İyi ki doğdun Michael Jordan!

23 yıllık bu kare sizi aldatmasın. Yaşayan basketbol efsanesi Michael Jordan 50 yaşında...

18 Şubat 2013

İyi ki doğdun Michael Jordan!

Uyandı. 1996. 11 yaşında bir çocuk. Sabahın körü. Hiç bu kadar erken uyanmamıştı. Tek isteği kilometrelerce ötedeki bir adamı basketbol oynarken izlemekti.

3 sene öncesine gitti aklı. 1993. Phoenix serisini banttan izlemişti. Paytak yürüyüşüyle Charles Barkley’den nefret etmişti. Azıcık İngilizce bilgisiyle Dan Majerle’nin lakabına bayılmıştı. Kevin Johnson’ın üçlüklerine kızmıştı. Ama Bulls forması giyen adam onları da devirmişti.

1992. Oralar daha fluydu. Sadece fotoğraflar ve hikayeler vardı aklında. Portland karşısında ilk maçın ilk yarısında attığı 6 üçlük. “The Shrug” (omuz silkme) diye tarihe geçen o kare. Ertesi yıl 3 numara topuyla basket oynarken attığı en basit turnikeden sonra bile omuz silkiyordu artık çocuk.

1991. Önce Ewing. Dip çizgi. Karşısında iki savunmacı. Ortaya dripling feyki. Ters ayağının üstünde dip çizgiye dönüş. Karşısında Ewing de duramazdı. Basketbol bilgisinin, tekniğinin, atletizmin, yeteneğin ve kararlılığın iki saniyelik gösterisiydi.

Sonra finalde şimdiye kadar yüzlerce izlediği o basket. Magic Johnson’ın devrilmesi. Bir çağın kapanması. Bir çağın başlaması. ABD’yi keşfetmişti. Michael Jordan’ı keşfetmişti.

"Geri Döndüm"

93 yazında yaşanan o trajedi. En büyük efsanelerin de babaları vardı. Çocuğun da babası vardı. Sevdiğin birini kaybetmenin ne olduğunu anladı. Beyzbol oynayacaktı efsane. Atarisinde beyzbol oyunu vardı. Belki çocuk da öğrenirdi beyzbol oynamayı.

Sonra 95. ABD medyasına çekilen iki kelimelik bir faks. I’m back (Geri Döndüm). Shaq’li Orlando’ya elenmişti efsanenin Bulls’u. Tamam Hakeem Olajuwon da çok iyiydi ama hiçbiri Jordan olamıyordu.

96. İşte bu sefer geri dönmüştü. 45’i çıkarmıştı üstünden. 72 maç kazanmıştı takımı. George Karl’ın Seattle’ı vardı karşısında. Final serisinin altıncı maçı. Gary Payton çok iyi savunma yapıyordu. Gary Payton’ın çok iyi savunma yapmasından nefret etmişti. Shawn Kemp’in atletizminden nefret etmişti. Ama efsanenin önünde duramazlardı. Efsaneler hep kazanırdı. Annesi geldi yanına çocuğun. “10 dakika” dedi çocuk, “Sadece 10 dakika”. Anladı annesi. Onun da idolleri vardı. Battaniye getirdi. “Üşüme” dedi. Jordan’ı izlerken hiç üşümemişti oysa ki. Kazanmıştı Jordan. Babalar Günü’ydü. Ağlıyordu Jordan. Yere yatmış ağlıyordu. Efsaneler de ağlardı. Babaları için ağlarlardı. Gitti babasını öptü çocuk.

Son Şut

Utah vardı sırada. 1997. Beşinci Maç. 2-2’ydi durum. Serinin en önemli maçıydı. Efsane hastaydı. 40 derece ateşi vardı. Kendisinin ateşi çıktığında annesinin ne kadar üzüldüğünü düşündü. 38 dereceydi ateşi. Yanıyormuş gibi geliyordu. 40 dereceyi hayal bile edemiyordu. Yürüyemiyordu efsane. Pippen bench’e taşıyordu onu molalarda. Fark etmedi. Efsaneler yenilmezdi. 38 sayı, 7 ribaund, 5 asist. Yine kazanmıştı.

98. Yine Utah. Son maç. 1 sayıyla öndeydi Utah. Karl Malone’daydı top. “O top benim” dedi efsane. Her zaman çok iyi bir zayıf taraf savunucusu olmuştu. Yine geldi arkadan çaldı topu. Sürdü. En sevdiği yere sürdü. Russell vardı karşısında. Fark etmezdi. Bu anlar için doğmuştu. Kimse mental olarak onun kadar güçlü olamazdı. Topu soldan sağa çekti. Şuta kalktı. Potanın arkasındaki Utah seyircileri ellerini başlarına götürmüştü bile. Sonucu onlar da çok önceden biliyordu. NBA final serisinin 6. Maçında 45 sayı atıp 6. Şampiyonluğunu kazanırken 35 yaşındaydı efsane. Bulls formasıyla son şutuydu.

Son Dans

Son geri dönüş. Washington formasıyla 40 yaşında 40 sayı atmıştı. Şampiyonluğun yanına yaklaşamamıştı belki ama fizik kurallarını hala alt üst ediyordu. All Star maçındaki müthiş oyunu ve duygusal vedası. Çocuk da büyümek zorundaydı artık. Michael Jordan bir daha basket oynamayacaktı.

Şöhretler müzesine kabul edilmişti efsane. Herkes yapacağı konuşmayı bekliyordu. Çocuk büyümüştü ama hala çocuksu bir tutkuyla bekliyordu. Uzun uzun anlattı, uzun uzun teşekkür etti efsane. Sıradan bir konuşmaydı. Ama efsanenin hiçbir şeyi sıradan olamazdı. “Bir gün beni 50 yaşımda basketbol oynarken görebilirsiniz. Gülmeyin. Asla asla demeyin. Çünkü limitler, aynı korkular gibi sadece bir illüzyondur.”

50 yaşına geldi efsane. “10 dakika” dedi, büyümüş çocuk; “Sadece 10 dakika.”

Aras Bayram