Son Kalem Ustası

Eski karikatürist David Rees, sıfırdan işkolu üretip ticarete girdi. Hızını alamayınca felsefeye de bulaştı. Zen'i, yogayı bir kenara bırakın, kalem sivriltme maddi manevi tatmin ediyor.

21 Ekim 2015

Son Kalem Ustası

Gözlükler tamam, kar beyaz önlük tamam, kurşunkalemler ve çakı tamam... David Rees masasının başında. Saatlerce uğraşıp kalemleri yontacak, uçlarını sivriltecek. Haybeci, dandik kalemtıraşlarımızla, bizim asla ulaşamadığımız bir zarafete ve keskinliğe ulaşacak. Sonra da bu kalemleri satacak. Hayrına çalışmıyor elbette. Rees geçimini kalem yontarak (veya açarak) kazanıyor ve ben şaka yapmıyorum.

Karşımızdaki adamın tuhaflığını anlamak için bileşenlerine ayıralım:

- Fazla okumuş her insanın içindeki kırtasiye (bu örnekte kalem / kalemtıraş) aşkı onda marazi boyutlarda.

- Kalem sivriltmenin hem bir zanaat hem de felsefi bir duruş olduğuna inanıyor.

- Bunun saçmalığının farkında olduğundan, kendisiyle de dalga geçiyor.

- Felsefe ve dalga geçmeyi doğru oranlarda karıştıran herkesin yapabileceği şeyi yapıyor, boşluğu görüyor ve o boşluk hakkında kitap yazıyor: How to Sharpen Pencils? (Kalemleri Nasıl Sivriltmeli?)

- Bir yandan da kalem ucu sivrilterek para kazanmaya devam ediyor.

Rees’in CV’sindeki güncel madde, böyle denilebilirse, kalemtıraşlık. 2001-2009 yılları arasındaki notlardaysa, kalemle başka bir tür ilişki kurduğu, karikatüristlik yaptığı bilgisi var. Bush dönemine saran çizgi dizisi Get Your War On, epey rağbet görmüş. Ne var ki, Bush zihniyeti Obama’ya yenilince, Rees kendini de yenik sayıp karikatüristlikten emekliye ayrılmış. Bir sonraki durağı, ABD Nüfus İdaresi’nde geçici ve sıkıcı bir iş. Rees, bu görevi sırasında kendisine bir sürü kalem ve kalemtıraş verildiğini anlatıyor. O da sıkıntıdan kendini yontma ve sivriltme işine adıyor. Giderek de ustalaşıyor. Sonrasını tahmin edersiniz.

OTOMATİKÇİLER HASTA RUHLARDIR

Ama ben yine de anlatayım, çünkü çok kısa bir hikaye: Rees, evinde bir kurşunkalem sivriltme atölyesi kurar ve olaylar gelişir. Bugün itibarıyla siz ona kaleminizi gönderiyorsunuz, o da sivriltip özel bir tüp içinde, bir sertifika ve 15 dolarlık bir fatura eşliğinde size geri yolluyor. Ya da önceden yonttuğu kalemleri gönderiyor: “Müşterilerimin kalemleri kullanmasını isterim. Kullansınlar ki geri göndersinler, ben de yeniden para kazanayım. Ne yazık ki saklamayı tercih ediyorlar. Kalemlerimi bir sanat eseri olarak görmeleri beni onore ediyor ama bu yüzden gelirim azalıyor.”

Herkesin kafası farklı çalışıyor. Rees hiç yoktan bir iş kolu tanımlayıp, onu ilkin zanaata, sonra da ticarete döktü. Kazancının fena olmadığını söylüyor. Neil Gaiman ve Spike Jonze gibi eksantrik her işe bulaşmayı görev bilen hatırlı müşterileri var. Çocuğuna uğur kalemi arayan ebeveynler (evet, böyle de bir pazar mevcut) ona geliyor. ABD’yi baştan başa dolaşıp kalem sivriltme gösterileri yapıyor. İşini icra etmesi için onun şerefine özel partiler düzenleniyor. “Kim seyreder böyle bir şeyi” diye sorma hakkınız tabii ki saklı ama bunu bana değil, Karayipler’de her limanda ayrı parti yapan bir yatın ehlikeyif müşterilerine sorsanız daha iyi. Çünkü yanlarına Rees’i de katıp kalem sivriltmenin inceliklerini öğrenenler onlar.

Piyasadaki kitabını okursanız, siz de öğrenebilirsiniz. Ama öncelikle şu karşılaştırmayla başlayın: “2B kalem kullananlarla otomatik kalem tercih edenler arasında tek bir fark var. Otomatikçiler hasta ruhlardır.” Şimdi diğer yararlı bilgiler:

- Tek bıçaklı kalemtıraş âleminin kralı Alvin Brass Bullet, en zarif markaysa Almanya’dan çıkma Bethge.

- En iyi kurşunkalemler ABD ve Japonya’da üretiliyor.

- ABD ile Avrupa arasındaki kültür farkı çocukluktan başlıyor. Amerikan çocukları sınıflarda duvara monte edilmiş çevirmeli modelleri kullanırken, Avrupalı her çocuğun cebinde kendi kalemtıraşı var.

- Şarapta kurşunkalem tadı arayacak kadar kırtasiye manyağıysanız gönül rahatlığıyla 2006 Château Saint Julian Bordeaux Supérieur’ü deneyebilirsiniz.

- Her kurşunkalem üstadının bildiği sır: Kalemi en güzel çakı sivriltir.

Sözü geçen kitap, kitabevinde hangi rafa konacağı bir türlü kestirilemeyenlerden. Sanat mı, mizah mı, sosyoloji mi, hobi mi, kişisel gelişim mi? Cevap “hepbiri” ama ben onu yine de mizah bölümünde buldum. Yanlış bir tercih sayılmaz, Rees işini kendisi ve sanatıyla dalga geçerek icra ediyor ama siz bir de şu yakarışına kulak verin: “Kalem sivriltmeyi seviyorum, beni bilgisayarın / internetin başından çekip alıyor. Son 10 yılım böyle geçmişti. Şimdi bu işi yapmak güzel çünkü kalem dediğin şey internetin tam da zıttı.”

Bunlar, bir sonraki hedefi “mutlak karanlıkta çalışmak” olan bir adamın sözleri.

HANGİ KALEM SİVRİLTMEYE DEĞER?

David Rees anlatıyor:

İyi kalem iyi ağaçtan yapılır, benim favorim kırmızı ardıç. Gövde düz durur, eğilmez. Grafit gövdenin tam ortasına yerleştirilmiştir. Kalemin tıraşlanmamış ucu boyasız ve lekesizdir. Her kalem sivriltilmeye değmez. Zira bir yıldızlı restorandan dört yıldızlı yemek beklenemez. Ben ne kadar güzel sivriltirsem sivrilteyim, vasat bir kalemden zevk alamazsınız. Altın kuralım da şudur: Elini sabit, bıçağını temiz, zihnini hazır tut.