Karanlık şövalye ne kadar yükseliyor?

Batman serisinin merakla beklenen son filmi Dark Knight Rises öncekilerden ne kadar farklı? Salonları dolduracak seyirciyi neler bekliyor?

26 Temmuz 2012

Karanlık şövalye ne kadar yükseliyor?

 

İngiliz asıllı yönetmen Christopher Nolan’ın başardığı en önemli şey Batman’e hakettiği karizmayı vermesinin yanısıra bir çizgi roman uyarlamasına şimdiye dek yapılmış filmlerden çok daha fazla miktarda ciddiyet ve ağırlık katabilmesidir. Nolan bunu sadece kardeşiyle beraber yazdığı senaryolarla değil maskeli, kostümlü kahramanını tümüyle farklı ele alarak başardı. Basit bir örnek: Önceki Batman filmlerinde ve kısmen Nolan’ın ilk Batman filmi “Batman Başlıyor”da da Batman kostümünün ense kısmı karakterin sağa sola dönüşleri sırasında esnek değildi. Batman bir yere dönüp bakacağı zaman omuzlarıyla dönmek zorundaydı... En çok da yukarı bakmak zorunda kaldığında kötü görünüyordu. Nolan bunu kostümcüsüyle ikinci filmde çözdü.

Nolan diğer çizgi roman ya da süper kahraman uyarlamalarından farklı olarak hikayenin eğlenceli taraflarını hiç görmedi. Tam tersine daha da karartıp insan psikolojisinin karanlık dehlizlerine dalmayı tercih etti. Bu konuda Hollywood’un inşa ettiği bütün genel kuralları yıktı. Bu kurallardan artık bıkan meraklılarına bekledikleri karanlık dünyayı getirdi...



Filmdeki 'anarşizm' gerçek oldu

Nolan bundan önceki filmi “Kara Şövalye”deki Joker karakteriyle yeni bir sinema ikonu yaratmayı da başardı. Joker’in simgelediği anarşizmin onu son derece etkileyici canlandıran Heath Ledger’ın da katkısıyla tehlikeli bir çekicilikle sunuluyor olması üçlemenin final filmi “Kara Şövalye Yükseliyor”un Colorado’daki gösterimine gidenler için pahalıya patladı. Joker karakterinden fazlasıyla etkilenenlerden sadece bir tanesi, 24 yaşındaki James Holmes’un silahları kuşanıp Jokercilik oynamaya kalkması Amerika’da ve dünyada yeni bir tartışmaya yol açtı: Filmler gereğinden fazla ciddiye alınırsa ne olur?

Ama en enteresan olan şey Holmes’un sinemada ateş etmeye başlamadan önce saldığı duman gazını ve ateş seslerini seyircilerin galada sergilenen tanıtım şovlarının bir parçası olarak görüp bir süre kaçmaya yeltenmemiş olmamaları... Bu olayın “show business”ı ilgilendiren bir başka yönü de bu... Gelgelelim bu filmde de oldukça “cazip” bir kötü adam var... Acaba bu son Batman filminin yeni “kötü”sü de yeni James Holmes’lar türetebilir mi?



Kötü adam ideolojisine ne oldu?

Nolan’ın Batman filmlerinin kötülerinin tek bir ortak fikri var aslında. Onlar insanlıktan ümitlerini kesmiş ve büyük bir ‘yıkım’ın temizlik getireceğine inanan ‘yoldan çıkmış’lar... Birinci filmin kötüsü R’as Al Ghul’un kendi kötülüğünün nedenlerini açıkladığı sahneye bakın mesela... Ya da ikinci filmde Batman’in Joker’i sorguladığı sahneye... Kötüler sadece dünyayı ele geçirmeye çalışan çılgınlar değillerdir... Yozlukla mücadeleyi anarşide ve çıkan kaosun sonrasında kurulan yeni düzende ararlar... Bruce Wayne/Batman ise insanlıktan henüz ümidini kesmemiştir...

Üçüncü filmin kötüsü Bane yeraltına itilen bütün ezilmişleri bir araya getirir. Çok büyük bir yıkım planını gerçekleştirmeye başlar. Ama önce Batman’i safdışı etmesi gerekir ve Batman’e tarihinin en büyük zararını verir. Onun gururunu, servetini, güvenini ve sağlığını elinden alır... Tom Hardy’nin canlandırdığı Bane karakteri Hardy’nin vücut dili ve etkileyici ses tonuyla ve tabii ki verdiği bütün zarar ziyanla da çekici ve güçlü bir kötü adam portresi çiziyor. Ancak filmin sonlarına doğru zayıflayan bir kötü adam bu, çünkü yerine başkası geçiyor. Filmin sırrını açık etmemek için burada duralım. Ama üçüncü filmin en büyük senaryo zaafı da zaten tam burada kendisini gösteriyor...



