Bir Kahve İçmek İçin Bile Gidilebilecek 10 Şehir

Kimisinin kahvesi kendine özgü, kiminin de kahvehaneleri. Kahve seven GQ okuru, kafe kültürünün nerede gerçekten iyi nerede göstermelik olduğunu da bilir, acı kahveye kanmaz! Bilgilerimizi pekiştirmek için biz yine de listenin üstünden geçelim.

15 Aralık 2015

Bir Kahve İçmek İçin Bile Gidilebilecek 10 Şehir
Taipei / Tayvan:

Güleryüzlü, dost canlısı insanlar. Kahvelerini uzun demliyorlar ve koyu seviyorlar. Siz kahvenizi beklerken onların yüzünden gülümseme eksik olmuyor. Esas numaraları birbirinden eksantrik kafeleri. Gizli favori, Noise Kitchen isimli mekân. Kahveyle oyun bir arada… İkisi bir arada derken bizim kahvehaneler gelmesin akla, burada kafalar biraz tuhaf, Uzakdoğu usulü, müzik eşliğinde oynuyorsunuz; bir yandan da kahvenizi yudumluyorsunuz.

Melbourne / Avustralya

Dünyanın bir ucuna da gitseniz kahvenizi içeceksiniz. Melbourne’e giderseniz zaten başka bir şey içmeyeceksiniz. Bir şehir düşünün kahve fuarı var, kahve dergisi var her semtinde ayrı bir kahve kültürü var. Favori kafe bir Güney Amerikan mekânı Sonido, favori içecek ‘Seven Seeds coffee.’

Havana / Küba

Havana’dan sadece puro gelmez, iyi kahve de gelir. Oralarda en iyi kahve de ‘Eski Havana’nın ferah avlulu, eski usul karo döşemeli, tavanı pervaneli mekânlarında içilir. Mekân farketmez, içeceğiniz şey ya Cafe Cubano (şekerle demlenmiş espresso) ya da ‘cortadito’ (sütlü espresso) olacak. Obama, Küba yönetimiyle flört etmeye başladı: Amerikalılar yakında her yeri doldurmadan rahat rahat kahvenizi için; ileride bu ferahlığı da bu otantikliği de bulamayabilirsiniz.

Viyana / Avusturya

Koca bir fincan buharla ısıtılmış süt ve köpük… Altında da tek shot espresso. Onun adı Wiener Melange… Viyana kafelerinde, tabii süt seviyorsunuz ve yumuşak kahve sizi sıkmıyorsa, sehrin sakini gibi bu siparişi verebilirsiniz. Ama kahve bahane, bu şehirde önemli olan esas kahvehane. UNESCO bu kafeleri, ‘manevi miras’ listesine aldı. Dekorasyon, atmosfer, insanların şıklığı… Kafeyi kafe yapan başka nedir? Viyana kafelerinde hepsi var. Bu sene zaten Viyana çıkışta, gidin baristaya, bir “Wiener Melange’ını alırım” deyin.

Seattle / ABD

Seattle’a giden öyle veya böyle kahvesini içecek. Afiyet de olacak. Ama sağı solu fazla didiklerse, Seattlelıların ‘en iyi kahve nerede yapılır’ tartışmasının ortasında da kendini bulacak. Yapmasın! Çünkü bu tartışmanın sonu gelmiyor! Sonuçta orası Starbucks’ın memleketi, herkes kahve yapmasını biliyor; gidin nerede isterseniz için. Bir de bu pek kahvebilmişi Seattlelıların “Biz Starbucks’a gitmeyiz” yalanına inanmayın. Gidiyorlar!

Amsterdam / Hollanda

Coffeeshop deyince iş Amsterdam’da biter, tamam da, o ‘coffeeshop’larda öncelikle içilen şey kahve değil. Yani halis muhlis kahve arıyorsanız, gidip bir coffeeshop’a dalmayın. Bulmanız gereken yer ‘kahverengi kafe’ler; Amsterdamların söyleyişiyle ‘bruin’ dünyanın geri kalanın tercihiyle ‘brown cafe’ler… O ortamda çok rahat 70’ler filmi çekebilirsiniz diyelim, siz ortamların üç aşağı beş yukarı neye benzediklerini kestirin… En iyi ve en büyük iki örnek Luxembourg ve De Jaren… Amsterdam’a giden, oralara takılmadan dönmesin!

Helsinki / Finlandiya

Dışarıdan baktığınızda dünyanın en sakin insanları ama kafein konusunda nedense açgözlüler… Tamam tüm İskandinavya fazla seviyor bu mereti ama Finlandiya insanı yarın yokmuş gibi kahve içiyor. Başkent Helsinki’de nereye girseniz bir fincan iyi kahve bulursunuz; adres sormak için girdiğiniz bir mekândan bile elinize kâğıttan bir bardak tutuşturulmuş şekilde çıkabilirsiniz. Öyle seviyorlar!

Roma / İtalya

Böyle bir liste Roma’sız olmaz. Yolunuz Roma’ya düştüğünde bir ayak üstü kafe’sine illa ki girin. Ayaküstü espresso’nuzu için, ayaküstü laflayın, çıkın gidin. Her şey beş dakikada olup bitiyor. İtalyanlar iki saatlik hikâyeyi beş dakikaya sığdırabildiğinden yeter de artar bile…

Vancouver / Kanada

Kanada insanı iyi insan, zararsız insan, hayırlı insan… ‘Fair trade’ meselesini tabii ki onlar yürütecekti. Vancouver şehrinde sadece iyi kahve içilmiyor, adil bir şekilde üretilmiş kahve de içiliyor. Kanadalılar tek yürek olmuş, kahveyi getirene içirene, tarladaki çiftçinin hakkını soruyor. Tabii ‘organik’ diye bastıran da onlar… Şöyle iyi bir fincan kahveyi hak ediyorlar. Vancouver’ı ziyaret ederseniz sizden de esirgemezler.

Seul / Güney Kore

Başka izah getirmeye bile gerek yok: Bu şehirde Charlie Brown temalı bir kafe var. Duvarında, masasında, kekinde, kahvesinde Snoopy’siyle, Linus’uyla, hoparlörde Charlie Brown’ın müziklerini yapan Vince Guaraldi melodileriyle on numara mekan… “Başka izah gerekmez” dedik ama şehir zorla kendini dayatıyor. Küresel çekim gücü gitgide artan Seul’de her köşebaşında delifişek bir tematik kahveci açılıyor… Tutuyor da. Dekorasyonu kendi gibi, müdavimleri özel… Beyaz yakalı cenneti şehirde kahveden iyi neyle küp doldurulur zaten?