağında yaşıyoruz ne de olsa. Ama Reyhanoğlu’nun dediğine göre Short by Short’un dünya çapında tam anlamıyla bir karşılığı yok. Bunun en büyük sebeplerinden biri de,  platformun özgün yapısı. “Buradan para kazanmak derdiyle yola çıkmadık” diyor Reyhanoğlu. “Bir festival gibi seçici kurulu da olsun istemiyorum. Seyircisi olan, kısa film özellikleri taşıyan, yasal prosedürlerini yerine getiren her türlü filmi yayınlıyoruz.”

Bu da, amatör ve profesyonel ayrımı yapılmadığı anlamına geliyor. İlk kez kamerayı eline alanlara da, festivallerde boy gösteren sinemacılara da kapıları açık. “Tek başınıza her şeyi yapabilirsiniz; cep telefonuyla da film çekebilirsiniz. Hiç olmadı evinizde annenize babanıza seyrettirirsiniz, onlar da seyircidir.” Reyhanoğlu, her filmin mutlaka bir seyircisi olduğuna inanıyor. Short by Short da, doğru seyirciyle doğru kısa filmi buluşturan bir çöpçatan aslında. Nihai hedef, bir yönetmenin ikinci kısa filmini merakla bekleyecek kitleyi oluşturmak.

Short by Short’a filmini yükleyenlerden bahsederken Reyhanoğlu, genç bir yönetmenin ismini hatırlamak için Instagram’ına başvuruyor. Mesaj kutusunun halinden, yönetmenlerle iletişimi kesmediğini fark ediyorum. “Gelen senaryoları okuyorum, e-postalara cevap veriyorum, gerekirse oturup çay kahve içiyoruz. Kitlesel fonlama sistemlerini ve bu kampanyalarda nasıl davranmaları gerektiğini anlatıyorum.”

Hevesli (ve çoğu genç) insanlar tarafından kuşatılmasına imrenerek Short by Short’un kendi hayatında nasıl değişikliklere yol açtığını soruyorum. “Beni çok etkiledi” diyerek özetliyor bu değişimi. “Ben hayatımda hiç kendi yaş grubuma bakmadım, hep arkamdan gelen insanların fikirleriyle hareket etmeye çalıştım. Onlarla bir arada oldukça üretmeye başladım. Şimdi daha fazla ne üretebilirim derdine düştüm. Sürekli üretiyorum” diyor. Belli ki üzerinde çalıştığı tek proje Short by Short değil.