Cristiano Ronaldo GQ Style'da

Real Madrid'in ünlü golcüsü Cristiano Ronaldo ile herkesten iyi olmak ve öyle kalmaya çalışmak üzerine...

25 Nisan 2013

Cristiano Ronaldo GQ Style'da

Televizyon başında onun ne kadar iyi oynayıp oynamadığı üzerine ahkam keserken aslında ne konuştuğunuzu bilmiyorsunuz. O ayakkabıların içinde olmanın nasıl bir şey olduğunu bir de sahibinden dinleyin.

Cristiano Ronaldo’yla eski bir mezbahada buluştuk. Ben ve o. Yalnızca ikimiz. Tabii fotoğrafçımız dışında. Bir de onun asistanları. Bir de üç stilisti. Ve makyözler. Belki birkaç koruma. Ve tüm göz kamaştırıcılığıyla, yerçekimine meydan okuyan 12 santimlik topuklarının üstünde Irina Shayk. Tüm bunlara rağmen yine de baş başayız. Yoksa bizim dışımızda kim Ronald Reagan hakkında konuşma ihtiyacı hisseder? Kim mekik çekmek ve merkezkaç kuvvetiyle ilgili bir muhabbete girer?

Röportaj bir süredir hazır bekliyordu ama belki de mekanın doğası gereği bir soruyla değil, bir özürle başlamak istedim. Bu zamana kadar hakkında yaptığımız tüm kirli dedikodular ve onu parça parça ettiğimiz ağır eleştiriler için. Sanki herkesten iyi olmak (belki Messi dışında) kolaymış gibi...

Gelecekte kesin olan birkaç şeyden biri şu: Messi rekorları ne kadar çiğneyip tükürürse, seyirciler onun yeni başarılarını ölçmek için ne kadar yarışırsa, CR7 bu farklı ama eşit kusursuzluk savaşında onu geçmek için daha çok çabalayacak. Savaş arenasının La Liga olup olmayacağıysa soru işareti. Birçok ipucu bize bunun Madrid’deki son sezonu olduğunu düşündürüyor. Ama bu ne kıyamet demek, ne de hüzün. Karşımızda sıcakkanlı, güleryüzlü, meraklı bir Cristiano var. Hatta mutlu bile görünüyor. Belki de bu röportajın sonunda onu bekleyen Messi değil, Irina olduğu için.

Portekiz’de yükselen Reagan sevgisi

Ronaldo ismini Ronald Reagan’dan aldı. Fikri babası sahiplense de o, asıl Reagan hayranının annesi olduğunu söylüyor, “Aktörün değil, başkanın” diye ekleyerek. Zaten Ronald Reagan’ın filmleri hakkında pek bilgili sayılmaz. Çocukluğunda evde western değil Bollywood filmleri izlenirmiş.

Ama biz bugüne dönelim. Real Madrid’de Portekizli oyuncuların bir klan gibi gezdiği söylentileri dolaşıyor. Birçok spor yazarına göre başarının büyük bölümü de bu klanın omuzlarında. Ronaldo bunu abartılı buluyor: “Elbette başta aynı dili konuştuğumuz için Kaká ve Pepe’yle yakınlaştım ama buna klan diyemeyiz.”

O böyle dese de, Portekizli oyuncuların Real Madrid için taşıdığı yük ağır. Ronaldo da bunun farkında ama “Kupalar önemli ama başka önemli şeyler de var” demekten geri kalmıyor: “Real Madrid dünyanın en büyük kulübü, insanlar bizden mükemmel olmamızı bekliyor. Ama gelişmenin sonu yok.”

Bu profesyonel futbolcu cümleleriyle konuşan adamın saha dışındaki imajı da en az sahadaki başarısı kadar konuşuluyor. Kız arkadaşı, oğlu, saç şekli, giyimi, ojeleri, tatilleri... Gazetelerde özel hayatıyla ilgili haberleri okumaktan kaçındığını söylese de, futbol dışı eleştirilerden rahatsızlığını saklamıyor: “Ben neysem oyum. İnsanlar ne görmek istiyorsa onu görüyor.” Sahadaki başarılarının spor yazarları tarafından eleştirilmesiyle ilgili hiçbir problemi yok, eleştiri mesleğin bir parçası: “Sahada kötüysem ben de anında anlıyorum ve ertesi gün yazacaklarını biliyorum.”

#related_item_#


Kendine karşı fazla katı olmamaya özen gösteriyor. Her maçı eve gidince tekrar izleyip hatalarını saymasa da, “Çoğunu izlemeye çalışıyorum, daha iyisini yapmama yardımcı oluyor” diyor.

Yenilgiyse kolay hazmedebildiği bir şey değil. Eğer önemli bir finalse, yenilginin ardından birkaç gece uykularının kaçtığı oluyor: “Bu da işin parçası. Olmaması gerek ama oluyor işte.” En kötü içine oturan, Avrupa Şampiyonası yarı finalinde İspanya karşısında aldığı mağlubiyet: “Penaltıları kaybetmek hep acı verici olur. Ama 120 dakika sapasağlam oynadıktan sonra daha da kötü.” Ronaldo o gece ağlamamış ama yenilgilerden sonra gözyaşı döktüğü oluyormuş.

Çalışmayana yükseklerde yer yok

Sadece sahada değil, hayatın her alanında hırslı. Rekabeti seviyor. Hakkında çok konuşulan fit vücudu için her gün saatlerce çalıştığı doğru ama günde 3 bin mekik çektiğinden kendisi de pek emin değil: “Kaç mekik çektiğimi saymıyorum. Sadece yapıyorum.”

Benim baktığım yerden hayatının büyük kısmı spor salonunda geçiyor gibi görünüyor. “Yine de dinlenmeye vaktim var” diyor ve ben gayri ihtiyari “yine de” kısmına takılıyorum.

Ona göre modern futbol bunu gerektiriyor: “Eğer oyunun zirvesinde olmak istiyorsanız doğru beslenip, iyi uyuyup, egzersiz yapmalısınız. Sezonun izin verdiği nadir zamanlarda ‘kapa’ tuşuna basıp rahatlayabilirsiniz.”

#related_item_#

Röportajın devamı GQ Türkiye Mayıs sayısı sürprizi GQ Style ekinde ve GQ Türkiye Mayıs iPad edisyonunda.