Pornonun o anları: 4. bölüm

“Spanking” modasını başlatan gelişme neydi? Erotik Yeşilçam’ı ne kuruttu?

03 Ağustos 2012

Pornonun o anları: 4. bölüm

Şaplağa doyamayanlar

Porno filmlerden önce pornografik kartpostallar vardı. 19’uncu yüzyıl 20’nci yüzyıla dönerken, özellikle Avrupa’da kartpostal pazarı genişledikçe genişliyordu. Aslında açılış çıplak kadın fotoğraflarıyla yapılmıştı ama... İşin çığrından çıkması mı dersiniz ya da tam tersine işlerin rayına oturması mı; büyük değişimin yaşanması fazla zaman almadı. Birkaç yıl içinde, bugün internette bulabileceğiniz pornografik fantezilerin büyük bölümü, siyah-beyaz baskılı kartpostalların üzerini kaplamıştı. Her türlü cinsel birleşme pozisyonu, eşcinsellik deneyimi, grup seks sahneleri, üniformalılar, etnik kıyafetliler, maskeliler, kırbaçlılar... Bazıları tutuyor, bazıları tutmuyor, kartpostalcılar deneme-yanılma yöntemiyle çalışıyordu.

1910’a doğru, iki kartpostalla bir deneme daha yaptılar: Yaşlıca bir adam, genç kızı kucağına yatırmış, kıçını tokatlıyor; yarı çıplak bir kadın, bir adamı kucağına yatırmış aynı işlemden geçiriyor. Bu deneme, yanılmayla değil turnanın gözünden vurulmasıyla sonuçlandı. 100 küsur yıl önce Paris’te o iki kartpostalın piyasaya verildiği an, porno üreticileri için tam bir uyanma anı oldu. O gün bugündür kadınlar erkekleri, erkekler kadınları, kadınlar kadınları, erkekler erkekleri, yaşlılar gençleri, öğretmenler öğrencileri kucağına yatırıp, İngilizce ve pornoca dillerinde spanking denen şekilde...

Her yıl tüketilen pizzanın kaç kilometrekare kaplayacağını, yıllık diş macunu kullanımıyla dünyanın çevresinin kaç kez dolaşılabileceğini vs. hesaplayan istatistikçiler, 1910’dan bu yana porno için atılan dayağın da hesabını çıkarsalar araba birimi üzerinden. Sırf spanking’le kaç araba sopa, o kadar sopayla kazanılan kaç eşek yükü para?

Yerli pornoya darbe

Meşhur seks filmleri furyamızın 1974’te başladığı kabul edilir. Porno sınıfına girmek bir yana, erotikliği bile tartışılacak komedi filmleri ağırlıktadır ilk dönemde. Tamam; Arzu Okay, Mine Mutlu, Figen Han ve arkadaşları hem seksi hem çıplaktır ama yataktaki diğer oyuncu Bülent Kayabaş, Mete İnselel, puantiye donuyla Aydemir Akbaş filan olunca... Bilinen hikayeyi uzatmayalım; sonra yerli seks filmlerinin arasına yabancı hardcore filmlerden alınmış birkaç dakikalık parçalar yerleştirilir, sinema salonlarının kapısında “Devamlı ilaveli, devamlı ilaveli!” diye bağırılır, salonlar bu parçalara göre dolar boşalır ve bu arada da yerli seks filmlerinde oyuncu kuşağı değişir. 70’lerin sonunda daha cesur oyuncular vardır. Artık Türkiye, yabancı porno filmlere bağımlı olmayacak, kendi pornosunu kendisi yapacaktır.

1979’da, “Öyle Bir Kadın ki” filminin iki başrol oyuncusu Zerrin Doğan ile Levent Gürsel, tarihi sahneyi başarıyla tamamlar. İlk kez bir Türk filminde tam ve gerçek cinsel birleşme sahnesi yer alacaktır. Zerrin Doğan kadar cesur olan bir başka isim, Dilber Ay’dır. Flash TV’de “Kadere Mahkumlar” programını sunan ve televizyon reklamlarına çıkan Dilber Ay değil, karışmasın. Zerrin Doğan ve Dilber Ay’ın özel katkılarıyla Yeşilçam, 1980’e kendi pornosunu üretebilmenin güveniyle girer ama 12 Eylül darbesi, pek çok şey gibi, bu üretimi de kökünden kesip kurutur. “O an”ın devamı gelmez!

Zerrin Doğan ile Levent Gürsel’in imza attığı “o an”, yerli porno filmlerin Amerikan pornosuna baskın çıkması, 12 Eylül darbesi ve “Our boys have done it!” Şimdi sormaz mıyız, bütün bunlar tesadüf müdür diye? Sormayız tabii. Türkiye’de daha saçma şeyler soruluyor olabilir ama biz yapmayalım.

Pornonun o anları: 3. bölüm

Pornonun o anları: 2. bölüm

Pornonun o anları: 1. bölüm

Pornonun o anları her ay GQ'da