Sınırsız dünyanın adamı

Böyle bir kariyer karşısında o nefesiniz kesilebilir. Ali Aslan sınırlarla dolu bir dünyada hayran olunacak başarılarıyla sınırları çoktan kaldırmış.

12 Eylül 2014

Sınırsız dünyanın adamı

Kainatta dünyanın tek yaşanabilir gezegen olduğunu zannederiz. Yahut ülkemiz dışında başka bir yerde hayat yokmuş gibi gelir sınırlardan dışarı çıkana kadar. İnsanoğlu sınırları ne kadar aşarsa daha iyi görür büyük resmi. Hayata bakış açısı değişir. Ali Aslan dediğimde birçoğunuz “kim ki bu adam?” diyecek kuvvetle muhtemel. “Türk ismi var ama ünlü olsak bilirdik herhalde?” diyeceksiniz. Ve ne kadar sınırlarla dolu bir dünyada yaşadığınızı onu tanıdığınızda daha iyi anlayacaksınız. Ve karşınızdaki bu adam dünya üzerindeki sınırları çoktan kaldırmış. Nefeslerinizi tutun, birazdan okuyacağınız kariyer karşısında o nefesiniz kesilebilir çünkü.

Sizi Türk kanallarında ya da basınında görmedikleri için herkesin benden önce soracağı bir soru var. Onunla başlayalım. Ali Aslan kimdir, ne yapar?

Babam doktor, Hataylı; Annem avukat, Mersinli; kardeşim İlknur ise İstanbul'da yaşıyor. Ben Türkiye'de doğdum. Babamın Almanya'da ihtisas yapmak istemesiyle, daha 9 aylık iken Almanya'ya göç ettik. Hamburg şehrinde büyüdüm. Almanya’nın eski birinci lig takimi FC St. Pauli'nin paf takımında oynadım. Galatasaraylıyım, zaten Aslan soyadiyla başka bir takım tutmam imkansız. Almanya'da liseyi bitirdikten sonra üniversiteyi okumak icin ABD'ye gittim: İlk önce Boston (Boston University) sonra Washington DC (Georgetown University).

Televizyonculuğa CNN'in Washington bürosunda başladım. Sonra ABC News için çalışmak üzere New York'a taşındım. Orada eski anchorman Peter Jennings'in yanında muhabir olarak çalıştım. BM bürolarını yönettim. Bu sırada yüksek lisans için Columbia Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler ve Gazetecilik bölümlerini tamamladım.

2006 yılında Almanya'ya dönüp siyasete atıldım. Berlin'de Siyaset ve basın danışmanı olarak Angela Merkel'in kabinesinde görev aldım. 2012'de televizyonculuğa geri döndüm. Almanya'nın önde gelen kanalı Deutsche Welle TV'de "Quadriga" isimli talk show programın sunuculuğunu yaptım. Berlin'de çekilen bu program 200 ülkede, 100 milyonun üzerinde izleyiciye ulaşıyor.

Onun dışında bütün dünyada sayısız konferanslarda konuşmacı ve moderatör olarak görev yapıyorum Birleşmiş Milletler başta olmak üzere pek çok organizasyon tarafından "Genç Lider" sıfatıyla onurlandırıldım.


Kariyeriniz karşısında nutkum tutuldu. Peki Ali bey “Almanya'da Türk olmak nasıl bir şey?” sorusu klişedir ama Almanya'da bir Türk siyasetçi, bir Türk gazeteci ve televizyoncu olmak nasıl bir şey? Burayla kıyasladığınızda avantajları ve dezavantajları neler?

Doğruyu söylemek gerekiyorsa ben artık insanların beni nasıl gördükleri konusunda pek fazla kafa yormuyorum. Sıfatların benim için pek bir önemi yok. İnsanlar beni Türk, Alman veya Amerikalı olarak görmek istiyorlarsa, hepsine razıyım. Çünkü içimde üç kültürü de barındırıyorum.

Dünyadan sınırları kaldırmış bir insan, bu harika. Ali Aslan bu yoğun kariyer gündemi dışında neler yapar? Onun için sosyal hayat nelerden ibarettir?

Dünyayı gezmeyi ve yeni tanımadığım ülkeleri keşfetmeyi çok seviyorum. Futbolu hem seyirci olarak, hem oynamayı çok seviyorum. Onun dışında Berlin'in kültür faaliyetlerinden mümkün olduğunca fazla faydalanmaya çalışıyorum. Vaktim olursa beğendigim Amerikan dizilerini izliyorum. Favorilerim arasında Sopranos, Breaking Bad ve House of Cards var. Bu bilgiyi de esirgemek istemem: Bir Hataylı için affedilmez olsa da et yemem, yani vejeteryenim.


İstanbul’a geldiğinizde olmazsa olmaz ritüelleriniz neler?

İstanbul'a geldiğimde genelde annem ve kardeşimle zaman geçiririm. Caddebostan ve Bebek'te yürüyüş yaparım. Akrabalarımı ziyaret ederim. ABD'de yaşadığım sürede, üniversitede edindiğim Türk arkadaşlarımla buluşurum. Varsa Galatasaray maçına giderim. Ayrıca kardeşimin düzenlediği "AlumniTürk" etkinliklerine katılırım.

Ali Aslan’ın bundan sonraki hayalleri neler? Neler yapmayı düşlüyorsunuz hayatınızda ve kariyerinizde?

Şimdiki TV programımı yaklaşık üç yıldır sunuyorum. Ondan önce uzun yıllar siyasette bulundum. Ondan önce de uzun yıllar ABD'de muhabir olarak çalıştım. Kendimi kısıtlamak istemiyorum. Ama tabiki bundan sonra da bana zevk veren televizyon programları sunmak isterim. Ama bunun illaki Almanya'da olması şart değil. Almanya, ABD, Türkiye... Her şey mümkün. Nerede olursa olsun şimdiki işimi en üst düzeyde ve en üst seviyede yapmak istiyorum.