Kadın karakterlerin anatomisi

Nolan’ın Batman filmlerinde kadın karakterler hep daha zayıf işlenmişlerdi zaten. Batman’in yakınlarında dolanan ama sürekli bir ileri iki geri giden Rachel karakteri; ikinci filmde Bruce Wayne’e bir travma hediye ederek ortadan kalkınca Nolan bu üçüncü filmde Rachel’ın yerine iki kadın karakter ekliyor hikayeye. Ancak ikisini de yeterince dolduramıyor malesef. İlk iki filmde adı bile geçmeyen, Bruce Wayne’in şirketinin yeni enerji kaynağına ortak olmak isteyen çevreci patroniçe Miranda Tate ve kendi bencil dünyasında hırsızlık yaparak geçinen “kedi kadın” Selina Kyle, Batman’in görüş alanına giren kadınlar bu kez. Ama Nolan filmin süresi olan 164 dakikanın içine sığamamış bir türlü. Önceki filmlerden de taşımak zorunda olduğu karakterler ve olay fazlalığı yüzünden, bu süreye rağmen hikayesini biraz süratli anlatmak zorunda kalmış. Bu durumun en çok hissedildiği anlar bu iki kadın karakterinin hikayeye dahil oldukları anlar... Selina Kyle’ın hikayedeki konumu iyi mi kötü mü belli olmayan bir kadın olarak çizilmiş. Ancak Batman’le kurduğu yakınlık çok çabuk ve sebepsiz gerçekleşiyor gibi...

Oyuncuların karnesi

Yönetmen Nolan’ın Marion Cotillard’ın “Başlangıç”taki (Inception) katkısından çok memnun kaldığı belli ki Miranda’yı genç Fransız aktriste emanet etmiş. Cotillard bu son derece kısıtlı yazılmış karakterin sınırlarını zorlayamamış bile ne yazık ki. Anne Hathaway ise Michelle Pfeiffer’ın “Batman Dönüyor”daki “kedi kadın”ından iyi değil ama Halle Berry’nin “Kedi Kadın”ınkinden katbe kat iyi. Biliyorsunuz Halle Berry bu performansıyla Altın Ahududu’nun en kötü kadın oyuncu ödülünü bileğinin hakkıyla kazanmıştı. Hathaway de kendisine açılan alan içinde Cotillard’dan daha şanslı durumda. Çünkü mizacının iniş ve çıkışlarını daha net görebilmek mümkün.

Christian Bale üç Batman filminde en iyi performansını bu filmde vermiş. Önceki film zaten Joker’in ve dolayısıyla Heath Ledger’ın filmiydi bu anlamda. Bane rolündeki Tom Hardy’nin yanısıra John Blake adlı karakteriyle yine “Başlangıç”tan transfer olan Joseph Gordon-Lewitt filmin parlayan oyuncularından. Lewitt’in yüzünden akan samimiyet pek çok sahnede onun için bir avantaja dönüşmüş...



Aksiyon sahneleri daha cimri

“Kara Şövalye”de Nolan filmde gördüğümüz her şeyin gerçeğe en yakın haliyle olmasına özel bir ilgi gösteriyordu. Nitekim ters dönen 16 tekerlekli tır gerçekten de ters dönüyordu. Finalde patlatılan koca bina gerçekten de patlatılan koca bir binaydı. Batman’in kullandığı bütün teknolojik araç gereç gerçekten yapılmış/icat edilmişti. Özellikle motorun etkileyiciliği tartışılmaz. Zaten estetik katkısından dolayı bu filmde de sıkça kullanılmış. Yine ikinci filmde bolca patlama sahnesi gerçekleştiren Nolan’ın bu üçüncü filmde aksiyon sahnelerinde biraz daha cimri davrandığını söyleyebiliriz. Büyük olasılıkla yine bir helikopterden modifiye edilerek gerçekleştirilen uçan aletin olduğu sahneler dışında aksiyon anlamında ekstrem bir sahneye rastlanmıyor. Gotham şehrini ise ilk kez bu kadar genel resimlerle ve bu kadar ‘Amerikan’ görebilirsiniz.

Filmin notu

Bir üçlemenin daha sonuna gelmişken Nolan’ın üç Batman filminin içinde ilk filme nispeten biraz daha geride kalacak bir veda filmi bu. Yani ikinci film “Kara Şövalye” bu türün başyapıtlarından biri olarak hâlâ yerini koruyor... Bundan sonra yapımcılar yeni bir Batman serisi daha başlatmayı planlıyorlar. Ama Nolan yönetmen koltuğunda kendisinin oturmayacağını çoktan açıkladı bile. Yapımcılarsa en azından yeni Batman filmlerinin hikayelerini yazması için onu ikna etmeye çalışıyorlar... Ayrıca büyük olasılıkla Christian Bale de Batman kostümünü –belki de kendi fantezileri dışında- bir daha giymeyecektir... Ama yeni Batman filmlerinin bu kadar karanlık olup olmayacağı yine tam bir muamma... Özellikle de Colorado’daki gala baskınından sonra...